TARİHİMİZİ DOĞRU BİLELİM : Çerkez Ethem, İzmir valisi Rahmi Beyin oğlunu neden kaçırdı?

Ahmet Hür
1.049 views

Çerkez Ethem, Teşkilatı Mahsusa’nın emrinde çalışmış bir kişidir. İzmir Valisi Rahmi Bey ise İttihat ve Terakki partisinin bir adamıdır. Talat Bey tarafından sevilen bir kişidir. İzmir Valiliği görevinden alındıktan sonra İstanbul’a gitmiş ve orada tutuklanıp Bekirağa Bölüğüne (Şimdiki İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi binası) konmuştu. Ailesi İzmir’de kalan Vali Bey’in, tutuklandığının ertesi günü Alp Aslan adındaki oğlu Çerkez Ethem ve iki arkadaşı tarafından fidye istenmek için kaçırılmış 53.000 lira (bazı kaynaklarda 50.000 lira) fidye ödenince serbest bırakılmıştır.

            Çerkez Ethem ve arkadaşları eski İzmir Valisinin 12 yaşındaki oğlunu neden kaçırsın?  

           Bu konudaki bir görüş, Çerkez Ethem’in Milli Mücadele örgütlemesi için paraya ihtiyaç duyması ve bu paranın Rahmi Bey’de olmasıdır.

            Bir diğer görüş, Çerkez Hasan olayından dolayı, Çerkez Ethem’in Rahmi Bey’i cezalandırmak istemesidir.

            Bence en uç görüşü Doğan Avcıoğlu söylemektedir. Doğan Avcıoğluna göre; “Çerkezler ile Müslümanların en içten koruyucusu olan Büyük Britanya’ya manevi bağlılık ve saygı duygularını göstermeyi başaramayan Ethem bey, İngilizlerin tutukladıkları Valinin oğlunu kaçırarak İngilizlere saygı göstermektedir.”(1)  Rahmi Bey’in tutuklanmasının ertesi günü oğlu kaçırılmış ise de, bu durum Valilik sıfatı üstünden alınan ve Hükümetçe tutuklanan Rahmi Bey’in oğlunun kaçırılmasının daha kolay olmasındandır. Milli Mücadeleyi kendi düşüncesine göre dahi olsa örgütlemeyi düşünen Çerkez Ethem’e böyle bir itham da bulunmak bence haksızlıktır. Doğan Avcıoğlu bu noktada Hasan Tahsin’in bir yazısından yola çıkarak hüküm vermiştir. Oysaki çocuk kaçırma olayı ile kendisini ilişkilendirmeye çalışanlara sitem eden Hasan Tahsin böyle bir yorum yaparak hedef şaşırtmaktadır. Nitekim Hasan Tahsin yazının sonraki bölümünde, Çerkez Ethem’i savunmaya devam ediyor ve İttihatçı Valinin haksız kazançla zengin olduğunu ve bu altın bombanın elinden alınarak vatan için sarf edilmesi gerektiğini söylüyor.

Şimdi bu olayı derinlemesine irdeleyelim. 

11 Şubat 1919 Salı günü, Bornova’da bulunan Miss Florence okulunda okuyan on iki yaşındaki Alp Aslan, öğleyin evine yemeğe giderken, Çerkez Ethem, Manyaslı Mahmut, Manyaslı Şevket tarafından kaçırılmıştır. Müsavat Gazetesinin 13 Şubat 1919 tarihli sayısında haber şöyle verilmiştir: Dün öğleden evvel mektepten hanesine avdet eden Vali-i Sabık Rahmi Beyin 10-12 yaşındaki mahdumu Arslan Bey’i hüviyeti meçhul bazı eşhas cebren bir arabaya bilirkap kaçmışlardır. Vakdan haberdar olan mevi mezkur kumandanı Rıza Efendi derhal takiplerine çıkmış ve eşhas-ı merkumeye yetişmişse de içlerinden 4 atlı mukabelede bulunarak aralarında müsademe vaki olmuş ve Rıza Efendinin atı vurulmuştur. Bu müsademenin devamı esnasında çocuğu hamil olan arabayı idare edenler Nif’e (Kemalpaşa) doğru firara muvaffak olmuş ve Nif Kazasınca da takibat-ı şedide icrasına tevessül olunduğundan (şiddetli takibe başvurulduğundan) aldığımız haberlerden anlaşılmıştır.”(2)

