Milli Mücadele’de Şehirlerimiz: Isparta

Ahmet Hür
812 views

Isparta sancağında mütareke döneminde, 109.800 Türk bulunurken 10.201 Rum/Yunan ve az kişi de olsa Ermeni ile Yahudi de bulunmaktaydı.

İzmir’in işgalini aynı gün öğrenen Yalvaç Müftüsü Hüseyin Efendi, Yalvaç Belediye Başkanı Abdullah Bey ve Yalvaç’ın ileri gelen bazı kişileri, Padişaha protesto telgrafı çektiler. Aynı şekilde Keçirborlu İlçesinin Belediye Başkanı Ali Bey tarafından da Sadaret makamına protesto telgrafı çekilmişti. Isparta’ya bağlı ilçelerin hemen hemen hepsinde İzmir’in işgali öğrenince o yerin İttihatçı ileri gelenleri tarafından protesto telgrafları çekilmiştir.

Ancak Isparta’da, İzmir’in işgalini protesto eden miting düzenlenmemiş, Isparta merkezden de protesto telgrafları çekilmemiştir. Isparta Mutasarrıfı Talat Bey, protesto gösterilerine izin vermemiştir.

Isparta’da, Eğridir’den Hacı Memiş Ağazade Mustafa Efendi, İttihat ve Terakki tarafından müftülükten atılmış olan Şakir Efendi, Müderris Hakkı Efendi, Hamamcızade Ethem Bey, Tahirpaşazade Hüsnü Bey, Salih Bey, Süleyman Bey, Abdullah Paşazade Mehmet Bey, Süleyman Sami Efendi tarafından 4 Nisan 1919 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkasının Isparta şubesi kurulmuştur. Milli Mücadeleye karşı olan ve bu oluşumları ittihatçıların devamı kabul eden bu kişiler Mutasarrıfla beraber hareket etmişlerdir.

Nitekim Isparta’da milli teşkilatlanmanın başladığı günlerde, Şıh mahallesindeki Kırık Minareli Cami’de iki rekat Cuma namazından sonra Hürriyet ve İtilaf Fırkası Isparta Şubesi Başkanı Süleyman Sami Efendi, halka dağılmamasını söyleyerek Fırka beyannamesini okumaya başladı. Milli teşkilatlanma aleyhindeki uzun konuşmasından sonra ‘bilhassa çetelerin, bu milleti izmihlale sürüklediği ve bunlara maddi manevi yardımın asla doğru olmadığı’ söylenince, orada bulunan Barlalı Müderris Şerif Efendi, tahammül edemeyerek ayağa kalktı ve ‘Ey cemaat! Bu beyanname bizleri gaflete sevk ederek, İzmir ve Aydın gibi memleketlerimizi de düşmanların ayakları altında çiğnetmekten başka bir şey değildir’ cevabını verdi. Bunun üzerine fırka başkanı Süleyman Sami Efendi ‘Hükümet senin kadar mı bilir?’ diyerek Şerif Efendi’yi susturmaya çalışmış, ancak Şerif Efendi sözüne devamla, ‘Yunan gibi bir alçak milletin ayakları altında çiğnenmemizi reva gören bir hükümeti katiyen tanımıyoruz’ demiştir. Arkasında cemaate dönen Şerif Efendi, ‘Ey cemaat! Görüyorsunuz İzmir’den, Aydın’dan birçok din kardeşimiz bize iltica ettiler. Bunları kurtarmak, cihat üzerimize farz olmuştur. Silahımız yoksa sopa ile şehit olmayı tercih ederiz’ hitabında bulundu.”[1]      Yunan ve İtalyan işgaline bile göz yuman ve İttihatçı düşmanlığını her şeyin üstünde tutan bu çıkarcı grupların bir süre sonra seslerinin kısıldığını görüyoruz. Bunun yanında Hürriyet ve İtilafçılar Heyeti Milliye/Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin içlerine sızmaya çalıştılar. Milli Mücadele taraftarı görünüp örgütlerin içinde anlaşmazlıklar çıkmasına yol açmışlardır.

