Özgürlüğün Kırılan Aynası

Özgürlük derken siz ne anlıyorsunuz, hiç özgür oldunuz mu?

Hayati Uçar
132 views

 

Müslümanların cennet anlayışı gibi, toplum özgür olduğunda her şey tamamlanacak sanıyoruz. Kimse ekonomik varlığından dolayı kitleleri küçümsemeyecek; emeğin hakkı ödenecek; sistem halk için en doğru kararı alacak. Gerçekten olabilir mi böyle bir şey?

Bugüne kadar her devrim, kendinden önceki yönetimi kötü olduğu için yıktı ya da revize etti.
Fakat her sistemi değiştirmek isteyen daha fazla özgürlük vaat etti.

Özgürlüğün Durum Hâli

Özgürlük… İnsanlığın en eski duası, en yeni yanılgısı. Biz onu hep bir cennet gibi kurduk zihnimizde; ulaştığımızda her şeyin düzeleceğine, kendimizin bile değişeceğine inandık. Ama özgürlüğün her zaferi, kendi içinde yeni bir esaret taşır. Ve biz bu döngüyü kırdığımızı sandıkça, başka bir çemberin içinde uyanırız.

Özgürlüğün Çatlayan Aynası

Tarih boyunca özgürlük için ayağa kalkan toplumlar, bir süre sonra başka bir otoritenin gölgesine düştüler. Amerika bağımsızlığını kazanırken özgürlüğü vaat etti; ardından sanayi toplumu “işçi” dediği yeni bir köle sınıfı yarattı. Kuzey–Güney Savaşı’ndan sonra “özgürleşen” siyahlar, tarladaki zinciri fabrikaların soğuk duvarlarında yeniden buldular.

Devrimler yeni devletler doğurdu; devletler yeni sınıflar. Özgürlüğün yankısı, çoğu zaman sessiz bir esarete dönüştü.

Emperyalizmin ve Sosyalizmin Aynı Kördüğümü

Kapitalizm “benim özgürlüğüm daha özgür” diyerek tüketimin, rekabetin, görünmeyen borç ilişkilerinin zincirini ördü. Sosyalizm “ben insanı daha özgür yaparım” diyerek bu kez devletin gölgesinde yeni bir sınıf yarattı. Çin, Vietnam, Kamboçya pol pot gibi örnekler, özgürlük adına kurulan sistemlerin nasıl başka türlü baskılar üretebildiğini gösteriyor.

Her sistem kendi özgürlüğünü bir kutsal ilan etti; başkasının özgürlüğünü değersiz kılmak için.

Özgürlük: Duruma Göre Şekil Alan Bir Hâl

Belki de özgürlüğü özel kılan bir özü hiç olmadı.
Özgürlük, sabit bir kavram değil; bulunduğu koşullara göre şekil alan bir durum hâli.

Bir ülkede konuşmak özgürlüktür, başka bir yerde susmak.
Bir toplumda çalışmak zorunluluktur, başka bir yerde çalışmamak özgürlük gibi gelir.
Bir yerde devlet baskıdır, başka bir yerde güvence.

Özgürlük, gücün kimde olduğuna göre nefes alır.
Zaman değişir, toplum değişir, insan değişir…
Özgürlüğün anlamı da her seferinde yeniden kurulur.

Mistifikasyon: Özgürlüğü Bir Cennet Gibi Kurmak

Belki de biz özgürlüğü her zaman bir cennet gibi çiziyoruz.
Kurtulunca bitecek sanıyoruz her şeyin ağırlığı.
Oysa özgürlüğe kavuşmak, insanın kendi içindeki iktidar isteğiyle de yüzleşmesi demek.
Kendi korkularını, kendi teslim olma kolaylığını görmek demek.

Bu yüzden her özgürlük mücadelesi, kendi hayal kırıklığını da içinde taşır.

Sanırım Özgürlük Bir Arayıştır

Özgürlük bir hedef değil.
Bir kapı değil.
Bir sonuç değil.

Özgürlük bir yürüyüştür.
İnsanın kendine yaklaşma çabasıdır.
Kendi zincirini görmek, kendi gölgesini tanımak cesaretidir.

Özgürlük tamamlanmaz.
Özgürlük bitmez.
Özgürlük ele geçmez.

Ama insan, onu aradıkça kendine biraz daha yaklaşır. Belki de özgürlüğün gerçek anlamı budur:

Özgürlük; sürekli değişen, koşullara göre şekil alan, ama arandıkça insanı diri tutan bir durum hâlidir.

İnsan Merkezli bir düşünce neden bu Merkezden Düşer?

Sistemler her zaman insan için kurulur; ama kurulduktan sonra insanın değil, kendi devamının peşine düşer. Gücü elinde tutan sınıf zamanla insanı unutur; özgürlük vaat edenler otoriteye dönüşür. “Toplum için en doğru kararı biz veririz” diyen her düzen, bireyin nefesini yavaşça daraltır. Ekonomik çıkarlar, devletin bekası, ulusal anlatılar insanın önüne geçer. Çünkü güç, insanın algısını değiştirir; insan amaç olmaktan çıkar, aracın hammaddesi hâline gelir.

Sonuçta her sistem, başladığı yerin tam zıddına savrulur. İnsan merkeze alınarak başlar; sonra insan merkezin dışına itilir. Özgürlüğü yönetenler özgürlüğü kısıtlamaya başlar. Bu yüzden özgürlük ne tam elde edilir ne de tamamen kaybedilir—sürekli aranan, sürekli kaçan, koşullara göre şekil alan bir durum hâline dönüşür.
Herkesin “özgürlük” yâda “Doğru” dediği anlam sadece kendine ait bir ideal.
01