İşçi Avukatların ve Stajyer Avukatların İş ve Staj Adı Altında Sürüp Giden Sessiz Esareti

Gamze Güven
2.348 views

Bugünün özelinde, bir noktada arafta kalmış işçi avukatlar ve mesleğe hazırladığımız stajyer avukatların devasa boyutlara gelmiş ve bir türlü çözülemeyen sorunlarını onların ağzından dinlemek ve aktarmak istedim. Ancak bu süreçte son derece üzücü ve çarpıcı bir gerçekle karşılaştım. Sorunlarını konuşmak istediğim pek çok stajyer avukat ve işçi avukat arkadaşımız, maalesef, yaşadıklarını ve bulunduğu iş ortamını anlatması halinde işsiz kalacağı, ismi yazılmadan yaşadıklarını anlatsa dahi yine de tanınabileceği ve zor durumda kalacağı endişesi ile ve boğazımızı düğümleyen anlatılması zor daha pek çok haklı gerekçelerle konuşmak istemedi.


Mesleğimizin, gözümüze sokulmaya çalışılan süslü yanını değil de biraz da arka bahçesini yani fazlaca göz önüne getirilmeyen gerçekliğini ortaya koymak için konuşmak isteyen arkadaşların pek çoğu da isimlerinin yazılmasını istemediği için kendilerine ve istemlerine sonsuz saygı duyarak iki avukat arkadaşımız hariç gerçek isimlerini belirtmedik.
Sadece bu durum bile kamu adına hizmet veren, özgürlüğün, hakkın, adaletin gerçekleşmesi için emek harcayan kadim bir mesleğin mensupları olarak durup bir düşünmemiz ve biz ne hale gelmişiz/getirilmişiz dememiz için yetip de artmalı!
Evet zordu gerçekten konuşan meslektaşlarım içinde, benim içinde. Yani pek çok şeyi söylemek de zordu, dinlemekte zordu… Okumak da zor olacak!


Yaşananları, yaşayanlar anlattı, o nedenle fazla söze gerek yok.


Pek çok avukatın bürosunda asılı bulunan, adımıza hazırlanan ajandalarımızı açtığımızda her zaman rastladığımız Molierac’ın o ünlü sözünden bir kesitle sizleri, bu röportaja katılan genç meslektaşlarımızın ve meslektaş adaylarımızın yaşadıkları sorunlar konusunda ve bunları anlatırken isimlerini veremeyecek hale nasıl getirildikleri konusunda düşünmeye davet ediyorum.


En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı! (Molierac)


Öncelikle mesleğe adım atmaya çalışan Stajyer avukat arkadaşlarımızla başlıyorum.


Stajyer Av. Bilge …

Öğrenci İken Nasıl Bir Staj Dönemi Hayal Ederdiniz? Gerçekte Nasıl Bir Staj Süreci Yaşıyorsunuz?


-Az da olsa tüm hukuk alanları hakkında fikir sahibi olmamı sağlayacak, en azından sıklıkla karşıma çıkabilecek davaları görebileceğim, ilerlemek istediğim alanı bulmama yardımcı olacak, pratik konusundaki eksikliğimi tamamen giderebilecek, her konuda donanımlı yetişebileceğim verimli bir staj dönemi hayal etmiştim.
Gerçekte ise staj yapacak büro bulmak başlı başına bir sorun olduğundan kendi isteklerimi gözetebileceğim bir ortam yoktu. Nasıl bir büroda çalışmak istediğimi, hangi alana yoğunlaşmam gerektiğini bile sorgulayamadığım, alan seçme imkanımın olmadığı bir durumun içine düştüm. Staj yaptığım bürodan memnun olsam bile daha çok ilgi duyduğum alanları pratikte görmek isterdim.


Staj Başvurusu, Staj Yapılacak Büronun Bulunması Konusunda Sorun Yaşadınız Mı? Ne Tür Sorunlardı, Bunları Bizimle Paylaşır Mısınız?


-Köklü bir devlet üniversitesinden mezun olmama rağmen büro bulmak sıkıntılı bir süreçti. Baro ilanlarına bakarak staj yapacak büro bulmak çok güç, ilan sayısı az ancak stajyer avukat sayısı fazla. Bu sebeple baro ilanlarına başvurup sonuç almak zorlaşıyor. Yaptığım staj görüşmelerinde ise maalesef ki stajyer avukatın beklentilerini dinlemek bile istemeyen, avukat meslektaşlarına dahi saygısı olmayan, meslek öğretme isteği bir yana dursun stajyerin öğrenme talebini bile hoş görmeyen, stajyer avukatı ucuz iş gücü olarak kullanmak isteyen, meslek etiğinden bihaber avukatlarla karşılaştım. Henüz mesleğe yeni adım atmışken bunları görmek üzücü bir durumdu. Ben tanıdığım bir avukat vasıtasıyla büro bulabildim. Ancak ya tanıdığım olmasaydı? Tanıdığı olmayan, staj yapacağı yere başka şehirden ya da ilçelerden okumak için gelen pek çok stajyer bu konuda mağduriyet yaşadı. 3-4 ay boyunca staj yeri bulamayan arkadaşım oldu. Bu konu büyük şehirlerde daha da büyük bir sorun haline geldi.


Stajyer Avukat Olarak Karşılaştığın En Büyük Dört Sorunun Nedir Desem Neler Söylersin?


-Yukarıda bahsettiğim gibi, staj yeri bulurken zorlanmak mesleğin başında şevkimizin kırılmasına ve özgüvenimizin düşmesine sebebiyet veriyor. Hukuk fakültesini büyük hayallerle okuduktan sonra kendi çalışmak istediğin yeri bile seçememek, bu konuda çaresiz olmak, en sonunda neresi olursa olsun yeter ki bulayım düşüncesine kapılmaya sebep oluyor.