Isparta Hürriyet ve İtilaf Fırkası şube başkanı Böcüzade Süleyman Sami anılarında, Kara Yorgi ve Ali Ulvi isminde iki kişinin Yunan propagandası için Isparta’ya geleceklerini öğrenince bunun önlenmesi ve Yunanı protesto etmek için miting yapıldığını ve yaklaşık on beş bin kişinin bu mitinge katıldığını söylemektedir. Bu mitingin yapılış tarihi 11 Haziran 1919 yani İzmir’in işgalinden bir ay sonradır. Oysaki İzmir’in işgali aynı gün yani 15 Mayıs günü öğrenilmiştir. Bu arada Kara Yorgi hakkında biraz bilgi vereyim. Kara Yorgi Isparta Rum/Yunanlılarından zengin bir tüccardır. Isparta İl İdare Meclisinde de görev yapmıştır. Eski İstinaf savcısı Ali Ulvi ile birlikte Yunan lehine propaganda yapmak için İzmir İşgal komutanlığı tarafından görevlendirilmiştir. Ancak, Teşkilatı Mahsusa’dan olduğu tahmin edilen Uçkurzade Ali Efendi bu kişileri İzmir’den itibaren izlemiş ve gerekli yerlere gerekli bilgileri vermiştir. Nitekim Isparta’ya varınca tutuklanıp Konya’ya gönderilmişlerdir.  İzmir ile Isparta arasında ticaret yapan Kahyaoğlu Mina ve oğlu Latan da Yunan hesabına casusluk yapan kişilerdi.

20 Haziran günü ikinci bir mitingin yapıldığını görüyoruz. İlk miting İzmir’in işgalinden ziyade Isparta’ya geleceği öğrenilen Kara Yorgi ve Ali Ulvi’nin protestosu konusunda iken, ikinci miting İttihatçı Hafız İbrahim Efendi’nin önderliğinde hem Yunan hem de İtalyan işgaline karşı yapılan protestodur. Katılımın 18.000 kişiyi aştığı söylenmektedir. Bu mitingde cihat ilan edilip silahlı direniş kararı alınıp yemin edilmesi de çok önemlidir.

Isparta Milli Müdafaa-i Vataniye Heyeti kurulmuş, Tahirpaşazade Hafız İbrahim Efendi, sözcüsü/başkanı olmuş ve 21 Haziran’da bir bildiri hazırlanıp Isparta’da köyler dâhil her yere dağıtılmıştır. Bildiri methi şöyledir:

Ey Müslümanlar;

            Sefil ve çıplak Yunanlıların mülevve ayakları altında ezilen muazzez topraklarımızın hayat ve namusları perişan edilen zavallı dindaşlarımızın imdadına koşmak ve atiyen her bir ihtimale karşı kendi Isparta’mızı da muhafaza ve müdafaa etmek üzere Allah’ını, peygamberini, dinini, vatanını, bihakkın seven Müslümanlara hayatını, servetini fisebilillah feda etmek farzı-ayn olmuştur. Yoksa… Mahsus olan zillet ve meskenetle namus-ı vatan muhafaza edilemez. Ecdadımız hayatlarını istihkar ederek parlak kılıçlarıyla kâinata boyun eğdirmişlerdir. Biz onların evladı değil miyiz? Eski Yunan muharebesinde Dömeke Kalesi’ni altı günde süngülerine itaat ettiren Isparta gazileri değil midir? Çanakkalelerde, Anafartalar’da, aslanlar gibi çarpışarak düşmanın cehennem gibi ateşlerine göğüs geren ve milletin sine-i ihtiramında namını şerefle yad ettiren otuz beşinci aylın efradı kimlerdir? Evet, Isparta kahramanlarıdır. Ve bugün de Isparta namına cami avlusunda ve kütüphane önünde cihat sancağı altında toplanacak olan mücahitlerimizin büyük bir fedakârlıkla namus-ı vatanı müdafaa ve İzmir vilayetimizi istirdat edeceklerine şüphe etmem, esasen vatanım müdafaa ve İzmir vilayetimizi istirdat edeceklerine şüphe etmem, esasen vatanım uğrunda hayatımı fedaya hazır olduğumu huzurunuzda yemin ile beyan ettim. Siz de kabul ettiniz. Başınızda olduğum halde Ceban-ı Hakka olan ahdimi ve din ve vatana karı vazifemi halisane ifa etmek istiyorum. Buradaki ailenizin maişeti temin, harçlığınız ve silahını ihzar edilmiştir. Memleketimizin eşrafı, muteberanı her veçhile fedakarlık ediyorlar. Artık, eli silah tutanları vazife-i vataniye ye davet ediyorum. Nusrat-ı ilahiye bizimledir. Esteizübillah ve cahid-ü filah hakkı cihade.”[2]

24 Haziran günü Isparta telgrafhanesi sürekli olarak Sadaret makamına çekilen protesto telgrafları ile ilgilenmek zorunda kalmıştır. Bir günde çekilen telgraf sayısının üç bini geçtiği söylenmektedir. Bu arada İtalyanların işgale devam etmesi de protestolara neden olmuştur. Ağustos ayında da İtalyan işgaline karşı miting yapılmıştır. İtalyanların bu tepkiler sonucu Isparta’dan ayrılıp Antalya’ya döndüklerini görüyoruz. Yaklaşık iki ay sonra tekrar Isparta’ya gelme girişimleri Hafız İbrahim Efendi’nin aldığı tedbirler sonucu engellenmiştir. Antalya İşgal Komutanı General Emilton Mutasarrıf Talat Bey’le görüşmesi sonucu geri dönmek zorunda kalmıştır. Isparta’da Milli Mücadele taraftarı olduğu gibi, Milli Mücadeleye karşı olan ve İtalyan işgaline sıcak bakan bir kesimin varlığı da unutulmamalıdır.

“İtalyan Komutanı makamında Mutasarrıf ile konuşurken, aynı binanın bir başka odasında Hafız İbrahim’e bir kişinin ’Hafız! İtalyanlardan bize ne zarar var? Memlekete birçok iyilikler getirecekler, hastane açacaklar, bol paralı müesseseler yaparak memleketi yükseltecekler, çok ileri gidiyorsun, yoksa Isparta sırf senden mi mesul dur?’ şeklinde konuşma olmuştur. Hafız İbrahim ise, bütün Ispartalılara tercüman olarak bu kişiye cevapta; ‘Evet benden mesul dur. Ecdadım bu memleketi tahta bıçakla fetih etmiş, ben de kılıcımla koruyacağım, Kalkıp gitmeniz hakkınızda hayırlı olur.’ demiştir.”[3]

Hürriyet ve İtilafçılar hemen pes etmemişlerdir. Ezanzade Hacı Ahmet Efendi’nin evinde toplantılar düzenlemişler, Hafız İbrahim Efendi’yi tehdit etmekten çekinmemişler ve çalışmalarını protesto etmişlerdir. Hatta 1919 yılının Kasım ayında dahi Hürriyet ve İtilafçıların Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine karşı protesto gösterileri yaptıklarına tanık oluyoruz.

Bu arada Konya Valisi Cemal (Artin) Bey, Hafız İbrahim Efendi’nin tutuklanıp İstanbul Divanı Harbe yollanması için Isparta Mutasarrıfı Talat Bey’e baskı yapıyordu. Mutasarrıf, Hafız İbrahim Efendi’yi tutuklamaya cesaret edemedi. Tam aksi olarak tutuklamak bir yana, Hafız İbrahim Efendi’ye Milli Mücadeleyi destekleyeceğine söz vermek zorunda kalmıştır. Bu söz üzerine Mutasarrıf görevine devam etmiştir.

21 Eylül’de resmen kurulan ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını alan, Heyeti Milliye üyeleri şunlardır. Hafız İbrahim Efendi başkanlığı üstlenmiştir. Askerlik Şube Başkanı Nurullah Bey başkan yardımcısıdır. Tahirpaşazade Hüsnü, Ciğerzade Hacı Mustafa Efendi, Bodurzade Hacı Hasan Efendi, Emir Alizade Hacı Arif Efendi, Müderris Şerif Efendi, Mevlevi Ali Dede, Yüzbaşı Hüsnü Bey(68. Alay 3. Tabur Komutanı), Yüzbaşı Mustafa Bey(Jandarma Bölük Komutanı), Emekli Teğmen İbrahim Efendi, Müderris Hacı Hüsnü Efendi, Müftü Şakir Efendi, Posta Müdürü Kahvecibaşı Mehmet Efendi, Kaçkınzade Hacı Ahmet Efendi, Bezirganzade Hacız Hafız İbrahim Efendi, Rüştü Çavuş, Uçkurzade Ali Bey, Akkaşzade Süleyman Turgut ve Süleyman Efendiler.

1919 yılının Ekim ayından sonra Isparta’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yönetimi tamamen ele geçirmiş olduğunu görüyoruz.

Meclisi Mebusan seçimleri de 30 Kasım 1919 tarihinde tamamlanmış, Konya Polis Müdürü Ispartalı Seyfullah Efendi ile babası Ispartalı olan Harbiye Nazırı Küçük Cemal Paşa mebus seçilmiştir. (Meclisi Mebusan Zabıt Ceridesi 1336, sf:138) Cemal Paşa İstanbul’un işgali ve Meclisi Mebusan’ın basılması sonucu İngilizler tarafından Malta’ya sürgün gönderilmiştir.

Meclisi Mebusan’ın kapatılması üzerine Ankara’da toplanacak meclis için Isparta’da yapılan seçimlerde Hafız İbrahim Efendi, Belediye Başkanı Nadir Bey, Müderris Hacı Hüsnü Efendi merkezden, Hacı Tahir Efendi Uluborlu’dan, İsmail Remzi Bey’de Yalvaç’tan Isparta milletvekili seçilmiştir. Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin başkanlığına milletvekilli olduğu için ayrılan Hafız İbrahim Efendi yerine Mevlevi Şeyhi Ali Dede Efendi seçilmiştir. Ali Dede Efendi başkanlığında ki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin yönetim kurulu üyeleri de; Posta ve Telgraf Müdürü Mehmet Efendi, Jandarma Bölük Komutanı Mustafa Bey, Müderris Şerif Efendi, Afşarzade Rüştü Çavuş, Emir Alizade Hacı Arif Bey, Tahirpaşazade Hüsnü Bey, Beziganzade Hacı Hafız İbrahim Efendi, Bodurzade Hacı Hasan Efendi’dir.[4]

Eğirdir’de genel hava ve Eğirdir Kaymakamı Milli Mücadele karşıtıdır. Nitekim Hafız İbrahim Efendi tarafından silahlı güçle Kaymakamlığa el konuluncaya kadar herhangi bir direniş çabası da (belgeli olarak) bilinmemektedir. Bunun yanında Eğirdirli Hacı Memiş Ağazade Mustafa Efendi ve çevresindeki İttihat ve Terakki karşıtları Eğirdir’de Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurmaya çalışmışlardır. İstanbul’da bulunan Hürriyet ve İtilaf Fırkasının Genel Merkezi ile ilişkiye girmişler ve Eğridir’de değil Isparta’da Hürriyet ve İtilaf Fırkasının şubesinin açılması yetkisini alabilmişlerdir. Mustafa Efendi Isparta’ya giderek oradaki İttihat karşıtları ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası Isparta şubesini açmışlardır.

