Evin etrafına baktığında kimseler görünmüyordu. Penceredeki bıraktıkları işaret doğru ve yerindeydi bir tehlike görünmüyordu. İçeride kimler vardı gelmesi gerekenler gelmişmiydi, kafasında bir çok soruyla sokağa girdi evin olduğu kaldırıma çıktı her an bir şey olacak gibi bir eli parkasının cebinde namlusuna kurşun sürülmüş horozu kaldırılmış tabancasının kazasını sıktı, adımlar bitmek bilmiyordu sanki, saniyeler durmuş herşey ağır çekimde hareket ediyordu.
Muhbiri garajda kendi gözlerimle gördüm tanıdığım bildiğim mücadelede en çok güvendiği arkadaşlarından birisisiydi.
Eğer eve gidip uyarmazssa belki toplantı katliama dönüşecekti.
Kendi bölgesinin direnisini yönetiyor aynı zamanda merkez komite üyesiydi on yıldır yeraltındaydı, kendisini bilen bir kaç kişi vardı bunlarlada bağlantı halindeydi, sadece belirlenen zamanda bu arkadaşlarla görüşüyor talimatları tabana bu kişiler ulaştrıyordu.
Kendisi aslında ülkenin kuzeyinde mücadeleye katılmış burada partinin illegal mücadelesinde yükselmiş aldığı kararlar önce sokak sorumlulugundan kent sorumlusuna sonra bölge sorumlusu olmuştu
Tam on yıl sonra kendisini kimsenin tanımadığı kuzey bölgesine gelmiş bir fabrikada döküm ustası olarak işe başlamıştı.
Parti bağlantı kuracağı kişileri bildirmiş bir kurye aracılığıyla bu kişilerle ilişkiye geçmiş tek tek görüşerek bilgi edinmiş partinin aldığı kararları anlatmıştı.
Altıncı ayın da iki metropol kentte hücre evleri basılmış on arkadaşları çatışmada infaz edilmişti.
Buraları bilen birileri ihbar etmişti yani içlerinde bir yada bir kaç hain vardı, kendi bölgesinde yeraltı çalışmasında bir sorun yoktu.
Yine de dikkat etmek gerektiğini alt kadroya bildirmiş en ufak duyum, dedikodunun bigisinin verilmesini merkeze şifreli bildurilmesi istemişti.
Çok geçmeden bir bölgede daha hücre evine baskın düzenlemiş üç yiğit arkadaş daha katledilmişti…
Parti kuryesi eline pusulayı verdiğinde bu gelişmelerle ilgili olduğunu tahmin etmişti.
Pusulada sadece rakamlar vardı bunu karşılaştıracağı kitaba baktığında başkent tarih ve adres yazıyordu.
İşyerinden izin alarak otobüse bindi yanında getirdiği tabancayı koltuğun yan tarafına zula yaptı ceketini üstüne atarak iyice örttü.
Yolculuk sakindi güvelik güçleri bir iki yerde gelişi güzel aramış kimlik kontrolü yapmışlardı.
Ormanlık bölgelerde gerilla güçlüydü. Yağmur ormanları sık tropikal bitki örtüsüyle gerillaya kamuflaj sağlıyor özel güç bile ormana girmeye cesaret edemiyordu.
İktidar Amarika hükümetiyle yaptığı anlaşmalarla çeşitli silah ve danışman yardımı alıyordu.
Hatta zaman zaman orman uçaklarla bombalandıyor koordinatları Amerikalı danışmanlar sağlıyordu.
Elinde getirdiği kitabı okumaya çalıştı “Latin Amerika’nın kesik damarları” “Topraklarındaki zenginlikler nedeniyle beş yüzyıldır kesintisiz bir şekilde yağmaya ve saldırıya maruz kalan
Latin Amerika’nın hikâyesi” Eduardo Galleano
Okudukça mücadelenin bir kez daha haklı ve zorunlu olduğunu düşünüyordu.
İki günlük yol başkentin garajın da son buldu, garaj curcunaydı kalabalık gürültü araba kornaları, geleneksel inka panço giysileriyle and dağlarından gelen yerliler kırmızı ağırlıklı rengarenk şapkalarıyla bağırarak bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı.
