Milli Mücadele’de Şehirlerimiz: Kilis

Ahmet Hür
594 views

Kilis güneyden Suriye, batı ve kuzeybatıdan İslâhiye, kuzey ve kuzey doğudan Antep, doğudan Oğuzeli ile komşudur. Bin dokuz yüzlü yılların başında yaklaşık yirmi bin nüfusa sahip olan Kilis’te dört bin civarında Ermeni, beş yüz kadar Yahudi ve üç yüz kadar Rum/Yunan bulunduğu sanılmaktadır. Ermenilerin çoğunluğu Karataş semtinde oturuyordu. Ermeniler genel olarak esnaf ve zanaatkârdır, tarımla pek uğraşmazlardı. Kilis’te Ermeni okulları yirminci yüzyılda hızla artmış ve eğitimli bir neslin oluşması sağlanmıştı. Ermeni milliyetçiliğinin/ulusçuluğunun artmasında bu eğitimli gençlerin önemli bir payı olmuştur. Hınçak Ermeni İhtilal Cemiyeti, Kilis’te de şubesi olan aktif bir dernektir. Singer Dikiş Makinesi şirketinin satış temsilcisi olan Hazar Basmacıyan oğlu Agop, Hıncak cemiyetinin Kilis şube başkanıdır. 15 Haziran 1915 tarihinde, Hazar Basmacıyan oğlu Agop, Kilis Ermeni Okulu Öğretmeni Vahan Tomasyan oğlu Tomas, ayakkabıcı Kepir Nanos Manutyan oğlu Yermiya, Ermeni devleti kurmaya çalışmak, yabancı devletlerle işbirliği yapmak, kışkırtıcılık yapmak, halkı isyana teşvik etmek suçlarından Divanı Harp’te yargılanmış ve yirmiye yakın diğer Hınçak üyeleri ile birlikte idam edilmiştir.

1915 Tehcirinde Kilis’te bulunan 4.000 Ermeni’den 3679 kişisi Suriye’ye sürgün olarak yollanmıştır. Milli Mücadele döneminde Fransızların çekilmesiyle birlikte Kilis’te yaşayan Ermenilerin hemen hemen tamamı Fransızlarla birlikte Kilis’i terk etmiştir.

Birinci Dünya Savaşından yenilgi ile çıkılması üzerine Kilis’te “Kilis Havalisi Arap Cemiyeti” adı altında bir dernek kurularak, Kilis’in Arap Hükümetine bağlanması için çalışmalar başlatmıştır. 16 Ekim 1918 tarihli bir bildiri hazırlanıp Kilis’in ileri gelen seksen kişisi tarafından imzalanmıştır. Bu bildiride Kral Faysal’ın tamamen emrinde oldukları, Türklerin tahakkümünden kurtulup Arap hükümetine bağlanılacağı belirtiliyordu. Şerif Hüseyin’e teslim edilmek üzere yollanan bildiriyi taşıyan kişi Halep’e varamadan Türk askerleri tarafından yakalanmıştır. Bildiride imzası olan Aziz İmamı, Harim muhtarı ile Dercemal muhtarı ve Evlil, Savran, Hötümillet köylerinden altı kişi tutuklanarak divanı harbe verilmiştir. 25 Ekim 1918 tarihinde Halep Türk orduları tarafından boşaltılınca bu tür faaliyetler çoğalmıştır. Kral Faysal Kilis’in Suriye’nin bir parçası olduğu iddiası ile kendisine teslim edilmesini istemiş, bu talebini tayin ettiği bir Kaymakam ile Kilis Belediyesinden istemiştir. Kilis Belediye başkanı Osman (Fazlıağaoğlu) Bey belediye meclisini toplayarak aldığı karar gereği talebi ret etmiş ve herhangi bir saldırı durumunda silahla karşılık verileceğini söylemiştir.

Bazı çöl Araplarından Müderiszade Kamil oğlu Abdülkadir, peşine taktığı yağmacı bir grup ile Kilis’i basmaya karar verdiği duyulunca, oluşturulan İslam Bey Müfrezesi yağmacı grubun konuşlandığı Harbeti köyüne hareket etti. İslam Bey müfrezesi bu yağmacı grubu dağıtarak Kilis’e yapılması düşünülen baskını engellemiştir. Bundan sonra Kilis Kaymakamı İbrahim Bey şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı yapmış, silahlar halka dağıtılmış, gençlerden gruplar oluşturularak giriş çıkışlara nöbetçiler konulmuştur. Kaymakam İbrahim Bey’in başkanlığında, Müslüman Bey ve İslam Bey idaresinde kırk kişilik milis grubu kurulmuştur. Mustafa Kemal Paşa 28 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Orduları komutanı olarak Kilis’e geldiğinde bu milis grupları kendisini karşılamıştır. Mustafa Kemal Paşa bu durumdan hoşlanmış, silah ve cephane yardımı yapılacağını Kaymakama söylemiştir.

Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra İngilizler 8 Kasım 1918 tarihinde Musul’u işgal etmişlerdir.

6 Aralık 1918 tarihinde Hintli askerlerden oluşan bir İngiliz Taburu, İngiliz Süvari Bölüğü eşliğinde Kilis’i işgal etti. Özellikle Kilis’te bulunan Ermeniler, İngiliz askerlerini törenle karşıladılar. İngilizler ilk iş olarak Kilis halkında bulunan silahları topladılar. Süvari bölüğünün atlarının beslenmesi için halkın elindeki tahıl ürünlerini ucuz fiyata zorla satın alması Kilis halkı arasında hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Bu durum Kilis Belediye Başkâtibi ve Maliye tahsildarı Ahmet Rami Efendi tarafından “Müştakı Hürriyet” başlıklı bir mektup ile protesto edilmiştir. Onun dışında işgal ile ilgili yapılan bir protesto bulamadım. Ancak Kilislilerin “Cemiyeti İslamiye” ve “Heveskaran-ı Maarif Cemiyeti/Bilim ve Kültür Gönüllüleri Derneği” adı altında iki dernek kurduğunu görüyoruz. Bu dernekler görünürde, kültür ve zor durumda kalan kişilere yardım derneği görünümündeydi. İşgal’e karşı pasif direniş yaptıkları söylenebilir. Daha sonra bu derneklerin aktif üyeleri birleşerek “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurmuşlardır. Özellikle Cemiyeti İslamiye’nin (bazı kaynaklarda ismi Cemaati İslamiye), 1915 sürgününden geriye dönen Ermenilere karşı Şubat 1919 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır.

İngiliz işgali devam ederken, Kilis’te halk arasında fikir birliği yoktu. Halkın bir kısmı Kilis’in Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu ileri sürerek Suriye’ye bağlanması gerektiğini savunuyor, bir kısmı İskenderun Körfezi’nden Musul’a, İran sınırına kadar oluşturulacak olan uluslar arası bir koloni dâhilinde kalmasını istiyor, diğer bir kısmı da Kilis Türk olduğuna göre, mukadderatını Türkiye ile birleştirilmesi gerektiğine inanıyordu.”[1]

Kilis 28 Ekim 1919 tarihine kadar İngiliz işgalinde kalmıştır. 28 Ekim 1919 tarihli İngiliz ve Fransız ortak açıklaması ile Kilis İngilizlerden Fransızlara devredilmiştir. Nitekim 29 Ekim günü İngilizler çekilirken Fransızlar bir taburla Kilis’i işgal etmişlerdir. Fransız askerlerinin içinde Ermeni askerlerde bulunmaktadır.

Fransızların Ermeni askerlerle birlikte Kilis’i işgali, Kilisliler tarafından Tekke Camisi avlusunda toplanan kalabalık tarafından 29 Ekim günü protesto edilmiştir.

Kilisliler “Çiftçiler Derneği” diye bir dernek kurarak gizli olarak örgütlenme yolunu seçmişlerdir. Fransızların baskısı artmış ve Fransız General Querette, Ermenilerin kışkırtması ile Kilis halkına insanlık dışı uygulama yapmaya başlaması, direnişi büyütmüştür.

Fransız General Querette’nin duvarlara asılmasını istediği bildiri bu konuya iyi bir örnektir. Bildiri şöyledir:

Ne için taşıdığı araştırmaya bile lüzum görmeksizin üzerlerinde tabanca bulunan bir adamın sorgusuz sualsiz kurşuna dizileceği,

Kargaşalık çıkması haklinde telef olacak veyahut yaralanacak bir Fransız askerine karşılık yerliden iki adamın kurşuna dizileceği ve bunların da kura ile belirleneceği,    

Bir evden silah atılırsa o evin yıkılacağı,

Böyle bir durum ortaya çıkması halinde Osmanlı Devleti memurlarının idare ve hâkimiyet haklarının elinden alınacağı ve sokakların mitralyöz, bomba ve gazlı mermilerle ateş altına alınacağı bildirilir.”

Kilis Belediye Meclisi, bu bildiriyi İtilaf devletlerine ve gazetelere göndererek durumu protesto etmiştir. Bu bildiri Anadolu’da çeşitli protestolara neden olmuştur. Anadolu kadınları Müdafaa-i Milliye-i Vatan Cemiyeti, pek çok yere protesto telgrafı yollamış ve bildiriden her kesimin haberdar olmasını sağlamıştır.

Fransızlar Kilis’i tüm bu işgal döneminde hareket üssü olarak seçmişlerdir. Milli Mücadele döneminde Fransızlarla barış antlaşması yapılıncaya kadar, Fransızlar açısından Kilikya işgal bölgesinin merkezi Kilis olmuştur.

Kilis’teki Kuvayi Milliyeci direnişin önemli adamlarından biri de Polat Bey’dir. Polat Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın özel emriyle Sivas’tan Maraş’a direnişi örgütlemek için gitmiş, Kuvayi Milliye Komutanlığı yapmıştır. Maraş’ın kurtarılmasından sonra Antep cephesinde Kılıç Ali Bey, İslahiye cephesinde Yörük Selim Bey, Kilis cephesinde de Süvari Yüzbaşısı Kamil Polat Bey’i komutan olarak görüyoruz.

Yüzbaşı Polat Bey 3 Mart 1920 tarihinde on bir maddelik bir emir yayınlayarak Kilis’te Kuvayi Milliye örgütlenmesini bir düzene sokmuştur. Emir şöyledir:

1) Mumbuç/Polateli ve Musabeyli ve Karacalı aşiretlerinin teşkilatına bugünden itibaren başlanacaktır.

2) Teşkilat hızla sonuçlandırılacaktır. Sonuçlar hemen bildirilecektir.

3) Teşkilat Molla Recep(Yüzbaşı Kellüşzade Mehmet Fehmi) ve Kolağası Mustafa efendilerce ortaklaşa yapılacaktır. Özel savaş işlemlerine Mustafa Bey, levazım ve adalet işlerine Molla Recep memurdur.

4) Birlikler, cüzi tamlar şeklinde kurulacak, başlarına onbaşı, çavuş, takım komutanı, bölük komutanı tayin edilecektir.

5) Toplanan erzak, sorumlu ambar memuru tarafından teslim alınıp harcanacaktır.

6) Milisler, karavana usulü ile iaşe edilecektir.

7) Karnebi Köyü’nde kalacak müfrezelerle bağlantı kurulacaktır. Kilis’te bulundurulacak bir görevli aracılığı ile her gün düşmanın durumu ile ilgili alınan bilgiler buraya ulaştırılacaktır.

8) Oluşturulacak milli müfrezelerden birinin merkezi şimdilik Karnebi Köyü olacaktır. Kuvvetler toplu ve emre hazır bir halde tutulacaktır. Herhangi bir bahane ile hiç kimse görev yerinden ayrılmayacak, mazereti olanlar kumandandan alacakları bir vesika ile ayrılabileceklerdir.

9) Müfrezelerin iaşesi için üç kişilik bir ‘iaşe komisyonu’ kurulacaktır. Adaletli bir tutumla köylerden erzak toplanacak ve Karnebi’deki ambarda depo edilecektir.

10) Müfrezeler, olağanüstü durumları anında, olağan durumları ise yirmi dört saat içinde, Havali Kumandanlığı’na bildireceklerdir.

11) Müfrezelerin düzenlenmiş halleri ve birliklerin kumandanları esaslı bir cetvel halinde Havali Kumandanlığı’na bildirilecektir.”[2]

Çalışmalarını hızla sürdüren Polat Bey, 15 Nisan 1920 tarihinde Kilis Kuvayi Milliyesi ve yapılan seçimlerle Merkez Heyeti ve Kilis Batı Cephesi yeniden düzenlenmiş ve görev bölümü yapılmıştır.

Polat Bey’in başkanlığında, Molla Recep, İslam Bey, Müslüman Bey, Ahmet Remzi Bey, Akif Efendi ile subaylardan da Alaattin Bey, Durmuş Bey, Hüseyin Bey ve Gazi Bey Heyeti Merkeziye’yi oluşturuluyordu.

Kilis Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinde, Karbeyazlı Ahmet Bey, Siptorozlu Şeyh Efendi, Şeyh Hüseyin Efendi, Şeyh Ağanın oğlu Mahmut Efendi, Veli Ağazade Ahmet Efendi, Sabarlı Mecit Efendi, Çirazlı Ömer Bey, Balikli’den İsmail Bey, Culuszade Ahmet Bey, Kentli Bakkal Bey, Mülklü Hacı Efendi, Mezraa Hatunlu Ökkeş Efendi, Katma Şeyhi Ahmet Efendi, Şeyh Kelo Halil Efendi, Arslan Bey, Kuru Göllü Haso Efendi, Reşo Ağazade Reşit Bey, Hadikli Yusuf Bey, Köprülü Haydar Bey, Harabalı Ahmet Bey, Şiranlı Ahmet Ağa, Reşit Ağa, Şeyh Abdi Efendi, Filik Muhammet Efendi, Kâtip Hacı Şükrüzade Selim Efendi, Hacı Şerif oğlu Abdullah Efendi, Hacı Hannan Efendi, Kamanlı Ali Bey, Seydo Dik Efendi bilinen aktif üyelerdir.

Kilis Batı Cephesinin kuvvet ve komutanları şöyle oluşturulmuştu:

Eğbez/Akbaz Meydanı olan güney cephesinde; Hacı Hannan Efendi komutasında iki yüz kişi, Zengüllü İsmail Ağa komutasında yetmiş kişi, Nim karyeli Sadık Ağa Komutasında yirmi iki kişi, Harsikli Nuri Ağa komutasında on dokuz kişi, Hasan Kâhya Efendi komutasında on iki kişi, Milli Ahmet Ağa komutasında otuz kişi bulunuyordu.

Katma cephesinde; Katma Şeyhi Muhammet Ağa komutasında elli kişi, Karnebili Murat Ağa komutasında yetmiş kişi, Dersuvanlı Hacı Ömerzade komutasında kırk kişi, Kuru Göllü Hüseyin Ağa komutasında otuz kişi, Yılan Karyesinden Ali Ağa komutasında yirmi kişi, Şeyh İsmail Ağazade Ali Ağa komutasında yetmiş beş kişi vardı.

Raco Bölgesinde ise; Geyik Mehmet komutasında yirmi beş kişi, Dört yollu Tek Bıyık komutasında yetmiş kişi, Bebek oğlu Mustafa Bey komutasında on yedi kişi, Kefer Safralı Bayram Bey komutasında yetmiş kişi, Seydo Ağa komutasında otuz kişi, İbrazlı Ahmet Bey komutasında yirmi beş kişi vardı.

Amik Bölgesine gelince; Burada Ahmet Ruto Bey, Meydankili Şeyh Abdi Efendi ve Mülklü Hacı Efendi komutasında iki yüz kişi bulunmaktaydı.

Antep’te bulunan Fransızların ikmal ve cephane takviyesi Kilis Antep yolu üzerinden yapıldığından hem Fransızlar hem de Kuvayi Milliye açısından bu yol çok önemliydi. Polat Bey’le sürekli ilişki içinde olan Şahin Bey bu yol üzerinde üç savunma hattı oluşturmuştur. 26 ile 28 Mart çarpışmalarında Şahin Bey şehit düşmüştür. Şahin Bey’in şehit düşmesinden sonra Polat Bey Fransızlarla Kilis Antep yolu üzerinde çarpışmaya devam etmiştir.

Kilis’te en büyük sorun Kuvayi Milliye taraftarlarının az olmasıdır. Eşrafın hemen hemen hepsi Fransız taraftarıdır ve Fransızlarla işbirliği yapmaktadır. Sıradan halkın önemli bir kısmı İstanbul Hükümetini ve saltanatı savunmakta, Kuvayi Milliye’yi asi olarak görmektedir. Bazı Kilisliler polis ve bekçi olarak Fransızlar tarafından işe alınmıştır. Bazı Kilisliler Fransızlara casusluk yapmaktadır. Fransız işgaline ses çıkarılmamasını isteyen önemli bir halk kitlesi vardır. Kilis Kuvayi Milliye komutanı Polat Bey’in işi bu açıdan da çok zordur. Karnebi Köyü’nden Maraş’ta görev yapan Kuvvacı Nusrat (Cemil Cahit) Bey’e bin dokuz yirmi yılının Nisan ayında yazdığı mektupta bu durumu bildirmektedir.

Kilis’teki alçaklar bu günlerde faaliyetlerine hız vermişlerdir. Bunların cezalandırılması farz oldu. Beyefendi, bilhassa istirham ederim bendenize geçici olarak olsun bir icra kuvveti gönderiniz. Başka kuvvet mümkün değilse süvarileri gönderiniz. Pek yakında iade ederim.

Cephane için 3-4 günlük mesafeden gönderdiğim vasıtalar hep boş dönüyor. Bu hal propagandacıların (Kuvayi Milliye aleyhtarlarının) hoşuna gidiyor. Bilakis saf ve fakir ahali üzerinde fena tesir yapıyor.

Kilis Asker Alma Şubesinden aldığım künyede 33 ihtiyat zabiti(yedek subay) ismi yazılıdır. Maalesef şimdiye kadar bütün çalışmalarıma rağmen ancak üç kişi celp edilmiş, diğerleri yüz çeviriyor.

Kilis kaymakamı ve jandarma kumandanının mutlaka değiştirilmesini istiyorum. Gerek bunlar ve gerekse dörtler denilen fesatçı reislerin cezalandırılmasına çalışıyorum.”[3]

Kilis Kaymakam vekili Refik Bey, Jandarma Komutanı Yüzbaşı Yusuf Ziya Bey, Müftü Muharrem Efendi açıkça Kuvayi Milliye karşıtı kişilerdir. Büyük Millet Meclisi seçimleri yapılması gündeme gelince, Antep’e bağlı olan Kilis’te İlçe İdare Kurulu’nun seçimleri yaptırması gerekmekteydi. Jandarma Komutanı seçimlerin savsaklanmasını sağlamış ve müftü de “Anadolu hareketi Padişaha başkaldırıdır” diyerek seçim yapılmasına karşı çıkmıştır. Kilis Kaymakamlığına Konya’dan atanan aslen Kilisli olan Abdullah (Canpolat) Bey de, Fransızlarla işbirliği halindedir. Polat Bey’e bir hain olmadığını, zor durumda kaldığı için Fransızlara yardım ettiğini söylemesine karşın Polat Bey yaptığı uygulamalar nedeniyle Kaymakamı istememektedir.

“22 Nisan 1920’de Kılıç Ali Bey’e yazdığı mektupta da aynı konulara değinen Polat Bey, Kilis’e gönderdiği beyannamelerin polis ve jandarma tarafından toplattırıldığından bahsederek, içeride bütün halkın Kuvayi Milliye aleyhinde olduğunu, şehir içinde çalışan bir kısım mücahitlerin tutuklandığını, kaymakam ve jandarmanın Fransız erzak ve mühimmatının sevki vazifesi ile meşgul olduğunu açı bir dille belirtiyordu.”[4]

Polat Bey bu olumsuz gelişmeler üzerine yönetim merkezini Cengin Köyüne taşımış, Kilis Kaymakamlığının ve Kilis Askerlik Şubesinin Cengin Köyüne taşındığını her yere bildirmiştir. Ancak bir iki jandarma ve bir iki tahsildar dışında hiçbir memur Kilis’ten ayrılmamıştır. Büyük Millet Meclisi açıldığı halde, Mecliste alınan kararlar ilk zamanlar Kilis’te uygulanamamıştır. Örnek olarak “Hıyaneti Vataniye Kanunu” bütün yurtta duyurulduğu halde, Kilis’te halka duyurulmasına cesaret edilememiş ve Kaymakamlık ile Belediye Binasında bekletilmiş ve Fransızlar tarafından da ele geçirilmiş ve halktan saklanmıştır. Kuvayi Milliye içinde de halktan zorla para ve eşya toplamalar gibi olumsuz işler olabiliyordu. Bu durum da Kuvayi Milliye’nin aleyhine kullanılıyordu.

Fransızlarla yapılan geçici ateşkes döneminde, Kuvayi Milliye’nin gittikçe kuvvetlendiğini gören Kilis’in ileri gelen bazı kişileri Polat Bey’le görüşme ihtiyacı duymuşlar ve Kefergani Köyü’nde bir toplantı yaparak bir metin üzerinde anlaşmaya varmışlardır. Bu anlaşmaya göre, süvari bölüğünün eksikliklerinin tamamlanması, piyadenin giyim kuşam ve yiyeceğini sağlanması, asker toplanması, casusluk yapılmasının önlenmesi, Fransızlara erzak satışının yasaklanması, barış konferansının önlenmesi için yetkili makamlara telgraf çekilmesi kararlaştırılmıştır. Toplantıya, Kilis’ten Salih Efendizadelerden Hacı İsmet Efendi ve Mustafa Kamil Efendi, Neci oğlu Burhan Efendi ile Ziya Efendi, Topal oğlu Neşet Efendi, Selim Ağa oğlu Sait Ağa, Selim Ağa oğlu Cemil Ağa, Haşaş oğlu Mehmet Bey, Fazlı Ağa oğlu Osman Ağa, Daltaban oğlu İbrahim Bey, Yavaşça oğlu Muhtar Efendi, Yahudi Haca Murdoh Şireyim katılmıştır.

