30 Ağustos Zafer Bayramı

Erdem Yücel
465 views

Ülkelerin tarihlerindeki bazı önemli olayların aynı aya rast geldiği ve yaşandığı görülür. Bu gerçekten ilginç bir rastlantıdır. Türk Tarihinde de ağustos ayının bu açıdan ayrı bir önemi vardır. Bu önemli tarihi olaylara bakınca;  Türklere Anadolu’nun yolunu açan 26 Ağustos 1071 Malazgirt Savaşı, 11 Ağustos 1473  Otlukbeli Savaşı, 23 Ağustos 1514  Çaldıran Savaşı,  24 Ağustos  1516  Mercidabık Savaşı,  29 Ağustos 1521 Belgrad’ın ele geçirilmesi,  29 Ağustos  1526  Mohaç Savaşı, 7 Ağustos 1571 Kıbrıs’ın fethi, 5 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi,14 Ağustos 1920 Sevr Anlaşmasının imzalanması, 19 Ağustos 1920 Sevr anlaşmasını imzalayanların vatan haini ilan edilmesi, 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı, 26-30  Ağustos 1922 Büyük Taarruz bunların başında gelmektedir. Tarihimizdeki bu önemli günlerin bazılarını kutlar bazılarının farkında bile olmayız. Bütün bu özel günlerin yanında 30 Ağustos Zafer Bayramının kendine özgü ayrı bir önemi vardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Anadolu’nun emperyalist güçlerin maşa olarak ileri sürdüğü Yunanlılardan ve diğer devletlerin işgalinden kurtarılması 26-30 Ağustos Zafer Bayramı’yla bağlantılıdır. Türkiye’nin varlığı bu savaşın sonucudur. Bu bayramının ne olduğunu, okuyup yazanlar, düşünenler biliyor da anlamak istemeyenler varsa onlara ne söylenir onu bilemiyorum.

Diğer devletlerin bayramlarına göre bizim dini ve milli bayramlarımız sayıca çoktur. Bayramlarımızın en önde geleni 30 Ağustos’tur Ne yazık ki bu bayramın ne olduğunu bilmeyenler veya bilip de anlamak istemeyenler yine bu ülkede yaşıyor. Onlara, fesli tarihçi geçinenlerin değil de gerçek tarihlerini yazanları özellikle Turgut Özakman’ın, Sinan Meydan’ın yazdıklarını, Nazım Hikmet’in Kurtuluş Savaşı Destanını ve hatta Yunan ordusu başkumandanı Nikolas Trikupis’in Türkçeye çevrilen hatıralarını okumalarını öneririm.

İnönü, Sakarya, Dumlupınar’dan sonra 26 Ağustos 1920’de işgal altındaki vatan topraklarını yabancı güçlerden kurtarmak üzere Büyük Taarruz başlamış,  Afyon, Eskişehir, Uşak, Aydın, Manisa, İzmir başta olmak üzere, işgal altında ki yurt toprakları birbiri ardına düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” sözünü hiçbir Türk’ün aklından çıkarmaması gerekir. Ağustos’un 26’sında başlayan savaşın 30. gününde Yunan güçlerine karşı son vuruş yapılmış, yokluklar içerisindeki Mehmetçik vatan topraklarını karış karış kurtararak, İzmir’de son noktayı koymuştur. Bu zaferin ardından kurşun atmadan emperyalist işgali altındaki Trakya, Boğazlar ve İstanbul kurtarılmış, Türkün tapu senedi olan Lozan ile anayurda egemen olmanın yanı sıra İzmir İktisat Kongresiyle de ekonomik bağımsızlığımız elde edilmiştir. Vatanı satanlarda çareyi emperyalistlere sığınarak kaçmakta bulmuşlardır.

Atatürk, İsmet İnönü başta olmak üzere Milli Mücadelenin paşaları, canları pahasına savaşan kahraman askerlerimiz olmasaydı bugünlere ulaşabilir miydik?

Bugün yaşadığımız toprakları yeniden vatan yapan 30 Ağustos Zafer Bayramıdır. Dünyanın birçok devletinde böylesine anlamlı bir bayram yoktur.

Destanlaşan bu savaş kaybedilseydi ne olurdu?

Bunu düşünenler var mı?

Öncelikle Ankara çevresinde küçük bir Müslüman devletin olmasına izin verilir, Anadolu parçalara ayrılır,  sonra da onların oradan nasıl atılacağı düşünülürdü.

Yunanlılar belki de Sevr’e karşı çıkar, İstanbul ve çevresinde yeniden Bizans’ı kurmayı düşünürdü.

Milli Mücadeleye katılan başta Atatürk olmak üzere tüm komutanlar cezalandırılırdı. Türk ordusu dağıtılır, silahları ellerinden alınırdı.

Bu toprakları yeniden vatan yapanlara saygı duymalı ve 30 Ağustos’u en büyük bayramımız olarak her zaman kutlamalıyız.

Söylenecek daha çok şey var ama yazıma Nazım Hikmet’in Büyük Taarruz dizeleriyle son vermek istiyorum:

“Dağlarda tek tek

Ateşler yanıyordu.

Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar    ki …

Şayak kalpaklı adam

Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

Güzel, rahat günlere inanıyordu

Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,

Birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar.

O, saati sordu.

Paşalar “üç” dediler.

Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

Yürüdü uçurumun kenarına kadar,

Eğildi durdu.

Bıraksalar

İnce uzun bacakları üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe’den Afyon Ovası’na atlayacaktı…”

Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyete inananların 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun…