Geçmişte Ve Günümüzde Yılbaşı Kutlamaları

Erdem Yücel
684 views

Yılın ilk günlerinde yeni yılla ilgili bir yazı yazılması basında adettendir. Bu geleneğe uyarak her yılbaşında bir şeyler yazar, yeni yılın toplumlara mutluluk ve refah getirmesini, güzel şeylerle karşılaşılmasını dilerim. Geleceği görme gibi bir yeteneğim olmadığından da, her yeni yıl dileklerimin boşa çıktığını görür, hüsrana uğrarım.

Geleceği önceden görme yeteneği Troia Kralı Piriamos’un kızı, Hektor ile Paris’in kız kardeşi Cassandra’ya, tanrı Apollon tarafından verilmişti. Cassandra, Troia’nın yaklaşan sonunu, yaşanacak acıklı olayları görmesine rağmen şehrin yok olacağına kimseyi inandıramamış, elinden bir şey gelmemişti. Belki de mitoloji ve tarih bize, ileriyi gören bilinçli insanın bir şeye yaramadığını göstermek istemişti.

Cassandra olmadığımızdan yeni yılın bizlere neler getireceğini bilemeyiz. Ancak öngörüsüyle bir şeylerin farkında olanlar çıkarsa da onların söylediklerinin topluma ne kadar etkisi olabilir?

Onu da bilemeyiz.

Yeni yıl yaklaştığında nedense hep yakın tarihi düşünürüm; Rusya’da Romanoflar 1917’yi kutlamışlardı.

1939-1940’ın yılbaşını kutlayan dünya ülkeleri iyi niyet dilekleriyle, coşkuyla yeni yılı kutlamıştı. Oysa dünya bir ateş çemberinin içerisine düşmüştü.

Japonya 1945’de yeni yılı nasıl kutlamıştı bilemem ama o yıl Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombası Japonlara acıların en büyüğünü yaşatmıştı.

Dünya tarihi bunun gibi sayısız örneklerle, istilalarla, savaşlarla, salgınlarla doludur.

Tarihin birçok döneminde yeni yıllar iyi dileklerle kutlanmış, sonunda zor yaşam koşularıyla baş başa kalınmış, acı olaylar birbirini izlemiştir. Umutlarla girdiğimiz son iki yılda dünyayı kasıp kavuran COVİD-19 bizim yaşamımızı da alt üstü etmişti. Halen de salgından dolayı insanlar ölüyor. Şimdi de OMİCRON denilen insan hücrelerini alt üst eden yeni bir virüsten söz ediliyor.

2022 bizlere ne getirecek bilenimiz var mı?

Geçmiş yıllardan günümüze kadar geçen zaman sürecinde yeni yıl, dünyanın çeşitli ülkelerinde gösteriler, törenler ve çeşitli eğlencelerle kutlanmıştır. Dünya durdukça da yeni yılın ne olduğunu bilmeyenlerin tepkilerine, insanların özel yaşamına karışmaya kalkanlara rağmen kutlanmaya devam edecektir.

Yeni yıl kutlamalarının geçmişi oldukça eskiye inmektedir. Bunlardan bazılarında dini inançlar bazılarında da doğa ve gelenekler öne çıkmıştır.  

Bilinen ilk yılbaşının Babil’de baharın başlangıcı olarak kutlandığını eski kaynaklardan öğreniyoruz. Asurlular kutlamaları Eylül ayının ortalarına almış, sonrada bunu yeni bir yıl olarak kabul etmişlerdir. Eski Mısırlılar, Fenikeliler, Persler’de onların görüşünden yana olarak 21 Eylül’ü yeni yılın başlangıcı olarak kutlamışlardır. İ.Ö V.Yüzyılda Yunanlılar 21 Aralık’ı kışın başlangıcı ve yeni yıl olarak kabul etmişlerdir. Roma İmparatorluğunun Cumhuriyet döneminde 1 Mart yeni yılın başlangıcı olarak benimsenmiş ve bu durum Jülyen takviminde belirtilmiştir.

Birbirlerinden farklı toplumlar yeni yılı değişik tarihlerde farklı şekillerde kutlamışlardır. Örneğin Yahudilerin dinsel takvimi olan Tışrı da 6 Eylül-5 Ekim arasındaki ilk gün yılbaşı olarak gösterilmiştir. Yahudi inancını taşıyanların bazıları bu geleneği günümüzde de sürdürmektedir.  

Orta Çağın başlangıcında Hıristiyan toplumu Hz.Meryem’e Hz. İsa’nın (Mesih) doğacağının müjdelendiği 25 Mart’ı yeni yılın başlangıcı kabul etmiştir. Bu yüzdende bazı İngiliz ansiklopedileri Noel anlamına gelen “Chistmas” sözcüğünü Orta Çağın  “Mesih’in masası”  anlamına gelen  “Christmas Masası’dan” türetildiğini  ileri sürmüşlerdir. Belki de buna dayanarak İngilizler 25 Aralık’ta yeni yılı kutlarken Alman İmparatoru I,Wilhelm’in emriyle Anglosaksonlar 1 Ocak tarihinin yeni yılın başlangıcı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Sonraki yıllarda İngiltere de diğer Hıristiyan ülkelerinin bu yöndeki görüşüne katılarak yeni yılın başlangıcını 25 Aralık olarak kabul etmişlerdir.  Nitekim günümüzde de İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri Hz. İsa ile bağlantılı olarak 25 Aralık’ta dini kutlamalarını yaparken yeni yılın başlangıcını ise 1 Ocak olarak kabul etmektedirler. Kuşkusuz bunun en büyük nedeni de Papa XIII Gregorios’un 1852 de onayladığı Gregoryan takviminde 1 Ocak gününün yeni yılın başlangıcı olarak gösterilmesidir.  

Hz. İsa’nın doğumuna dayanılarak 25 Aralık’ta başlatılan Hıristiyan yortusunun Roma almanakları dikkate alınacak olursa M.S 336 da kutlandığının yazılı olması başka bir görüşü ortaya koymaktadır. Kudüs’ün dışında kalan doğu ülkelerinde 6 Ocak’ta kutlanan “Epilanyat” yontusunda Hz. İsa’nın doğumu ile vaftizi birlikte kutlanmaktadır. M.S IV. yüzyılda doğu kilisesinin büyük çoğunluğu Hz.İsa’nın doğumunu 25 Aralık’ta kutlarken Kudüs uzun süre buna karşı çıkmış,  Ortodoks kiliseleri 25 Aralık tarihini hiçbir zaman kabul etmeyerek 6 Ocak’taki kutlamalarını sürdürmüşlerdir.

Güney Amerika’da Kutlamalar

Güney Amerika, yılbaşı kutlamalarını geleneklerinden ötürü Avrupa’dan farklı uygulamıştır. Güney Amerika’nın bazı ülkeleri Azteklerin takvime göre yeni yılı kutlamışlardır. Meksika’da bu durum biraz daha farklı olup yılbaşı kutlamaları 16 Aralık’ta Posades Bayramıyla başlamıştır. Posades Bayramı Noel’in başlangıcından dokuz büyüleyici gün olarak nitelendirilmiştir. Bu günler Yusuf ile Hz. Meryem’in Beytüllehem’de kendilerine yer aradıkları dönemdir. Posades’de aileler ve yakın dostlar her gece bir araya gelerek Hz.İsa’nın doğumundan önceki günleri anarlar ve bu konuda konuşmalar yaparlar. Ayrıca Hz. Meryem ile Yusuf’un heykellerinin taşınması, ilahiler söylenmesi gelenekselleşmiştir. Taşıdıkları heykellerle,  ilahiler söyleyerek herhangi bir evin önüne gelenler içeriye alınmadan önce yine ilahilerle karşılık görürler ve sonra da içeriye davet edilirler. Bunu yemek, içki,  müzik ve danslar izlerdi. Meksika’da 10-23 Aralık tarihleri arasında sekiz Posades şenliği yapılmaktadır. Noel öncesinde, 23 Aralık’ta ailelerin özel yemekte bir araya gelmeleri adettendi. Son derece görkemli biçimde kutlanan ve Hz. İsa’nın öne çıkarıldığı törenlerin sonuna doğru 5 Ocak akşamı üç bilge kişi çocuklara hediyeler getirirdi. Bu konuda Encyopedia Americana’da ilginç bir yorum vardır:

“ Günümüzde Noel ile bağlantılı adetlerin çoğu aslında Noel âdeti değildir. Hıristiyanlık öncesine dayanan ve Hıristiyanlıktan kaynaklanmayan kilise tarafından benimsenmiş olan adetlerdir. Aralık ortasında kutlanan Saturnalia şenliği, Noel’in birçok şenlik âdetine örnek olmuştur. Örneğin bu kutlamalarda ayrıntılı şenlikler, hediye verme ve mum yakma adetleri türemiştir.”

Asya’daki Kutlamalar

Hindistan’ın güneyindeki Tahmil’de kışın başlangıcı  “Pongal” şenliği ile kutlanmaktadır. Bu tören sürecinde üç gün boyunca pirinç kaynatılır, ibadete önem verilirdi.  Bu arada çevrelerinde varlığına inandıkları kötü ruhları kovarlardı. Keşişlerde insanlara ve Hindu tanrılarına çeşitli hediyeler dağıtırlardı.

