Tarihimizi Doğru Bilelim: Atatürk Samsun’a Kaç Para İle Gitti?

Ahmet Hür
1.365 views

Mustafa Kemal düşmanı Hürriyet ve İtilafçılarının belgesiz, bazı tarihçilere dayanılarak suiistimal etmeye çalıştıkları bir konuda, Mustafa Kemal’in Samsun’a giderken yanında ne kadar para olduğu ve kim tarafından bu paranın verildiği konusudur.

Kadir Mısıroğlu’na göre, Vahdettin İngilizlere fark ettirmeden atlarını satmış ve Mustafa Kemal’e 40.000 altın vermiştir. Necip Fazıl Kısa Kürek ise padişahın cebinden bir miktar para verdiğini bu miktarın 30, 40 veya 60 bin altın olduğunu söylemektedir. Ancak resmi bir belge söz konusu değildir. Yine padişahçı ve padişahın hizmetinde çalışmış kişilerin yıllar sonraki beyanları kanıt olarak ileri sürülmektedir ki bu durumun doğruluğu mümkün değildir. Ayrıca Mustafa Kemal’in Anadolu’da yaşadığı maddi zorluklara bakınca bu para verme işinin doğru olmadığını hatta olanaksız olduğunu söyleyebiliriz.

“Kurtuluş Savaşını örgütlemesi için Sultan tarafından gönderildiği iddiasına eklenen bir de 40 bin altından 400 bin liraya kadar yükselen tahsisat meselesi vardır. Bazıları da daha başka rakamlar vermekte, hatta bunun bir çanta içinde eline tutuşturulduğu da ileri sürülmektedir. Bunun da son derece büyük bir palavra olduğu o kadar altının bir çantaya sığmayacak, daha önemlisi tek kişi tarafından taşınamayacak ağırlıkta olmasıyla (320 kilo) kanıtlanmıştır.”(1)

Bu asılsız iddiaları çürütmenin bir yolu da, Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarının Samsun’a çıktıktan sonraki yaptıkları çalışmaların nasıl finanse edildiğini bilmektir. Örneğin Erzurum Kongresi gideri 1.420 liradır. Halk tarafından toplanan 1.500 lira ile karşılanmıştır. Erzurum’dan Sivas’a giderken ciddi bir ekonomik sıkıntı olduğu bilinmektedir. Böyle bir para söz konusu olsaydı ekonomik sıkıntıdan söz edilemeyeceği açıktır.

“Mustafa Kemal, 9. Ordu Müfettişi olarak 17 kişilik karargâh arkadaşıyla birlikte 16 Mayıs 1919 günü üç aylık ödeneği ile Samsun’a hareket etmişti. Ödeneği kısa zamanda tükenmiş, tüm askerlik hayatı boyunca biriktirdiği 800 lira ile Milli Mücadeleye başlamıştı.”(2) 

Atatürk’ün Samsun’a 18 -bazı kaynaklarda 22- kişilik kadrosuyla (eratlar hariç) giderken zamanın Maliye bakanından üçer aylıklarını peşin istediği ve birkaç istekte bulunduğu biliniyor. Bu konudaki tek belge Dâhiliye (İçişleri) Nazırı Mehmet Ali Bey’in Mustafa Kemal’den aldığı makbuzdur. Dâhiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, makbuz karşılığında Mustafa Kemal’e 25.000 lira vermiştir.(3) Bu belge dışında herhangi bir paranın ödemesi söz konusu değildir. Bu arada Rauf Bey’e göre de, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, örtülü ödenekte bulunan 1100 altının 1000 altınını Mustafa Kemal’e vermiştir. Bu konuda herhangi bir belge yoktur. Yine Mehmet Ali Bey, 150likler olarak Türkiye’den sürülünce yıllar sonra yurt dışında yaptığı açıklamada, 25.000 kâğıt lira verdiğini söyleyerek makbuzunu göstermiş, örtülü ödenekten ve 1000 altından söz etmemiştir.

Bu arada Mustafa Kemal Paşa’nın Samsuna kaç kişi ile gittiği de tartışmalıdır. Bazı kaynaklarda bu sayı 48 olarak gösterilirken, Samsunlu tarihçi-yazar Baki Sarısakal ise 54 kişi ile gittiğini söylemektedir. Prof. Dr. Toktamış Ateş ise, Fethi Tevetoğlu’ndan ve Şevket Süreyya Aydemir’den(4) yola çıkarak eratlar hariç 18 kişi ile gittiğini iddia etmektedir. Sadi Borak ise 22 kişi ile gittiğini söylemektedir.

Benim tespitime göre ise, her ne kadar 3. Kolordu Komutanı Miralay Refet (Bele) Bey Bandırma vapurunda olsa da, Mustafa Kemal Paşa’nın kadrosunda değildir. Kolordu Komutanlığına atanması nedeniyle aynı vapurda yer almıştır. Refet Bey dışında vapurda bulunanlar erat hariç 22 kişidir. Erat sayısı da 25 kişidir.

