Zulmün Devamlılığı ve Umudun Bastırılması: İnce Memed II

Nazım Tokşen
125 views

Yaşar Kemal’in İnce Memed II romanı, ilk kitabın yarattığı umut ve sarsıntının ardından, zulmün biçim değiştirerek nasıl devam ettiğini gösteren karanlık ama gerçekçi bir anlatıdır. Bu romanda mesele artık yalnızca bir ağaya karşı başkaldırı değildir; mesele, sistemin kendini nasıl yeniden ürettiği, nasıl yeni zalimler yarattığı ve halkın umutlarının nasıl sistematik biçimde bastırıldığıdır. İnce Memed’in efsaneye dönüşmesiyle birlikte, baskı da daha örgütlü, daha acımasız ve daha hesaplı bir hâl alır.

Ali Safa: Devlet Aklı ile Bütünleşen Zulüm

İnce Memed II’nin en çarpıcı figürü Ali Safa’dır. (Halkın dilinde Ali Sefa olarak anılır.) Ali Safa, klasik bir ağa değildir; o, devletle, bürokrasiyle ve resmi otoriteyle iç içe geçmiş modern bir zorbadır. Zulmü kaba şiddetten çok, korku, ihbar, takip ve sistematik sindirme üzerine kuruludur. Köylüyü sadece aç bırakmaz; umutlarını, dayanışma duygularını ve direnme ihtimallerini de hedef alır. Onun zulmü tesadüfi değil, bilinçlidir. İnsanları yalnızlaştırır, birbirinden şüphe eder hâle getirir ve korkuyu kolektif bir psikolojiye dönüştürür.

Bu baskıyı sürdürürken Ali Safa’nın en büyük destekçisi ise Kaymakam’dır. Kaymakam, resmi otoriteyi temsil eden bir figür olarak, halkın yanında değil, Ali Safa’nın ve ağaların çıkarını korur. O, zulmün görünmez güvence mekanizmasını sağlayarak köylünün itiraz edemeyeceği bir düzen inşa eder. Devletin ve kanunların adeta Ali Safa’nın yanında saf tutması, köylünün çaresizliğini pekiştirir ve zulmün kurumsal boyutunu gözler önüne serer.

Ali Safa’nın en büyük gücü, kendisini “düzenin temsilcisi” olarak sunabilmesidir. O artık sadece bir sömürücü değil, düzenin kendisidir. Bu nedenle ona karşı çıkmak, yalnızca bir kişiye değil, tüm sisteme karşı çıkmak anlamına gelir. Yaşar Kemal bu karakter üzerinden, modernleşen baskının nasıl daha görünmez ama daha etkili hâle geldiğini gösterir.

Hamza: Değişmeyen Ağa Tipinin Yeni Yüzü

Abdi Ağa’nın yerini alan Hamza, ilk bakışta farklı bir figür gibi görünse de özü itibarıyla aynı düzenin ürünüdür. Hamza, Abdi Ağa kadar karizmatik ya da korku salan biri değildir; fakat bu onu daha masum yapmaz. Aksine, Hamza’nın zalimliği sıradanlığıyla tehlikelidir. O, düzenin kendisine verdiği gücü sorgulamadan kullanan, zulmü günlük bir alışkanlık hâline getirmiş bir tiptir. Abdi Ağa’nın gidişiyle köylülerin umutlanması kısa sürer; çünkü Hamza, sistemin kişilere bağlı olmadığını, zulmün devredilebilir bir miras olduğunu kanıtlar.

Hamza’nın varlığı, Yaşar Kemal’in temel tezlerinden birini pekiştirir: Ağa değişir, isim değişir, yöntem değişir; ama eğer düzen değişmezse zulüm de değişmez. Hamza, bu sürekliliğin sembolüdür.

Koca Osman: Mazlumun Gücü ve Dayanışmanın Sesi

Koca Osman, romanın en dokunaklı figürlerinden biridir. O, zulme karşı koymak isteyen ama güçsüzlüğü nedeniyle sürekli acı çeken, dayak yiyen ve haksızlıklara maruz kalan bir köydür. Fiziksel olarak güçlü görünse de, sistemin baskısı altında ezilen sıradan bir insandır. Koca Osman’ın varlığı, köylünün yalnız olmadığını ve dayanışmanın hâlâ mümkün olduğunu gösterir. O, İnce Memed’in ve halkın yanında duran, mazlumun gücünü ve direniş umudunu temsil eden bir figürdür.

Köylünün Sıkışmışlığı ve Umudun Bastırılması

İnce Memed II’de köylü artık yalnızca ezilen değil, aynı zamanda kuşatılmıştır. İlk romanda filizlenen umut, bu kitapta bilinçli biçimde boğulmaya çalışılır. Köylü, bir yandan ağalarla, bir yandan devletle, bir yandan da kendi korkularıyla mücadele eder. Dayanışma yerini sessizliğe, umut yerini temkinli bir bekleyişe bırakır. Yaşar Kemal burada romantik bir direniş anlatısı kurmaz; aksine, direnişin ne kadar zor, ne kadar bedel isteyen bir süreç olduğunu gösterir.

İnce Memed’in Yokluğu ve Efsaneye Dönüşmesi

İnce Memed bu romanda fiziksel olarak geri plandadır; ama etkisi her yerdedir. Onun adı, bir söylenti, bir ihtimal, bir korku ve bir umut olarak dolaşır. Yaşar Kemal burada önemli bir şey yapar: Kahramanı merkezin dışına çekerek, asıl meselenin birey değil düzen olduğunu vurgular. İnce Memed bir kişi olmaktan çıkmış, halkın adalet arzusunun simgesine dönüşmüştür.

Sonuç: Değişmeyen Düzen, Bastırılan Umut

İnce Memed II, ilk romandaki başkaldırının ardından gelen ağır bir yüzleşmedir. Yaşar Kemal, bu kitapta okura şunu söyler: Zulme karşı çıkmak mümkündür, ama düzen kendini kolay kolay teslim etmez. Ali Safa’nın temsil ettiği sistematik baskı, Kaymakam’ın desteğiyle güçlenir; Hamza’nın sıradan zalimliği ve Koca Osman’ın mazlumluğu, aynı yapının farklı yüzleridir. Roman, umudu tamamen yok etmez; ama onun ne kadar kırılgan olduğunu, ne kadar bedel istediğini açıkça gösterir. İnce Memed II, direnişin romantik değil, tarihsel ve sınıfsal bir mücadele olduğunu hatırlatan sert bir toplumsal aynadır.