Muhbir

Mustafa Angın
655 views

Önce ağır bir ses duydu.

Sonra iki kamyon gördü,

Sonra dört.

Ağır postal sesleri döküldü toprak yola  

Sonra dokuz.

Çifter sıralı erler, ellerinde tüfekler gördü.

Apoletli askerler gerisinde

Evin kuşatılmış olduğunu gördü.

Salih’i göründü kapıda

Yüzündeki sevinç düştü önce yere.

Ona doğru koşan köpeğin,

Havada can verirken

Daha birkaç dakika önce bakışı düştü gözlerine.

Saman Pazarı, Koyun Pazarı düştü gözlerine.

Gülsüm kardeş diyen Hekime Hanımı gördü. 

Elinde çalı süpürgesi,

“Kız nereden böyle” diyen Cemile’yi…

Dağ evindeki İbrahim’in, kan çökmüş gözlerini gördü. 

Arkadaşlarına kara çekirdek alırsın lafı düştü.

Oğlu Memosunu bastırdı göğsüne. Daha da bastırdı.

Evden paytak yürüyüşle çıkan

On dört aylık kızını gördü.

Babasına benzeyen bir köylü gördü

Nemrut yüzlü babasına.

Sırıtarak sarı bıyıklarını buran bir köylü.

Kışlık tayını kurtarmıştı ihbarcı,

Çocukları bu kış tok yatacaktı.

Heyy! diye seslendi.

Elini salladı kepli askerlere

Onun sevdalısı benim diye haykırdı.

Haykırışının düşüşünü gördü.

Kolları arasında annem diyen sesin düşüşünü gördü.

Yüzünde gezinen bir el,

Kızının parmaklarını gördü.

Avuç içleri kan.

Annem diyen sesini gördü…

Koca koca kurşunların

Göğsünü yırttığını gördü.

Kendi gözlerinin açık düşüşünü gördü.