Kilis Ermenileri de, geçici ateşkes üzerine Mustafa Kemal Paşa’ya yolladıkları bir telgraf ile birlikte yaşama ve dostluk mesajları yollamışlardır. Ermeni dini lideri Vartan Ohalis, Ermeni ileri gelen tüccarlardan Komşiyan Avik ile Ohalis Bayramyan, Dava vekili Hamparsun Berberyan, Dava vekili Osep Surupyan imzalı telgraf şöyledir:

“Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

Büyük Millet Meclisi Reisi. Ankara.

Asırlardan beri Hükümeti Osmaniye’nin idaresi altında bir toplumsal bağ ve menfaat ortaklığı ve hissiyatla bir arada yaşamış ve yaşamakta olduğumuz Türkler, hukukumuza riayetkâr hürriyeti mezhebiyle ve şahsımıza hürmeti alışkanlık etmiş, birlik ve beraberliğimizi kabul etmiş öz vatan kardeşlerimizdir. Bu düşüncelerimizden dolayı şehrimiz asayişi bugüne kadar ihlal edilmemiştir. Kadimden beri devam eden bu samimiyeti mütekabile aynı aileye mensup efrat arasındaki ahengi uhuvvet kadar sağlam ve süreklidir. Binaenaleyh şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Türk vatandaşlarımızla beraber camia-i Osmaniye’nin bir ayrılmaz parçası olarak yaşamaya azmetmiş olduğumuzdan durumun ilgililere iletilmesini samimi duygularımızın kabulüyle arz ve istirham eyleriz. Ferman.”[5]

Bunun yanında özellikle Kuvayi Milliye’ye giyecek yardımında bulunan “Kilis Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Kadın Cemiyeti” kurulmuştur. Kilis Kız Mektebi Müdiresi Nedime Hanım’ın başkanlığında, Halep Kız Mektebi eski Müdiresi Hayriye Hanım, Yağcızade Halim Efendinin kardeşi Vâkıfa Hanım ve öğretmen Saliha Hanım dernekte aktif görev yapmışlardır.

Antep’teki halkın açlık sınırında olması dikkate alınarak Kilis’te bulunan Düyunu Umumiye’nin kasasında bulunan yüz otuz bin liranın altmış bin lirası zorla alınmış gibi gösterilerek Antep’e 18 Temmuz 1920 tarihinde yardım için yollanmıştır. Durumu öğrenen Fransızlar kaymakam vekili Sadık Bey ile Mal Müdürü Tahir Beyi tutuklamışlar ve geri kalan paraya da el koymuşlardır.

Hasan Cüneyda isimli bir çete reisi Fransızlarla anlaşarak Fransızların safında Kuvayi Milliye’ye saldırmaya başlamıştır. Asker toplayan Mülazım Macit Bey Şımarık Köyü civarında işbirlikçi Hasan Cüneyda isimli çete reisinin saldırısına uğrayınca, Polat Bey Şımarık Köyüne iki kez baskın yaparak Hasan Cüneyda çetesini dağıtmıştır. Bu durum gösterdiği gibi, Kuvayi Milliye güçleri bir yandan Fransızlarla savaşırken diğer yandan işbirlikçi çeteler ve aşiretlerle de savaşmak zorunda kalıyordu. İşbirlikçi çeteler ve bazı aşiretler Kuvayi Milliye taraftarı köylere baskınlar düzenleyip, yağma ve tecavüzler yapıyordu. Kuvayi Milliye köyleri korumaya çalışıyordu. Genelde yoksul ve alt tabaka insanlardan oluşan Kuvayi Milliye, Fransızlarla işbirliği içinde olan zengin eşraf ve ağalarla uğraşmak zorundaydı.

Kilis’te bulunan Ermeniler Suriye’ye göç etmek istiyorlardı. Fransızların engelleme çabalarına karşın, kendilerini güvende bulmayan Ermenilerin ciddi oranda göç ettiğini görüyoruz.

Bu arada Polat Bey’in Maraş’a 21 Haziran 1920 tarihinde tayini çıkmış olmasına karşın, Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin isteği üzerine birkaç ay daha Kilis’te kalması sağlanmıştır. Polat Bey daha sonra Maraş’a gitmiş 21 Şubat 1921 tarihinde tekrar Kilis’e ataması yapılmış ve geri dönmüştür. Polat Bey ayrıldıktan sonra yerine 2. Kolordu Komutanı Selahattin Adil Bey tarafından Behip Bey atanmıştı. Behip Bey bölgede fazla kalmamış yerine Kaymakam/Yarbay Recep Bey atanmıştı. Antep harekâtı nedeniyle Kaymakam/Yarbay Recep Bey alınarak yerine 24 Aralık 1920 tarihinde Yüzbaşı Latif Bey atanmıştır. Latif Bey Kilis civarındaki Kuvayi Milliye güçlerinin davranışlarını olumlu bulmamış, yaşanılan olumsuzluklar üzerine gittiği için de milis güçler tarafından sevilmemişti.

Yüzbaşı Latif Bey’in Kolordu Kumandanlığına yazdığı 8 Ocak 1921 tarihli raporu Halil İbrahim İnce’nin kitabından bugünün Türkçesine çevirerek yazıyorum. Böylece Kuvayi Milliye’nin durumu hakkında okuyucu farklı bir görüşe sahip olabilecektir.

Kilis çevresi hakkında ki görüşlerimi açık olarak sunmayı bir vatan görevi bilirim ve süratle tedbir alınmadığı takdirde ortaya çıkacak olaylardan sorumlu olmadığımı arz ederim. Kilis Müdafaa-i Hukuk Heyeti yönetimi şimdiye kadar kontrolsüz ifayı vazife etmiş ve kumandanlık yetkisi, Heyetle tartışarak yapılacak harekâtı bu müzakere/tartışma kararını tatbikten ibaret bırakmıştır ki, bütün karar ve harekât çıkarlar ve şahsi maksatlar üzerine bina edilmiştir. Nitekim Kuvayi Milliye fesatçı ve bozguncu hükmünde kalmıştır. Kaymakam Recep Bey’in zamanına kadar olan olmuş ve Recep Bey zamanında da büyük bir hata yapılmıştır ki, adı geçen şahıs ortaya çıkan durumu değiştirmeyi ve kaldırmayı tasarlamışsa da maalesef yapamamış ancak kendileri savuşmuşlardır. Heyeti İdare/Yönetim Kurulu şimdilik kumandanlığı güçsüz bırakacak kötü mahiyettedir ki o da değer ve içeriğini geçen raporumda arz ettiğim Kilis Müfrezesidir.

Heyeti İdare kendisini memleketin geleceğiyle ilgili göstermekte ise de gerçekte vatanın çıkarını şahsi çıkarına feda ederek bu cüzi vatanda tedavisi mümkün olmayan yaralar vücuda getirmişlerdir ki, son yara dünkü raporumda arz ettiğim İhtiyat Mülazımı/Yedek Subay Muzaffer’in tahliyesini Heyeti İdare taahhüt etmiş ve firarının da Heyetçe bilindiği ağızlarından kaçırılmıştır. Hülasa Heyet menfaatten başka bir şey gütmüyor. Bunlara bir şey yapılamamaktadır. Kilis Müfrezesi bağlantısı olmayan başıboş gezen kimselerden oluştuğundan halka tahakküm yapılmak istenmekte ve bu duruma karşı çıkış mümkün bulunmamaktadır. Kilis Müfrezesinde bulunanlar diğer vatandaşlara üstünlük tasladığı gibi, Heyeti İdarenin bunları giydirip kuşattığı ve para yardımı yaptığı bilindiğinden Kilis ve çevresinde hoşnutsuzluk her gün daha da artmaktadır.”[6]

Bu durum da gösteriyor ki, milis kuvvetlerin zamanı dolmuş yerine düzenli ordu birliklerinin kurulmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Nitekim 2. Kolordunun müdahalesi ile çete ve milis güçler disiplin altına alınmaya çalışılmış, disiplinsizlikleri görülen bazı kişiler Maraş’a götürülmüştü. Amaç bu kişilere gözdağı verirken diğer yandan milislerin düzenli ordu birliklerine dönüştürülmeye başlanmıştı. Bu arada Maraş’ta bulunan Polat Bey, 14 Şubat 1921 tarihinde Kolordu Komutanlığına bir mektup yazarak, milislerin yapmış oldukları önemli uğraşları anımsatarak, düzenli orduya geçişte dikkatli ve duyarlı davranılmasını istemiştir. Polat Bey mektubunda; “Bu bölgedeki görevi sırasında hariçte dört yüzü aşkın, kaza dâhilinde beş binden fazla haneyi barındıran Kilis ve havalisinde vatan için çalışan yegâne ve idaredeki hata yüzünden ufak tefek kabahatleri olmakla beraber, şimdiye kadar harp cephesinde ve işgal altındaki geniş arazide halkı Osmanlı Hükümetine bağlayan ve şimdiye kadar elde edilen başarıların arkasındakiler bunlardır. Bunlar ki, Kilis’teki eşrafın Fransız taraftarı olmasına ve muhtelif vasıtalarla yapılan bunca propagandalara rağmen Kilis’teki bütün mal ve mülkünü Fransızlara terk ederek harice çıkmış ve şimdiye kadar maaşsız oldukları halde düşmanla çarpışmışlardır. Memleketlerine kendi istek ve vicdanlarıyla hizmet ettiklerinden ayrı bir vaziyet ve hukuka malik olan bu kişiler hakkında yapılacak olan muamelenin de bir şekli mahsusu icap eder”[7] diyerek milis güçleri savunmuştur. Polat Bey aksi durumda, cepheden pek çok kişinin firar edeceğini ve akıncı güçlerin dağılabileceğini belirtmiştir. Nitekim Kilis’te Müdafaa-i Hukuk cemiyetinin içindeki bazı kişiler ve Kuvayi Milliyeci görünmek zorunda kalan bazı eşraf kesimi Milli Mücadeleye karşı tavır göstermeye başlamış ve Fransızlarla tekrar işbirliği içine girmeye başlamıştır. Aslında Kilis’te sınıfsal bir çelişkinin ortaya çıktığını söylemek çok yanlış olmayacaktır. Yoksul kişilerden oluşan Kuvayi Milliye’ye karşı, zengin kesimin yani eşraf ve aşiret ağası ve şıhların, şeyhlerin çıkarlarına göre hareket etmesi, işine geldiğinde Fransızlarla işbirliği yaparken, işine geldiğinde Kuvayi Milliyeci görünmesi ama vatan için ölen yoksul milisleri de küçümsemesi ve yok sayması söz konusudur. Çete ve milislerin ortadan kaldırılması, Milli Mücadeleden yana gibi görünen zengin kesimin işine geliyordu. Düzenli Ordunun oluşması hemen gerçekleşmeyeceğinden üzerlerinden çete baskısının kalkmasını ve Fransızlarla işbirliğine dönmeyi tasarlıyorlardı. Bu arada Fransızlar da kesenin ağzını iyice açmışlardır. Kürt Dağı bölgesinde pek çok Kürt aşireti para karşılığı Kuvayi Milliye’nin karşısına geçiyor, Fransızlarla işbirliğine giriyor, Kuvayi Milliye taraftarı köyleri basıyor ve yağmalıyordu. Bu çatışmalar devam ederken 8 Şubat 1921 tarihinde Antep Fransızlara teslim oldu.

Kilis’te ki Fransız işgali, İngiliz işgalinden farklı olarak halk üzerindeki baskı ve zulüm açısından acı olaylarla doludur. Polat Bey’in Kuvayi Milliye’nin oluşmasındaki rolü çok önemlidir. Polat Bey sayesinde Kilis’te Kuvayi Milliye örgütlenmesini sağlayabilmiştir.

Ankara Antlaşması ile işgalden kurutulan Kilis’te bu antlaşma ile çizilen sınırlar sebebiyle uğradığı zararlar, Lozan Antlaşmasıyla da giderilememiştir.

Ankara İtilafnamesi’ne göre sınır şehrin bir km. yakınından geçtiğinden Kilis’e ait olan en verimli araziler ve Kilis siyasi haritasında yer alan yani Kilis’e bağlı 6 nahiye ile bunlara bağlı pek çok köy ve buralarda yaşayan 30.000 kadar nüfus, Suriye topraklarında kalmıştır. Bunun dışında Kilis merkeze ait bağ, bahçe, zeytinlik gibi halkın en temel geçim kaynaklarının üçte ikisine yakını da güneyde kalmıştır. Bu durum ekonomik alanda kısa sürede kendini hissettirmiştir.”[8]

1926 yılında yapılan sınır düzeltmesi ile on iki Türk köyünün Türkiye’ye katılması kabul edilmekle birlikte bu köylerin arazilerinin büyük kısmının Suriye’de kaldığını da belirtmek isterim.

[1] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:41

[2] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:67

[3] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:85

[4] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:87

[5] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:142

[6] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:125

[7] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:127

[8] Milli Mücadele’de Kilis. Halil İbrahim İnce. AAM. 2015 Sf:186