Din, Mantık ve Felsefe

2. Bölüm

Hayati Uçar
440 views

İnancın doğrusu ya da yanlışı yoktur. Tanrı inancıyla şeytan inancı sadece öyküleri yönünden birbirinden farklıdır.
İyi ve kötünün savaşı, fantastik-kurgu içinde değişkenlik gösterir.
Bütün dinlerin zirvede tanrı, kötü şeytan, hizmet eden melekler, sonunda huzura erdiği bir cennet ve suçları nedeniyle cezalandırıldığı azap yeri vardır.
Dünyada beş bine yakın inanç var. Coğrafya olarak birbirinden doğan inançlar olduğu gibi, lokal inançlar da mevcut.
Hayvanlara, bitkilere ve insan organlarına yüklenen kutsallığın basit yorumlarla kolayca yıkılabileceğini düşünebilirsiniz. Oysa bu o kadar da kolay değil. Bunlara öylesine anlam yüklenmiştir ki siz bilimsel gerçeği gözlerine soksanız da inanmayacaklardır.
Hindistan’da Bikenar kentinde fareye tapan insanlara bunun bir inanç olmadığını anlatamazsınız. Bu inanç sisteminde ilginç ritüeller var. Bu topluluğun peygamberi yirmi bin farenin ortasında yaşıyor. İnananlarının her gün yemek taşıdığı ve bu yemekleri farelerle birlikte ibadet şeklinde yedikleri bir mabet düşünün.
Gerçek üstü her şeye metafizik bir anlam yükleyebilirsin.
Yunan mitolojisinde Poseydon ve Medusa’nın oğlu uçan at Pegasus’u anlatılır, Biz şimdi mitolojik efsaneler olarak yorumladığımız bu tarihi anlatılar geçmişte geniş kitlelerin inandığı bir dindi.
Müslümanlar böyle bir dine gülerler oysa. İslam’ın peygamberi Muhammet miraca uçan atı Burak’la çıkmıştır.
Bilimsel olarak at gibi olmasa da 200 milyon yıl önce Pterosaurlar, ön ayaklarında gelişen kanatlarının genişliği on iki metreye kadar olan dinozorlardır.
Biz bugün bu dinozorların küçük bir kemik parçasından yaşını, tarihini ve cinsiyetini tespit edebiliyoruz. Biyolojik olarak ve DNA silsilesinde atların evrim sürecinde kanatlı olmadığı bilinmektedir.
Beş bin yıllık Ortadoğu Asur mitolojisinde yer alan Tufan Efsanesi 11. kil tabletlerde mevcuttur. “Büyük tanrılar” Anu, Enlil, Ninurta, Ennugi ve Ea, tufana neden olacak planlarıyla ilgili gizlilik üzerine yemin ettiler (Tanrılar insanların yeryüzünde aşırı derece çoğalmalarından ve gürültü yapmalarından rahatsız olmuşlardır. Bu nedenle tanrılar konseyi insan ırkını yok etmek üzere anlaşmaya varır).
Ancak tanrı Ea (Sümer tanrısı Enki), Utnapiştim’e planları duyurmak için planı, kamıştan bir ev ile kamıştan bir duvara açıkladı.
“Ea, Utnapiştim’e, evlerini yıkıp yaşamlarını devam ettirmek için, her ne pahasına olursa olsun bir gemi inşa etmesini emretti. Geminin uygun genişlikte ve uzunlukta, eşit boyutlarda olması ve Apsu gemileri gibi örtülmesi gerekir.”
Bu alıntı, Ortadoğu’da doğan üç büyük dinin temellerini oluşturur. Nuh Tufanı aynı topraklarda doğan dinlerin birçok ortak noktasından sadece bir bölümüdür.
Dünyanın dört bir yanında bilinen tüm canlıların (erkek dişi) bir gemide toplanmasını ve tufan geçinceye kadar bu gemide beslenme ve barınma ihtiyaçların Nuh Peygamber tarafından karşılanmasını anlatır.
Sorular olacaktır elbette. Kuzey Kutbu ayılarını, Antarktika penguenlerini nasıl getirdi diye. Biliyorum bu sorunun metafizik karşılığı olarak
“Allah’ın hikmeti” diyecekler.
Sen istediğin kadar felsefi, mantıksal ve deneysel gerçekleri ortaya koy. Karşılığı onlar açısından koca bir hiçtir. Bir de bunlara uymadığınız için sizi yargılar, hatta daha ileri giderek öldürebilirler.
İnsanlık tarihi dinler mezarlığıdır.
Viking inanç geleneğinde en büyük tanrı Odin ve maceracı oğlu Thor. Bütün Anadolu Trakya’yı heykelleriyle donattığı her tanrı-tanrıçaları, yapılan sunak ve mabetler, Tanrıların ve insanların babası Tanrı Zeus ve karısı Hera, denizler ve şimşeklerle hükmeden Poseidon gibi daha onlarca sayabileceğimiz ölü tanrılar… Düşünür Sokrates bunların olmadığını söylediği için baldıran zehiri ile idam edilmiştir.
İnanç körlüğü hiç bir körlüğe benzemez.
Giordano Bruno (filozof) kapalı evren kavramını reddettiği için İtalya’nın ortasında yakılarak öldürüldü.
Galileo Galile dünya yuvarlak dedi diye önce zindana kapatıldı, sonra infaz edildi.
Hypatia 370-415 yıllarında yaşamış filozof, matematikçi ve astronomide başarılı bir bilim kadınıdır.
Musevi, Hıristiyan ve diğer pagan dindarlar tarafından şehir meydanında parçalanarak katledilmiştir.
İnternette araştırırsanız bilimsel olarak insanlığa katkıda bulunmuş birçok bilim insanın ve farklı düşüncelerini söyleyen filozofların fanatik dinciler tarafından nasıl katledildiğini görebilirsiniz.
İnsanlık evriminde teknolojik olarak çok ileride olduğumuzu düşünsek de bazı toplumların hala çok ilkel kaldığını söyleyebiliriz.
Tarihsel olarak bu kadar deneyim ve donanıma sahip dünya insanının sadece yüzde 10’u bilim ve düşünce üretebiliyor. Bu o kadar açık ki bunun için bir istatistik yapmaya bile gerek yok. Etrafımızdaki on kişinin dokuzu hala geleneksel ve ilkel düşünce sistematiğine sahip. Bu gerçeği çıplak gözle görmek zor değil. Bu da şunu gösteriyor ki uygar bir topluma ulaşabilmek için daha çok yol kat etmemiz gerekiyor.