Aralarından zar zor gecerek çıkış kapısına doğru yönelmişti ki ileride yüzü tanıdık birine benzeyen kişiye baktı, evet oydu kafasını eğdi tanış olmanın anlamı yoktu, oda toplantıya gelmişti,
Kalabalığa karıştı karşı kaldırıma geçti, iki katlı otel yazan kemerli sütunun arkasından bir kere daha o kişiye baktı biriyle selamlaştı o kişi yanına gelerek cebinden sigara çıkarıp ikram etti. İki kişi daha gelip onlarda sigara yakıp konuşmaya başladılar
Giyim kuşam bunların polis olduğunu gösteriyordu.
Amerika’nın devlet yardımı diye polislere elbise ayakkabı gönderilmişti tabiki işkence aletleriyle birlikte. Standart sivil polislerdi bunlar.
Biraz daha saklanarak izlemeye başladı bu arada kafasından bin türlü şey geçiyordu. Eğer bu ispiyonsa komite toplantısı tehlikedeydi.
Hızlı hareket etmeliyim diyerek gölgelere karıştı.
İlk verilen adrese gitti burası kent kıyısında sıvaları dökülmüş yer yer daha önce kirli beyaz renkte olduğu anlaşılan bir evdi sokakta çocuklar bir bezi üst üste sararak top haline getirdiği pacavrayla maç yapmaya çalışıyordu tam kapıya doğru gideceği sırada başında hasır şapkalı iki çocuk sanki oyun oynarmış gibi koşarak yanına geldi kendini kurtarmak istermiş gelip beline sarıldı ve hızlıca arkadaşından kaçarak ikiside uzaklaştı.
Çocuk cebine bir şey bırakmıştı biraz yürüdü sokağı dönüp ileride bulunan parka girdi yeşilliklerin içine doğru ilerlerken takip edilip edilmediğine baktı.
Cebine baktığında bir pusulaydı yeni bir adres ve sifre vardı.
Okudu ezberledi ve pusulayı yaktı.
Verilen adres fazla uzak değildi okul zamanından biliyordu
Kapıyı şifreli şekilde vurdu, bir kaç kilit sesinden sonra kapı açıldı hızlı bir şekilde içeri girdi karşısında iki kişi vardı sarıldılar.
“Hos geldin yoldaş” dedi ikiside
“Hoş geldim yoldaşlar fakat çok kötü bir olaya tanık oldum”
Başından geçenleri anlattı, anlattıkça sinirleniyor kendisyle aynı yolu takip ettilerse birazdan burada olacaklarını hatta belki de etraflarını sarmış olabilecekerini söyledi.
Bunları anlatırken karşısındaki yoldaşların pek bir tedirgin olduğu yoktu. Şaşırdı bilmediği birşeyler olduğunu düşünmeye başladı, merakla arkadaşlarına baktı.
“Gel yoldaş yolun uzundu biz de tam yemek yiyecektik olayları konuşacak zamanımız olacak” dedi.
İçeri geçtiğinde masaya bir tabak daha konuldu içeride beş kişi olmuşlardı.
Zaman geçtikçe dışarıdan birileri geliyor ellerinde ve sırtlarında getirdikleri çuvalları iç odaya bırakıyorlar odaya giren bir daha dışarı çıkmıyordu.
Oda ne kadar geniş olabilir ki demişti kendi kendine.
Arkadaslardan biri omuzuna dokundu bir başka odaya doğru beraber yürüdüler, oda sanki elden geçirilmiş gibiydi boya badana kokuyordu.
“Yoldaş neler oluyor böyle toplantı için gelmemiz söylendi.”
Yoldaş gülümsedi
“Dışarıdan gelir gelmez böyle bir ortama düşmek şaşırtıcı biliyorum ama merak etme baskent sorumluları herşeyi titizlikle hazırlıyorlar.”
“Anlamadım size bir olası bir ihanetten bahsettim yoldaş bu toplantının tehlikede olduğunu gösteriyor ve siz hala hazırlık içerisindesiniz.”
“Şu an sana bir çok şeyi anlatmam gerekiyor biraz daha sabret hazırlıklar bitsin Kendi aramızda bunu görüşeceğiz, sadece şunu bil partinin verdiği kararı uyguluyoruz.
Çuvalları taşımaya yardım ederken tuttuğum çuvalı sırtıma atarken içindekilerin silah olduğunu anladım. Bir sonraki çuvalda ppsh 41 silahlarının tamburalarını fark ettim, sanki savaşa hazırlık yapılıyordu.
Taşıma işi bittikten sonra bir arkadaş
“Gel yoldaş” diyerek önümde yürümeye başladı odaya girdik odada kimseler yoktu duvardaki perdeyi yana çekti duvar yıkılmış başka bir evin içinden yürümeye devam ettik evin içinde bir kaç kişi Şarjörlere mermi dolduruyorlardı yan yana dizilmiş AK 47, M16 kısa namlulu silahlar vardı.
