DIŞARIDAKİLER KENDİLERİNİ DIŞARIDA SANIYOR

Mustafa Angın
18 views

Nihal taksiye el etti. Küfretmemek için kendini zor tuttu. Bir el kendinden önce davranmış, bir
adım caddeye daha yakın durmuş ve sonuç küfredecek dereceye ulaşmıştı.
Oysa bir an önce eve varacak, üstünü değiştirecek, ne giyeceğine karar verecek, daha açık
dekolte bir elbise seçecekti. Rengini beğenmeyecek, yenilerini deneyecek ve makyajına
başlayacaktı. Belki ondan önce ılık bir duş alacak, kokulu şampuanlar arasında seçim
yapmakta zorlanacak, birini seçip yıkanacak ve “Kahretsin, hangi kokuyu süreyim?” diye
düşünüp birkaç kokuyu karıştırarak sokağa çıkacaktı.
Ancak ondan önce taksi çağıracak ve biraz gecikerek randevusuna gidecekti. Önce sıcak bir
içki eşliğinde sevimli, güleç yüzünü gösterecek. Ana yemekte kahkahalar ortalığa karışacak,
sandalyeler biraz daha birbirine yaklaşacak, içkinin dozu artacak ve gece ilerledikçe arzu
doruk noktasına çıkacaktı.
Dış kapının önünde başlayan sevişme koridorda devam edecek, balkon demirlerine yaslanarak
son bulacak ve sigaralarını gecenin karanlığında kentin karanlık yüzünü seyrederek uykuya
dalacaklardı.
İşten geç çıkmış ve bütün planları altüst olmuştu.
Birden ürktü.
Çöp tenekelerinden fırlayan iki kedi arasındaki kovalamacaya baktı.
Hayatına mal olabilecek bir bakış olacağını asla, ama asla, yeniden asla demeyelim.
Arkadan kovalayan kedi diğerinin üstüne çıkmış ve işi bitirmişti.
Nasıl ya?
Bu kadar basit olabilir miydi?
Ne romantik laflar, ne romantik müzik.
Sahi yaa. Müziğin romantik olanı var mıydı?
Ne demek romantik müzik be?
Klasik olur. Rock olur. Pop olur. Caz olur da…
Ama romantik olmaz.
Ne saçmalıyorsun Nihal ya?
Konuşmanın da romantizmi olmaz. Sinsi olur. Dostça olur. Sohbet kıvamında olur.
Eee, ne saçmalıyorsun peki?
Yürümeye karar verdiğinde bunları düşünüyordu.
Yanından yavaşça geçen taksiye el etmedi.
Kedilerin, köpeklerin güdüleri vardı.
İyi de kapı önünde başlayan sevişme felsefi mi oluyor Nihal?
Hele balkon demirleri ne demek yaa?
Yok dekolte, yok rengi.
Hepsini üstünden çıkardıktan sonra giydiğinin ne önemi var Nihal?
Kes şunu be.
Nihal diye bir ad mı olur?
Ne anlatıyorsun sen?

Koca bir hiç.
Nihal'miş.
Hangi madenden daha değerli Nihal adı?
“Nihal Hanım, saat üçte toplantınız var.”
“Yedide terziniz gelecek Nihal Hanım.”
“Kahvenizin sıcaklığı sağlıklı mı Nihal Hanım?”
Vayy be. Hangi vakit bu kadar sığ oldunuz.
Önünde beliren bir bira kutusuna topuklu ayakkabısıyla bir tekme attı. Yarım kalmış bira
köpük saçarak dışarı püskürdü.
Hele hele ya karşındaki.
Önce sıkı bir kravat.
Titiz hareketler.
Sonra yakayı az çözecek. Az sonra biraz daha gevşetecek. Ceketi sıcak oldu diye çıkaracak.
Ne yaptığını, yapacağını ta baştan…
Ulan helal olsun kediye be.
Kovaladı, atladı, bitti.
Ya sen Nihal…
Bu tıkır tıkır zor yürüdüğün ayakkabılar niye?
Sabah evden çıkarken kaçıncı denemen sonunda bu topukluya karar verdin?
Hep gıcır gıcır granit parkelerde mi yürüyecektin?
Böyle Arnavut taşlarında yürürsen böyle sıkışırsın işte.
Hırsla ayakkabılarını eline aldı.
Bak bak bak.
Şu harekete bak.
Eee?
Eline alınca ne oldu?
Malına mülküne mi sahip çıktın, yoksa çıplak ayakla yürüyecek cesarete mi eriştin?
Ayakkabıları elinden salar.
Ya çantan Nihal.
Adının yazdığı kimliğin orada.
Ehliyetin orada.
Özel sağlık sigortan, işyeri giriş kartın orada.
Hepsinin üzerinde Nihal yazıyor.
Hani az önce kendine orospu dediğin Nihal.
Şimdi de çantamda başka ne var diye düşünüyorsun, değil mi?
Kredi kartın. Paracard kartın.
Onlarda da Nihal yazıyor, değil mi?
Allah belanı versin Nihal.
Zorla bakalım ne kadar zorlanacaksın.
Çöp tenekesi mi arıyorsun çantayı fırlatacak?
Niye Nihal?
Kimse bulmasın diye mi?
Birileri bulunca paranı çekerler diye mi?
Yoo.
Sana kötülük ederler, öyle mi?
Birisi kimliğini kullanır, diğeri kredi kartını.
Ağzına sıçarlar, değil mi?
Yani kartın varsa güvendesin, öyle mi?
Çantayı açarak içindekileri yere saça saça yürür ve en sonunda çantayı da yere salar.
Aaa telefonum.