Bu kişiler; Mustafa Kemal Paşa’nın Kurmay Başkanı Miralay Kazım (Dirik) Bey, Yaveri Piyade Yüzbaşı Cevat Abbas (Gürer) Bey, Yaveri Piyade Yüzbaşı Mustafa (Süsoy) Bey, Yaveri Topçu Üsteğmen Muzaffer (Kılıç) Efendi, Sıhhiye Müfettişi Miralay Dr. İbrahim Tali (Öngören) Bey, Sıhhiye müfettiş yardımcısı Binbaşı Dr. Refik (Saydam) Bey, Tabip Yüzbaşı Behçet Bey, Kurmay Binbaşı (Ayıcı) Arif Bey, Kurmay Binbaşı Hüsrev (Gerede) Bey, Topçu müfettişi Binbaşı Kemal (Doğan) Bey, Piyade Yüzbaşı Ali Şevket (Öndersev) Bey, Piyade Yüzbaşı Mümtaz (Tünay) Bey, Piyade Yüzbaşı İsmail Hakkı (Ede) Bey, Piyade Asteğmen Hayatı Efendi, Piyade Asteğmen Arif Hikmet (Gerçekçi) Efendi, Asteğmen Abdullah Efendi, Adli Müşavir Ali Rıza Efendi, Tabur hesap memuru Rahmi Efendi, Tabur hesap memuru Ahmet Nuri Efendi, Kâtip Faik (Aybars) Efendi, Kâtip Mehduh (Atasev) Efendi, Yedek Subay Tahir Efendi’dir.

1 Haziran 1919 günü İstanbul hükümetinin almış olduğu kararda, Mustafa Kemal’in ödeneğinin Harbiye Nazırlığı bütçesinden verildiği ayrıca yarım aylık oranında zam yapıldığı belirtilmektedir. Yine Karakol örgütünden Topçuoğlu Nazmi Bey, Mustafa Kemal’e Rauf Beyle beraber 5.000 TL göndermiştir. Mustafa Kemal ve heyeti, Erzurum’dan Sivas’a gitmek için Binbaşı Süleyman Beyden 900 lira almışlardır. Ankara’da parasızlık durumları bilinmektedir.  Kazım Karabekir tarafından Atatürk’e hizmet etmesi için görevlendirdiği Ali Çavuş, Ankara’ya vardıktan sonra çok ekonomik zorluk çektiklerini söylemektedir. Bu açıdan çekilen ekonomik zorlukların bilinmesi bu soruya verilecek cevap için önemlidir:

“Atatürk ve mahiyeti, Ankara Ziraat Mektebinde bulunuyordu. Binada bir şekilde tabldot yemeği çıkabiliyordu ama büyük para sıkıntısı çekiliyordu. Binadaki hiçbir görevlinin eline para geçmiyordu, maaş da almıyorlardı. Atatürk dahil 36 mevcutlu karargahı, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti namına diğer vilayetlerin milli teşkilatlarından gelen küçük küçük paralarla geçindiriyorlardı. Türkiye çapında isim yapan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin parasının olmadığı, üyelerinin de meteliksiz olduğunu bilemezlerdi…Durumu Atatürk’e haber vermeye mecbur kaldılar. Atatürk, ‘Çocuk postaneyi yokladınız mı? Bakın Cafer Tayyar’dan belki havale vardır’ dedi. Hâlbuki her tarafı yoklamış ve Refet Paşa’nın elli lirasını da yemişlerdi. Ali Çavuş ‘Paşam her tarafa baktık. Hiçbir yerden havale yok’ dedi. Bu söz üzerine Atatürk, ‘Valizde annemin birkaç ziyneti var. Onları al Osmanlı Bankasına rehin bırak, para al. Çocuklar aç kalmasın’ dedi. Bu emir üzerine Ali Çavuş, valizden mücevherleri çıkararak Osmanlı Bankasına götürüp rehin bıraktı ve 200 lira aldı. Biraz rahatlamışlardı.”(5) 

Mustafa Kemal, bugünün yöneticilerine benzemez. Para sayma makinesi hiç olmadı. Ayakkabı kutusu da!