Okulda pratiğe yönelik eğitim verilmiyor ancak stajda her şeyi bildiğimiz varsayılıyor. Halbuki pratiğe yönelik hiçbir bilgimiz yok, okulla staj arasında çok keskin bir geçiş oluyor. Bu süreç de gerçekten zorlayıcı. Okul ve stajın entegre olmasını isterdim.
Ücret konusu önemli bir sorun. Ben, pek çok stajyer avukat gibi harçlık mahiyetinde ücret alıyorum. Staja öğrenme odaklı, geçici bir süreç olarak baktığım için ve ailemle yaşadığımdan şahsen ücret konusunu çok dert etmiyorum. Ancak uzun yıllardır süregelen genel bir sorun olduğu için, özellikle şu an içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılar sebebiyle de bu konuya değinilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda genel olarak bir emek sömürüsü mevcut. Bürolar kâtip ya da sekreter alırsa asgari ücret vereceği için, onun yerine çok düşük ücretlerle stajyer avukat çalıştırmayı tercih ediyor. Zaten staj yapacak büro bulmakta zorluk yaşayan stajyerler de bu bürolarda çalışmak durumunda kalıyor. Hem avukatlıkla alakası olmayan her işi yapan bu düzen içerisinde ailesinden uzakta yaşayan, durumu olmayan, yol parası vermemek için evine yürüyerek giden arkadaşlarım var. Hâkim-savcı stajyerleri yüksek ücretler alırken, avukat stajyerlerinin asgari yaşam standardının altında olması üzücü bir durum. Aynı zamanda stajyer avukatların sigortası yok ve başka bir işte çalışmaları da yasak. Sadece Barolar Birliğinin verdiği geri ödemeli krediden yararlanma imkânı var, çok yetersiz.


Diğer sorunlarla bağlantılı bir diğer sorun; öğrenci de değiliz, avukat da değiliz. Çok arada kalmış bir statü içindeyiz. Aslında mezun olmuşuz ama bunun bir önemi kalmıyor. Aile yardımı olmadan, hayatımızı kendi kendimize idame ettirmek imkânsız. Sosyal hayatta öğrencilik haklarından yararlanamıyoruz. Diğer fakülteler gibi stajı okul içinde öğrenciyken yapmak çok daha mantıklı geliyor.


Verimli Bir Staj Dönemi Geçirdiğini Düşünüyor Musun? Sen Nelerin Daha İyi Olmasını İsterdin?


-Bu soruya tam bir yanıt veremeyeceğim, umarım verimli geçiriyorumdur. Şanslıyım ki meslek etiğine önem veren bir büroda staj yapıyorum. Mümkün olduğunca avukatlığa dair her işi görmeye çalışsam da eksik kalan şeyler çok fazla. Sıkıntı şu ki; fakülte yıllarında sadece teorik eğitim aldığımızdan mezun olduğumuzda ne öğrenmem gerektiğini bile bilmiyorum. Neye önem vermem gerektiğini bilmiyorum.


Staj Başvurusu Ve Devamındaki Süreçte Hiç İsyan Ettin Mi?


-Evet. Dönem dönem “acaba yeterince öğrenebiliyor muyum?” düşüncesiyle umutsuzluğa kapıldığım oluyor. Staj yeri bulmak bile bu kadar zorken “iş bulabilecek miyim?” düşüncesi ciddi bir gelecek kaygısı oluşturuyor.


Bir Stajyer Avukat Olarak Yaşamını Nasıl İdame Ettiriyorsun, Olan Ve Olmasını Hayal Ettiğin Haliyle Değerlendirir Misin?


-Ailemle yaşıyorum, tamamen aile desteği ile hayatımı idame ettiriyorum. Belki ekonomik kaygılar olmasa başka bir şehirde staj yapmayı düşünebilirdim. Böyle daha rahat olacağımı düşünerek aile yanında kalmayı tercih ettim.


Stajyer Avukatların Sorunlarının Çözümü İçin Sence Neler Yapılabilir? Bu Konuda Baroların Nasıl Çözümler Sunmasını Beklersiniz?


-Öncelikle staj yeri bulma konusunda sadece baro ilanlarıyla yetinilmemeli, bunun için ayrı bir komisyon kurulabilir. Belli kıdemi olan avukatlara stajyer çalıştırma zorunluluğu getirilebilir. Staj yapılacak büro bulmanın tamamen şansa bırakılmaması gerekiyor. Barolar bu konuda avukatlarla çalışmalar yapabilir. Stajyer çalıştıran bürolara maddi destek sağlanabilir. Stajyer avukatlara yapılacak ödemede minimum bir oran belirlenebilir ve bu konudaki denetlemeyi de baroların ilgili organları yapabilir.
Hem staja yeni başlarken alınan masraflar hem de staj biterken alınan ruhsat ücretleri çok yüksek. Bu konuda bir düzenleme yapılabilir. Geri ödemeli kredi imkânı yerine burs imkânı için ödenek ayrılabilir.
Baro eğitimleri konusunda eğitimler genel olarak faydalı olsa da belli hukuksal konular özelinde kalıyor. Bu tarz eğitimlerin yanında ayrıca tamamen pratiğe yönelik avukatlık mesleğinin nasıl olması gerektiği, stajyer avukatların hakları ve görevleri gibi konularda eğitimler, çalışmalar düzenlenebilir.


Gelecekten mesleğimiz adına beklentiniz nedir?


-İş imkanlarının artacağı, meslek etiğinin meslektaşlarımız tarafından gözetileceği, yargının üç sacayağı olan hâkim-savcı ve avukatların eşit statüde görüleceği, maddi kaygılardan bağımsız severek mesleği icra edebileceğimiz bir ortamda, hak ettiğimiz değeri gördüğümüzü hissetmek istiyorum.


Stajyer Av. Aslı…


Öğrenci İken Nasıl Bir Staj Dönemi Hayal Ederdiniz? Gerçekte Nasıl Bir Staj Süreci Yaşıyorsunuz?


-Avukatlık mesleğini tam anlamıyla yaşatacak, okuldaki bilgi ve uygulama eksiğimizi kapatacak mesleğin başında olan bizlerin isteklendirme ve yoğunlaşma seviyesini arttıracak bir nevi okulun devamı niteliğinde, öğretmen öğrenci ilişkinin ağır bastığı bir süreç bekliyordum. Gerçekte ise öğretme anlamının benliğini biraz kaybedip yerini rekabete bıraktığı bir ortamla karşılaştım. Daha tecrübesiz ve bilgi sahibi olmayan bizler için daha yardım sever ve anlayışlı bakış açısıyla yaklaşılmasını çok isterdim.


Staj Başvurusu, Staj Yapılacak Büronun Bulunması Konusunda Sorun Yaşadınız Mı? Ne Tür Sorunlardı, Bunları Bizimle Paylaşır Mısınız?


-Staj başvurusu ve staj yapacak büro bulma konusunda ben şahsen bir zorluk yaşamadım fakat yaşayan çok arkadaşım oldu hatta bulamadığı için şehir değiştirmek zorunda kalan bile olduğuna şahit oldum. Benim özel olarak yaşadığım sorun olarak şunu dile getirebilirim; staj başvurusu yaparken baronun ilan sayfasından başvuruda bulundum hatta tüm ilanlara cv mi gönderdim fakat hiç birisinde olumlu olumsuz yanıt alamadım. Evet, iş başvurusu sürecinde olsam bu normal bir durum olurdu ama staj süreci eğer öğrenim odaklı bir süreçse bu tarz sorunlarla karşılaşmamayı daha cv bile hazırlamayı bilmezken iş başvurunda bulunur gibi staj başvurusunda bulunup ardından cevap bile alamayıp mesleğe sıfır motivasyonla başlamamayı yeğlerdim.


Stajyer Avukat Olarak Karşılaştığın En Büyük Dört Sorunun Nedir Desem Neler Söylersin?


-Karşılaştığım en büyük dört sorunu şu şekilde sıralayabilirim: ilk olarak adliye stajı sürecinde aktif geçirmemiz gerektiği söylense de nasıl aktif geçirebileceğimiz neler talep edebileceğimiz asla anlatılmadı. İkinci olarak yukarıda da yer verdiğim staj başvuru süreci mesleğe başlamadan oldukça zorlu bir süreç yarattı. Üçüncü olarak aşamalı bir öğrenim süreci olmayışı tabiri caizse gelişigüzel öğrenme sistemi okul eğitiminden yeni ayrılan bizler için zor bir öğrenme süreci oldu. Dördüncü olarak ücretsiz çalışma ve fazla mesai saati.
Verimli bir staj dönemi geçirdiğini düşünüyor musun? Sen nelerin daha iyi olmasını isterdin?
-Verimli bir staj dönemi geçirdiğimi düşünmek istiyorum diyelim. Fakat hala kendimi mesleki anlamda özgüvenli hissetmiyorum. Avukat yanı staj süreci ve adliye staj sürecinin daha adilane ve daha elverişli olmasını tüm eşitlerimle aynı şartlar altında staj süreci geçirmeyi isterdim.


Staj Başvurusu Ve Devamındaki Süreçte Hiç İsyan Ettin Mi?


-Büro stajı sürecimde isyan ettim diyebilirim. Bunun sonucu olarak büro değiştirmek zorunda kaldım hatta. İlk çalıştığım büroda sıfır ücret ve yaklaşık 10 saate varan bir mesai saati ile çalışıyordum. Yol ve yemek paramı dahi kendim karşılamak durumunda kaldım. Ekonomik olarak zorlanma belki 1 yıllık süreçte göz ardı edilebilir fakat emeğimin karşılığını alamamayı ben göz ardı edemiyorum, haliyle bu da eğitim sürecine olan şevkimi azaltıyor.


Bir Stajyer Avukat Olarak Yaşamını Nasıl İdame Ettiriyorsun, Olan Ve Olmasını Hayal Ettiğin Haliyle Değerlendirir Misin?


-Stajyer olarak şu an çok küçük miktarda ücret aldığımdan ve oda sadece yol ve yemek paramı karşıladığından babamın desteği ile hayatımı idame ettiriyorum.


Stajyer Avukatların Sorunlarının Çözümü İçin Sence Neler Yapılabilir? Bu Konuda Baroların Nasıl Çözümler Sunmasını Beklersiniz?


-Staj eğitim süreci barolar ve fakültelerin ortaklaşa yürüteceği bir sistem halini almalı. Avukatlık mesleğini icra edecekler okulda avukatlık derslerini almaya devam ederken barolarca pratik süreç öğretilmeli. Yani okul süreci ve meslek eğitimi arasında yumuşak bir geçiş olmalı. Bunun yanında herkese eşit şartlarda belli gruplar halinde önce adliye çalışma sistemi bir koç eşliğinde öğretilmeli. Fakülte eğitim sürecinde hocalar eşliliğinde nasıl dilekçe yazılır, uyap nasıl kullanılır, müvekkil karşılaması gibi meslek edep ve adabı nasıl olmalıdır, dava çözümlemesine nerden başlanır vb gibi dersler verilmeli. Avukat yanı stajına ilişkin olarak şehirde staj verecek bilgi birikimine sahip avukatların bir listesi yapılmalı ve bu avukatların yanına stajyerler kura veya puanlama suretiyle yerleştirilmeli. Ayrıca net bir mesai saati ve ücret baro tarafından belirlenmeli.


Gelecekten Mesleğimiz Adına Beklentiniz Nedir?


-Meslekten beklentim yüksek. Evet staj sürecinde birçok sorun yaşasak da mesleğe olan hevesimizin kaybolmaması gerektiğini düşünüyorum.


İşçi Avukat Arkadaşlarımızla Devam Ediyoruz…

Av. Ayşegül ÖZBEK OKÇU

Öğrenci İken Nasıl Bir Avukatlık Hayal Ederdiniz? Gerçekte Nasıl Bir Süreci Yaşıyorsunuz? İşçi Avukatlar Olarak Mesleğinizi Yapabildiğinize İnanıyor Musunuz?

-Öğrenci iken adil ve emeğin karşılığının alındığı bir dünya ve tabi meslek yaşamı hayal ederdim. Gerçekte böyle bir dünya ve meslek yaşamı olmadığını maalesef öğrendim. Her zaman çok çalıştım, işimi iyi yapmak için çok emek verdim. Halen de vermeye devam ediyorum. Fakat artık tüm çabalarımın suya yazı yazmak olduğunu düşünüyorum. Bir hakkın yerine gelmesi için ben halen çok çalışıp çok okurken işverenler emeğimizi küçük görüyor; hâkimlerimiz tecrübesizlik, tembellik ve alışıldık durumlardan çıkmanın korkusuyla dilekçelerimizi okumuyor. Ben elimden gelenin en iyisini de yapsam, kararın istenilen hızda ve istenilen şekilde olmamasının faturası işçi avukatlara çıkarılıyor. Ben işçi avukatlık dışında kendim serbest avukat olarak da çalıştım. Aslında mesleğin işçi avukatlar açısından da işveren avukat açısından da zorlukları gün geçtikçe artıyor. Her iki koşulda da mesleğimi yaptığıma inanamıyorum çünkü maalesef ülkemizde hukuk kalmadı.

İşçi Avukat Olarak Çalışacak Büro Bulmakta Zorlandınız Mı? İş Bulma Sürecinde Ve Sonrasında Büro Ortamında Karşılaştığınız Sorunları Bizimle Paylaşır Mısınız?

-Avukatlığa adım attığımda işçi avukat olarak ağabeyimin ofisinde çalışmaya başladım. O tarihlerde işçi avukatlık yok gibi bir şeydi. Hatta SGK başlangıçta işçi avukat olarak kaydımı alıp almamakta dahi tereddüt etmişti. Beş yıl tecrübeden sonra kendi ofisimde de beş yıl çalıştıktan sonra yaşadığım şehri değiştirmek istedim. Güvenli bir yol olarak tekrar işçi avukat olarak İstanbul’da yaşamaya başladım. İş bulma sürecinde görünürde çok sıkıntı yaşamadım. Ancak bu sıkıntıyı yaşamama sebebim tamamen benim beklentilerimi düşük tutmamdı. Her zaman bilgimin ve tecrübemin altında bir maaşa razı oldum. Aldığım ücretin asgari ücret kısmı SGK’ya bildirilip kalanı elden ödendi. Fazla çalışma yaptığımda karşılığı ödenmedi. Yeri geldi kıdem ihbar tazminatlarım ödenmedi. Yıllık izinlerim sadece yılda bir haftaydı. Çalıştığım ofisler dışında başka şirket ve kurumlarla yaptığım görüşmelerde kamuyla bağlantılı olanlarda torpil ön plana çıktı. Çalıştığım ofislerde oryantasyon eğitimi hiç yapılmadı ofis işleyişini zorlanarak ve el yordamıyla öğrenmek zorunda kaldım.

İşçi Avukat Olmanın Zorlukları Ve Bu Kapsamda Karşılaştığınız En Büyük Dört Sorun Nedir Desem Neler Söylersiniz?

-En önemli sorun işçi avukat ile işveren avukatlar arasındaki statü farkı. İşverenler statü farkını çokça hissettirebiliyor, bu durumda işçi avukat olarak bizlerin bir güven problemi oluşabiliyor. Tabi bu statü farkı çoğu zaman müvekkiller tarafından da hissettirilebiliyor. Hiç unutmam bir müvekkil tüm hukuki süreçleri kendisine ayrıntılı şekilde izah etmeme rağmen işveren avukata aynı soruları sormuştu. İşveren avukat da neden konuyu müvekkile izah etmedim diye beni resmen azarlamıştı. Müvekkil de ben ne söylesem de dinlemediğini işveren avukattan duymak istediğini söylemişti.


İkinci sorun avukat olsanız bile işçi olmanın temel zorlukları, aldığın ücretin SGK’ya bildirilmemesi, ücretin az olması, fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, yıllık izin kullanamamak vs.

Üçüncü sorun her türlü aksilikten sorumlu tutulmak. Mesela ofiste duruşma defteri tutmak sekreterin görevi bile olsa duruşmanın kaçmasından sorumlu olmak veya istenen ihtiyati tedbirin gecikmesi vs.

Dördüncü olarak da bu çalışma temposunda ve ekonomik zorluklar içerisinde kendimize ve mesleğimize yatırım yapabilecek zaman ve paraya sahip olamamak. Benim yaşamadığım ama diğer arkadaşlarımdan gördüğüm bir sorun da işveren avukatın işçi avukatın CMK adli yardım veya kendi işini almasına engel olması. Bu durum da maalesef işçi avukatın ekonomik haklarını zedeleyen bir durum.

Mesleğimiz Adına Nelerin Daha İyi Olmasını İsterdiniz? Olması Gerekenlerden Ve Hayallerinizden Bahseder Misiniz?

-Zor bir soru. Sanırım artık tüm umudumu yitirdim. Şu an emekli olmayı ve avukatlığı bırakmayı düşünüyorum. Olması gerekenler basit aslında ama kimse bunun için emek harcamak istemiyor. Kaliteli hukuk eğitimi, adliyelerin siyasetten ve akçalı işlerden uzaklaşması, avukatların örgütlü olarak hukuksuzluklara yekpare karşı duruşu, meslek içi eğitimin artırılması olmazsa olmaz bence.

Bir İşçi Avukat Olarak, İş Yerinizdeki Bir Gününüz Nasıl geçer? İş Yerinde Mobbinge Maruz Kaldınız Mı? İnsanlık Dışı Kabul Edilecek Tutum Ve Davranışlarla Karşılaştınız Mı? İş Yerindeki Diğer İşçi Avukatlar İle Sosyal İlişki Kurulabiliyor Mu?

-Sabah duruşma saatine göre ya doğrudan adliyeye ya da ofise giderim. Her şekilde öğleden sonra ofiste olurum ve dilekçe, araştırma, toplantı işlerimi yaparım. Özellikle süre konusunda çok hassasımdır. Süreleri en az iki yere yazarım, ajandamı ve dosyalarımı düzenli tutarım. Hatta dosyalarımı hem yazılı çıktı hem de bulut sisteminde elektronik olarak tutarım.


Çalıştığım işyerlerinden birinde ciddi mobbinge maruz kaldım. Hatta yaşadıklarım insanlık dışıydı. Aşağılama, hakaret, manüplasyon her şey vardı. Yaşadıklarımı atlatmak çok zamanımı aldı ve tedavi görmek zorunda kaldım. Uzun süre sadece avukat olarak değil, insan olarak da kendime güvenimi kaybettim.


İşyerindeki diğer işçi avukatlarla ilişki kurulabiliyor. Çalıştığım bir ofiste bu durum çok önemsenir ve birbirimizle vakit geçirmek için piknik, yemek organizasyonları yapılırdı. Ama bir başka ofiste de bu istenmezdi. İşçi avukatlar adeta birbirlerine kırdırılırdı. Bu biraz da işveren avukatın tutumuyla alakalı. Burada özellikle İstanbul’da çalıştığım ofisimi anmadan geçmek istemem. Her şey mükemmel olmasa da bir işçi avukat olarak çalışmaktan zevk aldığım, işçi avukat değil, avukat olarak hissettiğim güzel bir ofisti. O ofisimi her zaman sevgiyle anıyorum. Bu nedenle işverenim olan sevgili Avukat Hüseyin Yılmaz’a teşekkür ediyorum.

Bu Süreçte Hiç İsyan Ettiniz Mi? Böyle Olmaması Gerekirdi Dediğiniz Şeyleri Söyler Misiniz?

-Her gün isyan ettim fakat aile olarak ataerkil bir ailede büyüdüm ve isyan-itiraz aile kültürümüzde yoktu. O nedenle bu itirazlar hep kendi içimde kaldı. En dayanamadığım noktada istifa edip ayrıldım. Böyle olmaması gereken çok şey var. En baştan emek, para, ekonomik göstergeler ve adalet konusunda hiçbir şey şimdi olduğu gibi olmamalıydı.

Bir İşçi Avukat Olarak Yaşamınızı Nasıl İdame Ettiriyorsunuz, Olan Ve Olmasını Hayal Ettiğiniz Haliyle Değerlendirir Misiniz?

-Şu an ağır ceza merkezi olan bir ilçede yaşıyorum ve kendi ofisimde çalışıyorum. Genç meslektaşlarımdan gördüğüm kadarıyla işçi avukat olarak iş bulmak zor ve asgari ücretin yarı rakamları telaffuz ediliyor. Şu an en çok gördüğüm durum, gençlerin kendi işini yapıyor gibi vergi mükellefi olup aslında işçi olarak işveren avukatın işini yapması ama hiçbir ücret almaması. Neymiş adı serbest kendi işçi avukat olan meslektaşımız ofis giderlerine katılmıyormuş. Bu da bence yeni bir sömürü düzeni. Bu sömürü düzenini kabul etmem mümkün değil. Ancak maalesef genç meslektaşlarım başka seçenekleri olmadığından bu şekilde çalışabildiklerine dahi şükrediyorlar. Bağlı olduğumuz ilde yönetici işçi avukat olarak ofisinde çalışmamı isteyen meslektaşlarım oldu ama bu sömürü düzenine girmek istemedim. Ayrıca yönetici avukat sıfatı bile olsa statü farkı illaki oluyor, işverende olmasa müvekkilde oluyor. O nedenle artık serbest çalışıyorum.

İşçi Avukat Sorunlarının Çözümü İçin Sence Neler Yapılabilir? Bu Konuda Baroların Nasıl Çözümler Sunmasını Beklersiniz?

-İşçi avukat olarak İstanbul’da çalıştığım dönemde yaşadığımız sorunlarla ilgili örgütlenmek istedim. Hatta sendikalaşmayı da düşündüm. Maalesef işçi avukatların bir sendika kurmasının yasak olduğunu o dönemde öğrendim. Bu bence çok büyük bir hak ihlali. Her ne kadar mevcut sendikalar istenilen düzeyde çalışmasa da önemli kazanımlar elde edilebilir diye düşünüyorum. Sorunların çözümü için yasal örgütlenmeyi şart görüyorum. Bence temel çözüm aslında avukatlık mesleğindeki tekelleşmenin önüne geçilmesi. Avukatlık serbest meslek olmasına rağmen yıllar içerisinde artan bir ivmeyle tröstleşmeye gidiliyor. Eskiden 10 avukat 20 birim işi tek çalışarak paylaşırken, şimdi 1 avukat 20 birim işi kendi ofis kadrosuyla yapıyor ve diğer 19 avukat iş alamıyor. Bu durumda da işveren avukat karını maksimize ederken işçi avukatlar küçük miktarlarda insani olmayan ücret ve koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Barolardan pek çözüm beklemiyorum. Çünkü zaten belli statü ve servete sahip olan avukatlar arasında körler sağırlar şeklinde işleyen bir düzen var. Bu düzenin bozulmasını da düzenin içindeki kimse istemiyor.
Tabi ki staj komisyonundan başlayarak haklar ve yapılabilecekler konusunda özellikle genç meslektaşlarımıza seminerler verilmesi iyi olur. Ancak maalesef genç arkadaşlarım arasında da durumdan şikâyet edilse dahi tekel durumundaki avukat meslektaşlarımıza bir özenti görüyorum. Yani aslında şikâyet sisteme değil sistemin kendisine verdiği paya yöneliyor.

Gelecekten Mesleğimiz Adına Beklentiniz Nedir?

-Doğrusu artık hiçbir şey beklemiyorum. Hakça ve adilane bir düzen ancak topluluktaki çoğunluğun onu istemesi ve bu yolda çaba göstermesi ile mümkün. Avukatlar ve toplumun diğer kesimleri kendi şartlarından şikâyet ediyor. Oysa kendileri de hakça bir düzenden ziyade sadece daha fazla paraya sahip olmak istiyor. Aslında herkes kapitalizmden memnun, insanların derdi kapitalizmin kendilerine verdiği paranın azlığı. Kendisi fazlasına sahipse düzenin hakça ve adil olup olmaması umurunda değil. Bu şartlarda neyi umut edebiliriz ki. İktidar sahipleri uzun zamandır avukatlığın da içinde olduğu profesyonel meslekleri yapılamaz hale getirdi. Örtülü bir servet transferi aslında bu. Okumuş yazmış kesim hayatta kalma sınırında tutularak siyasetle, sanatla uğraşması ve düşünmesi engelleniyor. Adeta toplumsal olarak kendimize güvenimiz elimizden alınıyor. Burada avukatlar olarak her türlü hukuksuzluğa karşı olmaktan başka bir çözüm görmüyorum. Özellikle avukatlar bir hukuki ilişkinin her iki tarafında da durabilme ihtimalimiz nedeniyle daha geniş perspektiften konuya yaklaşabiliyoruz. Bu hasletimizi daha sık kullanmalıyız.

Görüşlerime değer verdiğiniz için teşekkürler.

AV. GİZEM …


“EN ÖZGÜR MESLEĞİ SEÇİP EN TUTSAK ŞEKİLDE ÇALIŞIYORUZ İŞÇİ AVUKATLAR OLARAK.”

Öğrenci İken Nasıl Bir Avukatlık Hayal Ederdiniz? Gerçekte Nasıl Bir Süreci Yaşıyorsunuz? İşçi Avukatlar Olarak Mesleğinizi Yapabildiğinize İnanıyor Musunuz?

-Öğrenci iken maddi ve manevi açıdan ruhumu daha çok tatmin edecek bir avukatlık portresi vardı gözümde. Çok severek ve isteyerek okuduğum bir bölümdü hukuk. Mesleğimi de seviyorum keza. Fakat işçinin, emekçinin adının geçtiği yerde hangi meslek olursa olsun sömürü de beraberinde geliyor sanırım. Hayal ettiğim prestijde bir avukatlık icra edemiyorum. Çünkü bir işçi avukat olarak işverenin ihtiyaçlarına göre şekillenmek zorunda kalıyorum. Kimimiz duruşma avukatı, kimimiz ofis avukatı, kimimiz icracı, kimimiz hukuk danışmanıyız.


İşçi Avukat Olarak Çalışacak Büro Bulmakta Zorlandınız Mı? İş Bulma Sürecinde Ve Sonrasında Büro Ortamında Karşılaştığınız Sorunları Bizimle Paylaşır Mısınız?


-Avukatlık ruhsatımı aldıktan sonra birçok iş görüşmesine gittim ve işe girmem yaklaşık 10 ay kadar sürdü. Kimisi çay-kahve hizmeti ve kendi masasının silinmesini dahi isteme cüretinde bulundu, kimisi tabiri caizse sık sık hacze çıktıkları için “prenseslere” uygun olmadığını belirtti, kimisi maaş beklentimi sorup cevabı da minimum düzeyde tutmamı bekledi vs. Tüm bunların yanında meslek hayatımdaki deneyimsizliğim de önümdeki engellerden bir tanesi oldu. Ruhsatını yeni almış bir avukat olarak en az 2 yıl meslek tecrübesi kriterini sağlamadığım için de reddedildim. Bu süreç oldukça yıpratıcı ve aynı zamanda mesleğime olan hayranlığımı zedeleyen ilk unsurdur.


İşçi Avukat Olmanın Zorlukları Ve Bu Kapsamda Karşılaştığınız En Büyük Dört Sorun Nedir Desem Neler Söylersiniz?

-İşçi avukat demek karşılıksız fazla mesai, baskı, sosyal hayatın sınırlı olması ve ekonomik sorunlar demek. Zaman zaman farklı problemler olsa da temelde bu dört problemi sık sık yaşadım.


Mesleğimiz adına nelerin daha iyi olmasını isterdiniz? Olması gerekenlerden ve hayallerinizden bahseder misiniz?

-En özgür mesleği seçip en tutsak şekilde çalışıyoruz işçi avukatlar olarak. Standartlarımızın yükseldiği, yaşanılan sorunlara değinilip sorun çözecek bir mekanizmanın olmasını ve fazla mesai unsurunun bizler açısından da netleşmesini isterdim. İşçi olarak çalışmamıza rağmen, İş Kanunu’ndaki haklara sahip değiliz çoğumuz. İşverenler bu açıdan çok doyumsuz. Her zaman daha fazlası gerekiyor ve piyasanın bu denli kötü olduğu zamanımızda çoğu işçi avukat bunlara göz yummak zorunda kalıyor. İşte sömürünün temeli de burada yatıyor. Daha özgürce, kendime ve aileme zaman ayırabileceğim şekilde çalışmak isterdim.

Bir İşçi Avukat Olarak, İş Yerinizdeki Bir Gününüz Nasıl geçer? İş Yerinde Mobbinge Maruz Kaldınız Mı? İnsanlık Dışı Kabul Edilecek Tutum Ve Davranışlarla Karşılaştınız Mı? İş Yerindeki Diğer İşçi Avukatlar İle Sosyal İlişki Kurulabiliyor Mu?

-Öncelikle yapılacak işlerin listesini yaparak başlıyor günüm. Ardından gün içerisinde yeni çıkan işler, telefonlara ve mail yazışmalarına göre ortaya çıkan yeni yeni durumlara göre şekilleniyor. O gün duruşmam varsa eğer günümün öğleye kadar olan kısmı zaten adliyede koşturmakla geçiyor. Adliyedeki işlerim kaçta biterse bitsin, her işin aynı gün içerisinde bitirilmesi gerektiği baskısı ile çalışıyorum. İşveren avukat, mobbing düzeyindeki baskılarla işlerin daha da yoluna gireceğine inanıyor fakat bu tutum, mesleğimize ve işimize odaklanmamızı daha da güçleştiriyor. Sonuç olarak çay, kahve molalarında bile ufak tefek işlerin yapılması gerektiğinin söylendiği bir yerde taktir edersiniz ki her anım diken üstünde geçiyor. Oysa bu küçük çay- kahve molaları zihnimi günün yorgunluk ve stresinden arındırabileceğim tek zaman dilimi. Bu sürede iş konuşmadan rahatlamak istiyorum sadece. Ancak işverenler bunun en temel hakkımız olduğunun bilincinde değil. Bu çalışma şekli nedeniyle sosyal hayattan oldukça mahrum kaldığımı söyleyebilirim. İşten çıkış saatimde genellikle çok geç ve belirsiz saatler olduğundan net bir saate randevu ayarlamak veya bir etkinliğe katılmak benim için çok zor. Çalışma arkadaşlarımda çoğunlukla böyle çalışmakta. Her an, her dakika, her saat bir işle meşgul olma zorunluluğu ve geç saatlere kadar çalışmak sosyal hayatımızın önünde kocaman bir engel.


Bu Süreçte Hiç İsyan Ettiniz Mi? Böyle Olmaması Gerekirdi Dediğiniz Şeyleri Söyler Misiniz?


-Çoğu zaman isyan ediyorum haklı olarak. O kadar emek vererek okumamın karşılığı bu olmamalıydı. Bir farkımız olmalıydı. Gerçi çalışma koşullarımıza bakılırsa oldukça farklıyız. Hem daha çok çalışıyoruz hem daha stresliyiz hem de daha “ucuza” çalışıyoruz. Bunların hiçbiri böyle olmamalıydı. Bu meslek ve bizler bunları hak etmiyoruz.


Bir İşçi Avukat Olarak Yaşamınızı Nasıl İdame Ettiriyorsunuz, Olan Ve Olmasını Hayal Ettiğiniz Haliyle Değerlendirir Misiniz?


-Maddi açıdan soracak olursanız ben de zorlanıyorum. Yaşam maliyetleri her gün artıyor ama gelirim bunları karşılamaya uygun değil. Maksimum efor minimum kazanç. Tam anlamı ile bu şekilde çalışıyorum. Hiç okul okumamış çalışanlarla aynı maaşı alıyorum. Hem mesaim belli değil hem maaşım düşük hem de yapılan hiçbir iş asla yeterli değil. Hak ettiğimiz ve yaşadığımız arasında dağlar kadar fark var.


İşçi Avukat Sorunlarının Çözümü İçin Sence Neler Yapılabilir? Bu Konuda Baroların Nasıl Çözümler Sunmasını Beklersiniz?

-İşçi avukatlar olarak çok sahipsiziz bu piyasada. Bir standart yok. İşverenlerin isteklerine göre şekilleniyor her şey ve buna dur diyen kimse yok. Bağlı çalışan avukatların da arkalarında durup haklarını arayacak bir sendikaya ihtiyacı var. Baroların da artık bu sorunları dile getirmesi bekliyorum. Çünkü hiçbir zaman gündemde değiliz ve biz buradayız. Bu insanlık dışı ve meslek onuruna aykırı çalışma şartlarının altında eziliyoruz.

Gelecekten Mesleğimiz Adına Beklentiniz Nedir?
-Öncelikle kendi hakkımızı da alabilecek konumda olmamızı diliyorum. Sonrasında ise mesleğin asıl unsuruna odaklanarak adalet peşinde koşmanın, adalete kavuşmanın ve tüm meslektaşlarımın yaşanılan tüm bu problemlerden arınmasını diliyor ve bekliyorum.
Kendi isteği ile sadece

Av. A.R


Öğrenci iken nasıl bir avukatlık hayal ederdiniz? Gerçekte nasıl bir süreci yaşıyorsunuz? İşçi avukatlar olarak mesleğinizi yapabildiğinize inanıyor musunuz?


-Öğrencilik dönemimde iyi bir avukat olmayı isterken staj dönemimle birlikte ‘iyi’den daha fazlası olup yapmayı kabul etmekten pişmanlık duymadığım işleri takip edebilmeyi istemiştim. Şöyle ki yazdığım dilekçeler ile yaptığım savunmalar ile sonrasında kendimi utandırmak istemeyeceğim hem yasalar kapsamında hem de kendi vicdani kanaatimde hakkaniyete uygun işleri takip edebilmeyi hayal ettim. Bu bakımdan bugüne kadar kendimi rahatsız hissettiğim bir dosyada vekillik yapmadığım için mutluyum. Bağlı avukatlık ise takip edilecek işler yönüyle böyle bir seçiciliğe açık değil. Yapabileceğimiz tek seçim ilk etapta doğru işler yaptığı kanaatinde olduğumuz kişi ile çalışmak olabiliyor. Bu nedenle mevcut iç rahatlığım bir ölçüde şans eseri diyebilirim.


İşçi avukat olarak çalışacak büro bulmakta zorlandınız mı? İş bulma sürecinde ve sonrasında büro ortamında karşılaştığınız sorunları bizimle paylaşır mısınız?


-Emeğimin ve mesaimin değer bulduğu bir çalışma ortamında olmak benim için en temel motivasyon kaynaklarından birisi oldu. Mesaimiz hem zihinsel hem de bedensel efor sarf ettiğimiz temposu hiç düşmeyen bir akış halinde oluyor. Yaptığım işten mutlu olabilmek için hem manevi hem de maddi olarak tatmin olmayı beklerim. Bugün mevcut koşullarda “ooo senden çok var” cümlesini kulaklarımla duymasam da davranışlarda açıkça gördüm. İş bulmak benim için zor olmadı fakat mevcut işi yaparken özveri ile sarf ettiğim emeğimin ve mesaimin layıkıyla takdir edilmeyişi nedeni ile işime devam etmek zorlayıcı oldu.


İşçi Avukat Olmanın Zorlukları Ve Bu Kapsamda Karşılaştığınız En Büyük Dört Sorun Nedir Desem Neler Söylersiniz?


-İşimizin önemli bir kısmını vekil edenlerin yasalar kapsamında tanınmış haklarını korumak ve bunun için gereken süreci takip etmek oluşturuyor. Bir başkasının hakkını savunurken edindiğimiz en ufak bilgi kırıntısını dahi kullanırken aynı dişli tavrı haksızlığın öznesi kendimiz olduğumuzda büyük bir sükunetle karşılıyoruz. Emeğimize ve ayırdığımız mesaimize yaraşır bir ücreti talep etme konusunda sesimiz pek kısık kalıyor. Ruhsatımızı dahi asamadığımız ofis odalarında, mesleki unvanımızla dahi hitap etmekten geri duran bir kısım kimselere mesleki heyecanımızı, iş yapma şeklimizdeki özgünlüğü, cübbemizin ütüsünü heba ediyoruz. Saygın bir iş olduğuna inanarak aldığımız ruhsatlarımızı nereye sıkıştırdığımızı bile unutacak kadar çok çalıştırılıp heyecanla başladığımız işimize alternatifler arayarak hayatımızı nasıl devam ettiririz diye düşünmeye başlıyoruz.


Mesleğimiz adına nelerin daha iyi olmasını isterdiniz? Olması gerekenlerden ve hayallerinizden bahseder misiniz?


-Meslek sahibi olmak, çalışan kimseyi ürettikleri ile mutlu ederken aldığı parasal karşılıkla da tatmin etmelidir. Gün geçtikte işveren meslektaşlarımızın bağlı çalışan avukatların emeklerine ve mesailerini daha da hor görür hale geldiğini düşünüyorum. Henüz stajyerken başlayan bu haksız faydalanma, ruhsatımızı aldıktan sonra daha da artıyor. Sorumluluklarımız artık “kocaman avukatlar” olduğumuz için katlanarak artarken adı harçlıktan maaşa evrilen kazancımızın görüntüsünde pek kayda değer bir değişim olmuyor. Maddi ve manevi mesleki tatminin biri diğerinden daha az değerli değildir. İyi yapılan işin her bakımdan takdir edilmesi, yaş ve kıdemin belli bir yetkinlik getirmesine karşılık, karşılıklı bir öğrenme sürecinin mümkün olabileceğine inanılsın isterim.


Bir İşçi Avukat Olarak, İş Yerinizdeki Bir Gününüz Nasıl geçer? İş Yerinde Mobbinge Maruz Kaldınız Mı? İnsanlık Dışı Kabul Edilecek Tutum Ve Davranışlarla Karşılaştınız Mı? İş Yerindeki Diğer İşçi Avukatlar İle Sosyal İlişki Kurulabiliyor Mu?

-Haftanın ortalama üç günü öğleden önceleri duruşma yoğunluğu ile geçer. Hızlıca yenen öğle yemeğinin ardından bir dinlenmeye fırsat olmadan rutin ofis işleri ile gün tamamlanır. Devamlı değişen çalışma arkadaşları, aşırı duygusal tepkilerden ibaret öfke kontrolünden uzak patlamalar, ara vermeksizin çalışma baskısı altında mesai tamamlama, ofisten saatinde çıkmanın erken çıkmak olarak kabul edilmesi şeklinde örneklenebilecek sayısız baskı unsuru altında çalıştığım uzun bir dönem oldu. Bir avukattan beklenmeyecek hakkaniyete aykırı, etik sınırların aşıldığı rahatsız edici davranışlara maruz kaldım.
Diğer çalışan avukatlarla ya da stajyerlerle ilişki kurmanın genel olarak bireysel uyumla alakalı olduğunu düşünüyorum. Buna karşılık işveren avukatın bu ilişkiye bakışı “mutlu ve uyumlu çalışma arkadaşları” olması gerekirken “birlikte ders kaynatma potansiyeli olan öğrenciler”den öteye gitmiyor.


Bu Süreçte Hiç İsyan Ettiniz Mi? Böyle Olmaması Gerekirdi Dediğiniz Şeyleri Söyler Misiniz?


-Çalışmaya başladığım ilk dönemde işime her sabah keyifle ve sağlıkla gelirken ilerleyen zamanlarda artan baskı üzerine oluşan anksiyete beni mutsuz hale getirdi. Mesainin bitişini özgürlük saatleri ilan edip her yeni iş gününe sonsuzdan geri sayarak gitmeye başlamak oldukça can sıkıcı oluyor hale geldi. Baskı ve yapılan iyi işe karşı dahi yöneltilen memnuniyetsizlik, kalabalık bir ofiste de birebir çalıştığım bir ofiste de aynı sonucu doğurdu: İsyan! Her ne kadar arada bir işçi işveren ilişkisi kurulsa da öncelikle meslektaş olduğumuz gerçeğinin unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Yaşlarımız ve tecrübelerimiz birbirine çok yakın olabileceği gibi çok uzak da olabilir. Mesleki yahut şahsi bütün konuşmaların sınırının kalın bir saygı çizgisi ile belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir unvan hiç kimseye hadsiz ithamlar savurma alanı tanıyamaz.


Bir İşçi Avukat Olarak Yaşamınızı Nasıl İdame Ettiriyorsunuz, Olan Ve Olmasını Hayal Ettiğiniz Haliyle Değerlendirir Misiniz?

-İcra ettiğimiz iş duruşma ve dosya takibinden çok daha fazlasını içeriyor. Mesleğe başlarken ettiğimiz yemin ile sözlü olarak hukuka, ahlaka, meslek kurallarına ve meslek onuruna bağlanırız. Olması gerekenin meslek yeminimizin fiiller ile görünür olmasıdır. Bunun yanında sarf edilen emeğin pahasını biçmek mümkün olmasa da harcanan mesainin maddi karşılığının tam ve eksiksiz, zamanında ve kesintisiz verilmesi gerekiyor.
Bağlı avukatların büyük bir çoğunluğunu genç avukatlar oluştururken baro yönetimlerinin genelinin yaş ortalaması çok daha yüksek. Öyle ki pek çoğu ile fakülteden mezun olduğumuz yüzyıl bile farklı neredeyse. Hal böyleyken baro yönetimlerinin mesleki kaygılarımızı, özlük haklarımıza dair gördüğümüz eksiklikleri anlamaları kolay değil. Bağlı avukatların maruz kaldığı mobbingin tek çıkış yolu çalıştığı ofisten ayrılmak oluyor fakat bu ofisler yeni başlayacak avukata aynı iç karartıcı baskı ve kötü muameleye devam ediyor. Baronun bu kötü uygulamaların bir şikâyet mercii olması, bu konuda disiplin kurulu tarafından inceleme ve cezai yaptırımın meslek kanunumuzda yer edinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir kısım barolar yakın zamanda her yıl yayınladıkları ücret tarifelerine bağlı çalışan avukat için bir asgari maaş tutarı belirlemiş olsa da bu tarifeye uymamanın bir yaptırımı olmadığından yalnızca “tavsiye” niteliğinde ve işlevsiz kalıyor. Bu bakımdan da hem stajyer avukatlar hem de bağlı avukatlar için mesleğe yakışır ölçüde gelirin sınırının, aksine teşebbüs ettirmeyecek ölçüde caydırıcı olması gerekiyor. Özetle sunulacak çözümler dönemsel propaganda cümlelerinden çok daha fazlasını içermeli, yaptırımları olan koruyucu ve caydırıcı kurallar olmalıdır.


Sekizinci Soru Yanıtsız Ama Yanıtsız Olması Sebepsiz Değil!..


Katılımıyla emek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Yaşanan tüm adaletsizliğe rağmen, gelmesi gereken adaletli günlere olan inancımız, umudumuz ve iyiye ulaşma çabamız hiç yok olmamalı. Şimdi şöyle bitirelim mi?


“Mümkünün son sınırlarına, imkansızı elde etmek için çabalayanlar ulaşabilir ancak. Gerçekleşmiş imkanlar, zorlanmış imkansızlıkların sonucudur.” Karl Liebknecht