Ama iş işten geçmiştir.
Eee.
Kimi arayacaktın Nihal?
Restoranda iki dakika sonra ellerini bacaklarında gezinecek olan serseriyi mi?
Yoksa son magazin reklamının ne kadar başarılı olduğunu mu?
Yoksa cevap vermediğin şımarık kız arkadaşlarının mesajlarına mı bakacaktın?
Bir kedinin yaptığı işe bak yaa.
Yaa bu kediler asırlardır böyle.
Onları daha yeni mi görüyorsun?
Bence kendi gerçeğini keşfettiğin için böyle çirkefleşiyorsun Nihal.
Yoksa kedinin senden haberi bile yok.
Demek taksiyi kaçırmasaydın öyle mi?
Demek yaşantın, çevren, güvenin, kariyerin, her ne boksa, bir taksiye birisinin senden önce el
etmesiyle mi değişecekti?
Dangalağın önde gidenisin Nihal.
Kes şu Nihal demeyi.
Civa.
Kalay.
Kurşun.
Daha anlamlı.
Haa.
Civa.
Acaba kaç cihaz, kaç deney içinde kullanılıyor?
Ooo.
Bakıyorum da senden önce “hey taksi” diyen olmasa civadan haberin olmayacaktı Nihal.
Pardon.
Yeni adınla Civa.
Eee Civa Hanım.
Gecenin bir yarısı kendini kalayladın.
Hayatını kalayladın.
Başka?
Sence kalayladığın başka kimse yok mu?
Hani şu geçen gün arkasından laf ettiğiniz kadın.
Hadi canım, anımsamadım ayağına yatma.
Çok bilge halinizle elindeki pankartın anlamını iki saat tartıştınız yaa.
Haa.
Tabi. Haa dersin şimdi. Şıllık da demiştiniz.
Hatırladın mı?
“Girsin içeri de aklı başına gelsin.”
Diyordunuz.
Şimdi içeride.
Eee?
Bir lafın yok mu?
Politikmiş.
“Kıçımın politikçisi.”
diye kahkaha atıyordunuz.
Yerde süründüğü fotoğraflarla dudağınızı ısırarak…
“Seni emniyete atsınlar da…”
Sonra da…
Sonra da konuşmasını biliyordunuz, değil mi?

Bilmiyoruz deme. Sonra ne oldu?
Ama sonrasında bir kızı olduğunu öğrendiniz değil mi.
Annesi kanser olduğu için torununa bakamayan o kız. Acıdın mı biraz. Ahh ne duygulusun.
Okulunda nasıl alay edildiğini duydun mu?
Hani içeri girsin de dediğiniz o içerisi…
Masalların anlatıldığı okullar.
Cinselliği annesine yapılanlarla öğrenen o kız.
Sonra ne yaptığına mı?
Yaa.
Ne önemi var şimdi o pankartta ne yazdığının?
Kendini haklı çıkarırsan okuldaki erkek çocukların haklılığını mı kanıtlayacaksın?
Sonra mı?
Sana ne sonrasından Civa?
Kız okuldan ağlamaklı çıkmış.
Birkaç erkek ondan öncesi:
“Bize yok mu?” Demiş.
Kız gözyaşlarını silerken karşıdan geçen bir arabanın altında…
Hey Civa.
Nihal dikkat.
Kenara.
Allah kahretsin.
Gıcır gıcır bir araba kadına çarpar.
Bir an arkasına bakar.
Sürücünün umurunda değildir.
Zaten gece kimse görmemiştir.
Gecenin karanlığında basar gider.
Ama işin iyi tarafı Civa hanım.
Külüstür bir araba da çarpabilirdi. Değil mi?
Dışarıdakiler kendilerini dışarıda sanıyorlar. Oysa içindeki yalancı tanıklarla, kendi gardiyanlarıyla, kendi parmaklıklarının arasında, kendi
koğuşlarında volta atıyorlar.
BİTTİ