Kaçırılan Alp Aslan’da daha sonra anlattığı gibi, kendisinin Çerkez Ethem ve bir tanesi daha sonra birlikte Yunana sığındıkları Manyaslı Şevket ve Manyaslı Mahmut olmak üzere üç kişi tarafından kaçırıldığını, Teşkilatı Mahsusacı Kuşçubaşı Eşref’e ait evde saklandıklarını, kendisine iyi davranıldığını yarısı altın olmak üzere 53.000 lira fidye ödendiğini, kendisine serbest bıraktıklarında Çerkez Ethem tarafından bir tabanca ile bir Çerkez kaması hediye edildiğini söylemektedir. Yine Vali Rahmi Bey’in oğlu Alp Aslan, babasının valiliği sırasında Çerkez Ethem’in Von Hemstra isimli Hollandalı bir kişinin çiftliğini bastığını, Jandarmanın gelmesi üzerine, Çerkez Ethem’in kaçmak zorunda kaldığını ve bu yüzden babasına düşman olduğunu ve fidye için kendisini kaçırdığını söylemektedir. Alpaslan yine Çerkez Ethem’in babasını İstanbul’a giderken trene bomba atarak öldürmek istediğini ancak trende Çerkez Sapancalı Baki Bey’in olması nedeniyle vazgeçtiklerini söylüyor. Bu anlatımlar çocuk kaçırılma olayı açısından çok sağlıklı bir gerekçe oluşturmadığı kanısındayım. Özellikle Çerkez Ethem ve adamlarının Teşkilatı Mahsusacı Kuşçubaşı Eşref’in evinde saklandığını da bildiğimizde, işin içinde farklı bir yönün olduğu kuşkusuzdur. Kuşçubaşı Eşref ile Rahmi Bey’in arası başta Vagon yolsuzluğu olmak üzere, İzmir’de yaşanan pek çok yolsuzluğun çözülememesi, Vali Rahminin, makinist yetiştirme amacıyla Celal (Bayar) Bey’in okul açmasına karşı çıkan Muhtar Bey’i tutması nedeniyle açılmıştı. Vali Rahmi Bey, İzmir’i Osmanlıdan özerk gibi görmeye başlamıştı. Özellikle yabancı şirketlerin İmparatorluktaki merkezi durumuna gelen İzmir’de yabancılar ile ilişkisi çok olumlu idi. İttihatçı olmasına karşın bu yüzden 1. Dünya Savaşına girmeyi istemiyordu.   Koçbilekli Vali sıfatını da taşıyan Rahmi Bey ile ilgili geniş bilgiyi, Yavuz Özmakas’ın “Vali Rahmi Beyin İzmir Günleri” adlı kitabında bulabilirsiniz. (3)

            Nitekim Teşkilatı Mahsusacı Hasan Tahsin’in de Çerkez Ethem’i savunduğu düşünülürse, amacın Milli Mücadele için para toplamak olduğu ve büyük olasılıkla ittihatçı olmakla birlikte bu direnişi kabul etmeyen Rahmi Bey’i zorlamak için olma olasılığı daha yüksek görünüyor.

            Yine Kuşçubaşı Eşref’in Salihli tarafında bulunan ve Birinci Dünya savaşının kaybedileceği anlaşılınca Milli Mücadele için Enver Paşa’nın emriyle oluşturulan, cephanelik ve altın da bulunan çiftliğinde bir araya gelen Rauf Beyle Çerkez Ethem, çiftliğin mahzenini gezerken, Rauf Bey’in, İzmir Valisi Rahmi Bey’in oğlunun kaçırılışında alınan fidyeyi kastederek sizde biraz para olacaktı” diyehatırlatmada bulununca, Ethem Bey’de “Evet” diye cevap vermiştir.(4) Bu konuşmadan da anlaşılacağı üzere Çerkez Ethem’in Rahmi Bey’in oğlunu kaçırması Rauf Bey tarafından da eleştirilmemiş, hatta bir şekilde onaylanmıştır.  

            Ancak gerek Hasan Tahsin’in bir yazısında ele aldığı Çerkez Hasan olayı gerekse Çerkez Ethem’in Hasan Tahsin’e yolladığı mektup olayında konu bir öç alma gibi yansıtılıyor. Bu iddiaya göre İngiliz ajanı suçlamasıyla Çerkez Hasan, Vali Rahmi Bey’in emriyle tutuklanıyor, işkence görüp öldürülüyor. Çerkez Ethem’de bunun intikamını almak için eski Valinin çocuğunu kaçırıyor. Ancak başka kaynaklar ise, Çerkez Hasan’ın İngiliz casusu değil, casuslara yardım ve yataklık eden bir kişi olduğu, İzmir’deki İngiliz casusluk örgütünün ana kaynağının İzmir Valisi Rahminin korumasında olan Hatckinson ailesi olduğu noktasındadır. İzmir Valisinin bu aileyi korumaktaki amacının da gönül ilişkisi olduğu (ailenin kızı ile vali arasında) belirlenmiştir.

            Ergun Hiçyılmaz, “Teşkilatı Mahsusadan Mit’e” isimli kitabında, “İttihat ve Terakki şeflerinden İzmir Valisi Rahmi Beyin adı Hatckinson Olayında çok geçer. Çerkez Ethem’in Rahmi Beyin oğlunu, dağa kaldırıp fidye istemek eyleminde ince ayrıntılar vardır”(5) demektedir.

            Günün koşullarını düşününce bu kaçırma olayının Milli Mücadeleye para toplamak için yapıldığını beyan etmek Teşkilatı Mahsusacı bu kişiler açısından mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Gerçek niyetin gizlenmesi için öç alma gibi bir gerekçe buldukları daha mantıklı görünüyor. 

               13. Soruda Yararlanılan Kaynaklar:

(1)Milli Kurtuluş Tarihi. Doğan Avcıoğlu. Tekin yayınları. Cilt:2 Sf:576 (2)Ege’de Kurtuluş Savaşı Başlarken. Nurdoğan Taçalan. Bilgi Yayınevi. Mart 2007. Sf:169(3) Vali Rahmi Beyin İzmir Günleri. Yavuz Özmakas. Şenocak yayınları. Nisan 2011(4) Kurtuluş Savaşında Çerkezlerin Rolü. Muhittin Ünal.Kafkas Derneği yayını.2000. Sf:27(5) Teşkilatı Mahsusadan Mit’e. Ergun Hiçyılmaz. Varlık yayınları. 1990. Sf:61