“…Ayrıca masraflar üzerindeki hassasiyetinin de ibret verici olduğunu düşünüyordu. Paşanın tüm şahsi masraflarının dökümünü Ali çavuş tutardı. Paşa, potin bağı veya kahve ocağı masraflarını bile kendi hesabına yazdırırdı. Ve ölünceye kadar da bu titizliğini sürdürdü. Millete, devlete ait olan varlıklardan bir kuruşu dahi zimmetine geçirmedi.”(6)

“Mustafa Kemal, Ankara’ya geldiği vakit 1200 lirası kalmıştı. Bu da müfettişliğe verilen 20.000 liranın artığı idi. Sonradan Diyanet İşleri Başkanı olan Rıfat Hoca tüccarlardan 6.000 lira toplayarak kendisine vermişti. Para bulmak, bu küçücük sermaye ile kurulan devleti beslemek daima çetin bir mesele olacaktı.”(7)

Faruk Yılmaz’ın “Osmanlı Borçları Tarihi” isimli çalışmasında, Milli Mücadele döneminde yaşanan ekonomik sıkıntılar net olarak anlatılmaktadır. Örnek olarak Erzurum’dan Sivas’a giderken yaşanan ekonomik zorlukları Mazhar Müfit Kansu’nun kaleminden aktarıyor. O günün ekonomik zorluklarını anlamak için bu aktarımın kısa bir bölümünü ben de okuyucu ile paylaşmak istedim.

“Akşam yemeğinde Paşa yine Sivas yolculuğuna bahsi intikal ettirerek;

-Hazır mıyız?

Ve düşündüklerini anlattı ben de:

-Elimizde çürük çarık üç otomobil var. Karoserleri berbat. Körükleri yırtık pırtık. Güneşin zararı yok. Fakat yağmur yağarsa fena. Lambaları da yok. Karpit yakacağız. Geceleri yola devam etmek mecburiyetinde kalırsak karpit de yanmaz. Burada karpit tedarik edebilmenin imkânı yok.

-Çürük çarık, yırtık pırtık, lambalı lambasız gideceğiz. Ancak üç otomobil hepimizi ve eşyamızı nakle kafi mi?.. diye sordu.

-Tabi kafi değil, cevabını verdim. Hemen taksimi yaptı.

-Rauf, Süreyya, Hüsrev, Raif Beylerle sen, Cevat Abbas ve Muzaffer otomobillere taksim oluruz. Şeyh Fevzi Efendi için de yer ayırır, kendisini Erzincan’dan alırız. Recep Zühtü, hayati, Memduh ve diğer zabit arkadaşlarla eşyalarımız da arkadan ve araba ile gelirler.

-Güzel paşam. Ben de böyle düşünüyorum. Ancak üç dört arabaya ihtiyacımız var. Bugün belediye reisi ile görüştüm. Ucuza bize araba temin edecek. Fakat 400 lira kadar paraya ihtiyacımız olacak dedim ve ilave ettim.

-Tabi yol boyunca ve Sivas’ta da paraya ihtiyacımız olacak. Kasabamızsa malum!

Paşanın bu anda üzgün bir sima iktisap ettiğini gerçekten üzülerek hissettim. Kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti, hafif sesle:

-Evet bir de para meselemiz var diye söylendi..

-Paşam, siz bu mevzu ile meşgul olmayınız. Elbette bir tedbir düşüneceğiz, diyerek mevzuyu değiştirmek kastıyla ortaya manda mevzuunu attım.”(8)

Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi için yolculuk hazırlıklarına başlamıştı. En büyük sorunlardan biri maddi sıkıntılardı. Şarki Anadolu Müdafaa-i Milliye Cemiyeti topladığı parayı Erzurum Kongresi için kullanmıştı. Cemiyetin Erzurum Yönetim Kurulu üyelerinden emekli Binbaşı Hatunoğlu Süleyman Bey elinde bulunan 900 lirayı kimsenin haberi olmaması şartıyla Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarına vermiş ve bu parayla Sivas yolculuğuna çıkılmıştır. Bu durum da bir kez daha günümüz Hürriyet ve İtilafçılarının, Mustafa Kemal Paşa Samsun’a şu kadar altın ile gitti iddialarını boşa çıkarmaktadır.

Sıkıntılar Sivas’ta da Ankara’da da devam etmiştir. Ankara’ya geldikten kısa bir süre sonra Ankara müftüsünün esnaftan yardım topladığı da göz önüne alınarak, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya giderken, Padişahtan bırakın 40.000 altını, 60.000 altını, bir kuruş bile yardım aldığını söylemek mümkün değildir.

Yararlanılan Kaynaklar:

(1) Sorularla Vahidettin. Orhan Koloğlu.Pozitif yayınları. Eylül 2007. Sf:76

(2) Osmanlı Borçları Tarihi. Faruk Yılmaz.Berikan Yayınevi.2013. Sf:125

(3)Son Padişah Vahdettin. Yılmaz Çetiner.Milliyet yayınları.1993. Sf:149.

(4) Tek Adam. Şevket Süreyya Aydemir. Remzi Kitapevi. 1983. Sf:19

(5) Ali Çavuş. Zeynel Lüle. Doğan Kitap. Aralık 2008. Sf:82.

(6) Ali Çavuş. Zeynel Lüle. Doğan Kitap. Aralık 2008. Sf:84.

(7) Çankaya(3) Falih Rıfkı Atay. Cumhuriyet gazetesi yayını. Kasım 1999. Sf:22

(8) Osmanlı Borçları Tarihi. Faruk Yılmaz.Berikan Yayınevi.2013. Sf:125-126

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR