İNSAN NEDEN DEVRİMCİ OLUR?

Hayati Uçar
6 views

NSAN NEDEN DEVRİMCİ OLUR?

İnsan neden devrimci olur?

Bu soruya çok basit cevaplar verilebilir:

Ezilmişliğe karşı çıkmak, sömürüye itiraz etmek, özgürlüğü savunmak, adaletsizliğe karşı mücadele etmek, insanlığın kurtuluşuna inanmak…

Bunların hepsi doğrudur.

Ama benim sorum biraz daha başka:

Bir insan neden kendisi için daha zor olan bir hayatı, bile bile seçer?

Çünkü devrimcilik yalnızca bir düşünce değildir.

Bir tavırdır.

Bir yaşam biçimidir.

İnsanın bütün hayatını içine alan bir tercihtir.

Üstelik kolay bir tercih de değildir.

Bir kere çok okuman gerekir.

Okumuyorsan, devrimci kabuğunun içinde yalnızca görünenden ibaret bir kişisindir.

Ama okumak da yetmez.

Okuduğunu yorumlaman, farklı bilgileri birbirleriyle ilişkilendirmen, daha önce edindiğin bilgilerle birleştirerek kendi düşünceni oluşturman gerekir.

Çünkü devrimcilik, hazır düşünceleri ezberlemek değildir.

Düşünmektir.

Sorgulamaktır.

Kendi doğrularını bile gerektiğinde yeniden sorgulayabilmektir.

Ve bulduğun bilgiyi yalnızca kendine saklamazsın.

Onu yeniden tabana, halka ve insanlara taşırsın.

Çünkü devrimcilik, bilgiyi biriktirmek değil; bilgiyi toplumsal bir güce dönüştürmektir.

Örgütlü mücadele bunun temelidir.

Ama örgütlü bir yapının dışında olduğunda bile mücadele bitmez.

İnsanları bir araya getirmek, düşünmeye çağırmak, örgütlemek ve ortak bir irade yaratmak devam eder.

Çünkü devrimcilik yalnızca bir örgütün içinde yapılan faaliyet değildir.

Hayatın kendisidir.

Günlük davranışların, insanlarla ilişkilerin, ahlakın, bilgin, dünyaya bakışın ve verdiğin kararlar devrimci bir nitelik taşımak zorundadır.

Özgürken de…

Hapisteyken de…

Devrimcinin görevlerinden biri, yaşı kaç olursa olsun, her an devrim olacakmış gibi hazırlıklı olmaktır.

Bu hazırlık yalnızca politik bir hazırlık değildir.

Entelektüel ve güncel bilgin, yaşadığın dünyanın hızına yetişmek zorundadır.

İnsanlık tarihini bilmelisin.

Antropolojiyi, dinler tarihini, biyolojiyi, psikolojiyi, sosyolojiyi ve daha birçok bilim dalındaki gelişmeleri takip etmelisin.

Çünkü dünyayı değiştirmek isteyen insan, önce dünyayı anlamaya çalışmalıdır.

Geleneksel bilgiye karşı çıkabilmelisin.

Sana öğretilenleri sorgulayabilmelisin.

Gerekirse kendi ailene, kendi çevrene, içinde yetiştiğin kültüre karşı çıkıp doğru bildiğini savunabilmelisin.

Çünkü devrimcilik, biraz da insana öğretilen dünyayı reddedip onu yeniden düşünmektir.

Ve bu yalnızca insanla sınırlı değildir.

Dünyadaki bütün canlıların yaşam hakkı olduğunu bilmelisin.

Canlı çeşitliliğini, doğayı ve yaşamın kendisini savunmalısın.

Çünkü insanlığın özgürlüğünü savunmak, yaşamın geri kalanını yok saymak anlamına gelmez.

Dünyadaki bütün insanların kendinin bir parçası olduğunu hissedebilmelisin.

Bir devrimci için sınırlar yoktur.

İnsanın acısı nerede yaşanıyorsa, orada senin de söyleyecek bir sözün vardır.

Gerekirse başka bir ülkede zulme karşı mücadele edebilirsin.

Çünkü devrimcinin ülkesi yalnızca doğduğu toprak değildir.

İnsanlığın kendisidir.