Çin’de Ocak ayı boyunca yeni yıl şenliklerinin kutlanması gelenekselleşmiştir. Çinliler yeni yılın ilk aylarında karşılaştıkları iyi veya kötünün bütün bir yıl boyunca süreceğine inanırlar. Bu günlerde evler özenle temizlenir, kapılarına kötü ruhların içeriye girmesini engellemek için  “Şimeneva”  denilen pirinç saplarından yapılmış ipler asılarak üzerleri turunç, eğrelti otu ve ıslak otlarla süslenir. Bu arada aile büyükleri, yakın dostlar, komşular ziyaret edilerek sebzeli maçi çorbası,  (zoni)  pirinç unu pastası ( maçi)  başta olmak üzere çeşitli yiyecekler ikram edilir.

Budistler ise yeni yılı kutlamak amacıyla törenler düzenlerler, gösteriler, eğlenceler de onları izler.  

Yılbaşı törenleri farklı ülkelerde değişik biçimlerde kutlansa da hepsinde dinsel yönün ağır basması ortak özellikleridir.  Bazı törenlerde ise putperest inançların etkisi açıkça görülmektedir.

Yılbaşı’nın Simgesi Noel Baba

Noel kutlamalarının simgesi olan Noel Baba  Santa Claus ismiyle tanınan Aziz  Nicholos isimli  bir kişi olup, Anadolu’da Myra antik kentinde dünyaya gelmiştir.  Buğday ticaretiyle geçimini sağlayan varlıklı bir ailenin çocuğudur. Aziz Nicholos mucizeleri ile çocukların, gençlerin, tüccarların, düşkünlerin koruyucusu olarak tanınmıştır. Myra Başpiskoposluğuna seçilmiş olmasının da ilginç bir öyküsü vardı.  Myra’da Başpiskoposu seçecek olanlar bir türlü karar verememişler, sonunda kiliseye ilk geleni seçmek üzere anlaşmışlar. Seçim günü kiliseye ilk gelen Nicholos olunca da Başpiskoposluk kendisine verilmiştir. Aziz Nicholos’un yaşamı birçok mithos ile süslenmiş,  ölümünden sonra görkemli bir törenle mezarının üzerine isminin verildiği bir kilise yapılmıştır.

Yılbaşı kutlamalarında Noel Baba olarak isminin geçmesi ilk kez Almanya’da gerçekleşmiş, ardından da dinde reform yapan kiliseler tarafından benimsenmiştir.

Yılbaşı kutlamalarında ışık ve çeşitli süslerle bezenen Noel ağacı inancının kökeninin ise putperestlerce benimsenen ağaca tapınma düşüncesinden kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Özellikle İskandinav ülkelerinde şeytanı korkutup kaçırmak veya kuşlara bir ağaç sağlama isteğinin de bunda payı olduğu düşünülmelidir. Bu inancın kaçınılmaz bir sonucu olarak tanımlanan Noel ağacının süslenmesi gelenekselleşmiştir. Başlangıçta Noel ağacına hamursuz ekmekler, çörekler asılmış, sonrada bunun yerini çeşitli süsler, ışıklar, mumlar ve aile bireylerine verilecek hediyelerin konulması almıştır.

İslam Düşüncesinde ve Osmanlılarda Yılbaşı 

İslam düşüncesi yeni yılı, Hicri takvimine göre 1 Muharremde başlatmıştır. Gregoryen takviminden farklı olarak Hicri takvim bir yılı 354 gün olarak hesaplamış, bu yüzden her yılın başı birbirlerinden farklı mevsimlere gelmiştir. XIX. Yüzyıldan sonra Osmanlılar Rumi takvim kullanmaya başlayınca yeni yılın ilk günü 1 Mart olmuştur.

İslam inancında yeni yıl kutlama geleneği olmamasına rağmen, devletin önde gelenleri padişahı kutlamışlardır. Geleneksel hale gelen bu kutlamada padişah da onlara “Muharremiye” ismi altında para veya armağanlar vermiştir. Bunun yanı sıra devletteki görevliler kendilerini yönetenleri ziyaret ederek kutlama geleneğini sürdürmüşler, karşılığında hediyeler almışlardır. Devrin şairleri “Muharremiye” denilen kasideleri yazarak padişah başta olmak üzere devrin önde gelenlerine sunmuşlardır. Karşılığında şairlere bahşiş ve hediyeler verilmiştir. Halk arasındaki yaygın bir inanışa göre de ganimet olarak isimlendirilen bu bahşişin yıl boyunca bereket getireceğine inanılmıştır.

Günümüzde de ülkemizde yeni yıl bazı bağnaz çevrelerinin tepkilerine rağmen kutlanmaktadır. Yeni yılın tüm toplumlara mutluluk getirmesini dilerim.