Bir kaç evi daha geçtik bir araziye çıktık sık çalıların ve ağaçların olduğu patikayı geçtikten sonra muz yapraklarının ördüğü bir geçitten geçtik tek katlı bir binaya girdik.
Tek bir girişten girip onlarca alana kimse görmeden gidebileceği bir sistem yapılmıştı.
Karınca yada köstebek yuvası gibiydi.
Eve geldimizde iki arkadaş bizi karşıladı biri üniversite yıllarından beri tanıdığım bir yoldastı selamlaştık
Merkez komitesinden beyaz saçlı bir arkadaş bana el salladı yanına gelmemi istiyordu, elimde bulunan malzemeleri diğer yığınların yanına bırakırken çuvalın içinde el bombaları olduğunu anladım. Kaç kere böyle çuval taşımıştık merakım iyice arttı diğer çuvallarda da kısa namlulu yarım otomatik ailahlar olmalıydı.
Arkadaş ” hoş geldin bölgen de durum nasıl”
– çalışmalar devam ediyor sıkıntı devletin kurduğu muhbir ağı onu da elimizden geldiğince askari seviyeye indirdik.
” İyi iyi bu olaydan sonra daha iyi olur umarım”
– Yapılanın ne olduğunu biliyor musun ?
Tebessüm etti yoldaş ” Dışarıdan gelen arkadaşlara biraz sonra bilgi verilecektir”
Garaj da gördüğüm olaydan bahsedecektim vazgeçtim.
Hazırlık bir buçuk gün sürdü, komitedeki arkadaşlara toplantı haberi geldi yakın bir evin ikinci katında yapılacaktı toplantı.
Sohbet ettiğim eski bir gurup arkadaşıma görüşürüz dediğimde kapı açıldı ve içeri polislerle gördüğüm kişi girdi, selamlaşarak toplantının yapılacağı merdivenlere doğru ilerledi, içimden büyük cesaret dedim.
Arkadaşlarını sat sonra buraya hiç birşey olmamış gibi gel.
Belimdeki silah her an lazım olabilirdi bende onun arkasından yürüdüm bir ara kimse fark etmeden namluya mermiyi sürdüm.
Bu kadar kişinin toplanması yanlıştı bir ihbar gittiyse hareketin bölgeler ve merkez komitesi yakalamacak yada infaz edilecekti.
Bu fikrimi bir an önce söylemeliydim.
Salon da ikişerli üçerli konuşmalar oluyordu.
Beyaz saçlı yoldaş
” Oturabiliriz arkadaşlar toplantı başlamıştır.”
Masa etrafında oval bir oluşumla herkes yerlerine oturdu ben muhbir kişinin arkasına oturdum.
Başkan ” arkadaşlar toplantı başlıyor birazdan bir iki gündür yapılan çalışmaları açıklayacağım fakat önce söz almak isteyen varmı.
Ben elimi kaldırdım söz verildi.
Önümde ki kişiyi göstererek bu kişinin muhbir olduğunu garaj bölgesinde polislerle gördüğümü söyledim.
O kişi bana baktı güldü başkan da gülüyordu.
” Yoldaş doğru görmüşsün arkadaşımız uzun zamandan beri polis muhabiri olarak çalışıyor nasıl polis bizim içimizden adam devşiriyorsa bizde arkadaşımızı yıllar evvel yerleştirdik.”
Konuşmaya devam etti; ” Konumuz bu muhabirlerin yarattığı sonuç bir çok arkadaşımızı kaybettik acımazca infaz edildi. Biliyorum merkez komitesinin böyle bir zamanda başkentte toplanması doğru değildi bu riski göze aldık inandırıcı olmalıydı ki ağa düşen balık büyük görünsün bu toplantıdan sonra hepimiz dağıtacağız sadece görevli arkadaşlarımız gerekeni yapacaktır. Şu an bütün yollar tutuldu biz herşeyi hazırladık komitedeki ve bölge sorumlusu arkadaşlar yarım saat içinde şehrin orman Bölgesi tarafından çıkış yapıp kendi bölgelerine geçecekler.
Burada büyük bir cezalandırma operasyonu gerçekleşecek eylemimiz zaferle sonuçlansın. Toplantı bitmiştir”
Odada bulunan herkes eşyalarını almak için alt kata indiler, guruplar halinde kim hangi bölgeye gidecekse ayrıldı, yine evlerin arasından sazlıklara sonra şeker kamışı tarlalarından ormana ulaştık, dağa doğru çıkmaya başlarken uzaklardan polis araçlarını gördük tuzağın hazırlandığı mahalleye giriyorlardı.
İlk önce derin bir sessizlik sardı ortalığı sonra bir iki silah sesi duyuldu.
Ortalık tekrar sessizleşti arkasından yoğun silah sesleri makinalı tüfeklerin tıkırtıları yoğunlaşmış ve zaman zaman el bombaları patlamaları işitiliyordu.
Ekipler olup biteni tahmin etselerde hızlı bir şekilde ormanı aşıp kendi bölgelerine ulaşmaları gerekiyordu.
Öndeki yoldaş dumanların çıktığı bölgeye bakarak.
“Umarım planladığı mız gibi sonuçlanır herşey, devletin istihbaratı büyük darbe alacak fakat burjuvazi bundan da ders çıkaracak saldırılarını daha yoğunlaşmış bir şekilde sürdürecek” diye söylendi.
Dağın zirvesine çıkıp öbür yakaya geçtik mi kenti göremeyecektik son defa durup kente baktığımızda büyük bir patlama oldu arkasından sıralı haldeki patlamalar takip etti.
İki gün sonra ormandaki kulübelerin tamiratı ile uğraşırken merkezden bir haberci geldi, sazlıkların altındaki ofis olarak kullandığım bölüme geçtik.
Aklıma gelen ilk soruyu sordum neler olmuştu.
Merkez komitesinin başkente toplanacağını öğrenen polis (ki bu bilgiyi de biz vermiştik) inandırıcı olsun diye polis ajanlarına ip ucu, bilgi kırıntıları bırakarak sanki gizlice buluşmamız deşifre edilmiş bunu kendileri çözümüş gibi gösterdik.
Operasyon her an takip altındaydı ne zaman hangi saatte nerede olacaklarını biliyorduk.
Burada ki amaç özel güç polislerlerinin operasyonlarda bu kadar kıyıcı olmasını önlemek ve her journal doğru değil imajı yaratmaktı
Gelen ilk ekibin içeri doğru ilerlemesine izin verdik kolay bir operasyon olacaktı onlar için habersiz bir baskında örgütü çökertecek darbe kurulacaktı.
İnfaz emri verilmiş tamamen imha edilecektik.
İlk ekiple ikinci ekibin bağlantısı hazırlanmış bir tuzak duvarla kesildi kapalı gibi görünen deliklerden silah namluları uzatıp teslim olmalarını istedik ateş ettiler fakat amacımız öldürmek değildi olsaydı hepsi imha edilirdi onlar bizim arkadaşlarımıza açılmamıştı hapsinin altından vurduk yine de 12 kişiden üçü öldü,
duvar patlayıcılarla uçuruldu devam ettiler hazırladığımız mahsene girdiler tahmin ettiğimiz gibi temkinliydiler yeni takviye kuvvet gelmiş çok kalabalıklar dı çatışma başladı herşey planlı ilerledi kızgın bir şekilde ellerinde ne varsa kullanıyorlardı biz gölgelerden her hareketi izliyor kalabalığı hazırladığımız yere doğru çektik ve binanın kolonlarına yerleştirdiğimiz tahrip kalıpları bir manyeto sinyali bekliyordu.
Bu bir katliam olurdu içlerinden biri bağırdı
” Kaçın duvarlara bombalar döşenmiş” diye
Polis ekipleri hızla mahzeni boşaltmaya başlarken patlama gerçekleşti kalabalık kurtulsada içeride kalanlar oldu toplam yirmi yedi ölü kırk sekiz yaralı ile geri çekildiler askeri güç geldiğinde bütün yoldaşlar yerlerine ulaştılar toplam operasyonu yapan beş arkadaştı.
Arkadaş olayı kayıpsız atlattığımızı sadece iki arkadaşın sıyrıklarları olduğunu söylediler.
Yola çıkmak için vedalaşırken yoldaş
” Bu arada dışarı çıkın diyen polis bizim arkadaşımızdı bir başarıda onun terfi alması olacak” deyip gülümsedi.
Atına binerken
“Sen çok yaşa Tupamorolar”
” Yaşasın halk savaşı” diye bağırdı
Atını yeşilliklerin arasına sürerken
” Güzel günlerde görüşmek üzere” derken ses ormana yayılıyordu sonra dağa doğru yükseldi sonra gökyüzüne ulaştı.