Bütün bunları yaparken bedeli de bilirsin:

İşkenceyi…

Hapishaneyi…

Sürgünü…

Sevdiklerinden ayrı kalmayı…

Yalnızlığı…

Yokluğu…

Ve ölüm ihtimalini…

Bunların hiçbirinin sürpriz olmadığını daha en başında öğrenirsin.

Ama burada önemli bir ayrım vardır:

Devrimcilik ölüm romantizmi değildir.

Devrimci, ölmek istediği için devrimci olmaz.

Tam tersine, insanın özgür ve onurlu yaşayabileceği bir dünya istediği için devrimci olur.

Ölüm karşısında geri çekilmemek, yaşamı küçümsemek değildir.

Çünkü savunduğun şey zaten yaşamın kendisidir.

Peki insan bütün bunları neden göze alır?

İşte asıl soru budur.

Sistemin içinde kalsan, belki daha rahat yaşayabilirsin.

Devlet seni sever.

Ailen seni sever.

Çevren seni sever.

Düzenin sana sunduğu sınırlar içinde yaşar, fazla soru sormaz ve fazla itiraz etmezsen; belki açlıkla, yoklukla, hapishaneyle ya da sürgünle karşılaşmazsın.

Sistem sana yalnızca baskı uygulamaz.

Bazen sana rahatlık da verir.

Bir ev…

Bir maaş…

Bir statü…

Bir kabul görme duygusu…

Ve karşılığında senden bazı soruları sormamanı ister.

İnsan burada bir seçim yapmak zorunda kalır:

Kendi rahatlığı mı?

Yoksa başkasının özgürlüğü mü?

Devrimci insanın trajedisi de güzelliği de burada başlar.

Çünkü bazen kendi rahatlığının başka bir insanın acısı üzerine kurulduğunu gördüğünde, o rahatlığı kabul edemezsin.

“Ben özgür olayım, gerisi beni ilgilendirmez.” diyemezsin.

Çünkü senin için özgürlük, başkasının köleliğiyle birlikte var olamaz.

Ben özgürken başka bir insanın köle olmasını istememek…

Devrimcilik biraz da budur.

Bu yüzden bunun tek kelimelik bir cevabı yoktur.

Ama bir kelimeyle başlayabiliriz:

İnsanlık.

İnsanlık, devrimciliğin temelidir.

Sanattır devrimcilik.

Müziktir.

Edebiyattır.

Bilimdir.

Bir insanın başka bir insanın karşısında kul, köle ya da efendi olmasını istememektir.

Kadının ve erkeğin birbirinin üzerinde değil; eşit ve özgür iki insan olarak yan yana durmasını istemektir.

Bir çocuğun korkmadan büyüyebilmesini istemektir.

Hiç tanımadığın bir insanın acısını kendi acın gibi duyabilmektir.

Dünyanın herhangi bir yerindeki insanın özgürlüğünü, kendi özgürlüğünün bir parçası sayabilmektir.

Ve bütün canlıların yaşam hakkını savunabilmektir.

Devrimcilik, insanın yalnızca kendi hayatını kurtarmakla yetinmemesidir.

Kendisine sunulan rahatlığı, başkasının acısı üzerine kurulmuşsa reddedebilmesidir.

İnsan ölünceye kadar devrim enerjisini ayakta tutabilir mi?

Tutar.

Çünkü devrimcilik yalnızca bir iktidar mücadelesi değildir.

İnsanın kendisini de her gün yeniden kurma mücadelesidir.

İnsanın insan kalma mücadelesidir.

Belki de insanı devrimci yapan en temel şey şudur:

Olduğu dünyayı olduğu gibi kabul edememek.

Ama yalnızca öfkelendiği için değil…

Daha başka türlü bir dünyanın mümkün olduğunu düşündüğü için.

İnsan devrimci olur; çünkü gördüğü haksızlıkla kendi rahatlığı arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığında, vicdanının rahatından daha ağır bastığını fark eder.

Ve belki de en önemlisi…

Devrimci insan, dünyadan nefret ettiği için dünyayı değiştirmek istemez.

Dünyayı sevdiği için değiştirmek ister.

İşte bu yüzden devrimcilik en büyük aşktır.

İnsan, bütün insanlıkla birlikte nefes almak istediği için devrimci olur.

Hayati Uçar