Yaklaşık 1919 yılının Kasım ayı civarında mülki idareyi ele geçiren Hafız İbrahim Efendi sayesinde Eğirdir Heyeti Milliyesi kurulmuştur. Silahlı gücün gölgesinde kurulan cemiyetin kuruluşuna katılanlar, Telgraf Müdürü Selami Bey, Reji memuru Abdülkerim Bey, Bidayet Mahkemesi/Asliye Hukuk Mahkemesi üyelerinden Hakkı Bey, İdare Meclisi üyesi İbrahim Bey, Yüzbaşı Şükrü Bey, Jandarma Teğmeni Kemal Efendi, Tüccar Abdullah Efendi’dir. 1920 yılının Şubat ayına gelince Heyeti Milliye biraz daha güçlenmiş ve Eğirdir’in biraz daha sözü geçen kişileri oluşuma katılmıştır. Yapılan seçimde başkanlığa Tıflızade Hakkı Efendi seçilirken, yönetime de Müftü Hüseyin Hüsnü Efendi, Hacı Osmanzade İbrahim Efendi, Hatıpzade Rıfat Efendi, Hafız Ağazade Ömer Efendi seçilmişlerdir. Şubat ayında Pavlu/Sütçüler nahiyesinde de Hasan Ali Efendizade Osman Efendi başkanlığında Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Bu arada Sütçüler nahiyesinde genelde asker kaçaklarından oluşan çeteler de türemiştir. Bu durum bir süre Kuvayi Milliye’yi meşgul etse de, Delibaş isyanının da etki yapmasının önüne geçirmesi için Demirci Mehmet Efe’nin katılımıyla bölgedeki eşkıyalar temizlenmiştir. Bu arada Zümreoğlu aşireti gibi eşkıyalık yapan bazı kişi ve gruplar da Kuvayi Milliye’ye katılarak sorun çözülmüştür. Ancak 1921 yılının ortalarına doğru “Köpekçi Mevlüt Çetesi” adı altında başka bir çete ortaya çıktı. Hafız İbrahim’in önerisi üzerine Şarkîkaraağaç Kaymakamı’nın bu çeteyi Kuvayi Milliye güçlerine katarak cepheye yollanması konusunda girimleri olduğunu görüyoruz.

Konya’daki Delibaş isyanının yankıları Eğridir’e kadar gelmiştir. Miralay Şefik (Aker) Bey ve Demirci Mehmet Efe kuvvetleri, Delibaş isyanının genişlemesini engellemek için 12 Ekim günü Eğirdir’e gelmişler ve isyancılarla ilişkisi olan Müderris Kuş Hoca, Mahkeme kâtibi Sabri Efendi, Hacı Devirhanzade İsmail Ağa, Hacı Eşref Ağa ve tüccar Abdullah Efendi’nin yakalanması için harekete geçmişler yakalananları da idam etmişlerdir. Bir kısmı ise yakalanıp Isparta’da bekleyen İstiklal Mahkemesine gönderilmiştir.

Keçiborlu nahiyesinde Isparta’ya benzer şeyler yaşanmış Nahiye Müdürü Hikmet Bey’in girişimiyle Hakim Ahmet Efendi, Binbaşı Tevfik Bey, Belediye Reisi Kadızade Ali Efendi tarafından 23 Haziran 1919 tarihinde Keçiborlu Milli Müdafaa-i Vataniye Heyeti kurulmuştur. Görüldüğü gibi burada da Mülki ve Askeri erkân başı çekmektedir. Sivas Kongresinden sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine dönüşen bu örgütlenmede Nahiye Müdürü Mehmet Zühdi Bey’i başkan olarak görüyoruz. Yeni seçilen belediye başkanı olan Nuri Efendi de, eski Belediye Başkanı Ali Efendi ile birlikte yönetimde yer almışlardır. Hocazade Sadık Efendi ile Jandarma Çavuşu Rıza Efendi de cemiyetin yönetiminde yer almışlardır.

Uluborlu’da, Reddi İlhak Cemiyeti Askerlik Şube Başkanı Karabeyzade Hamdi Bey’in önderliğinde kurulmuştur. 23 Temmuz günü de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını almıştır. Kaymakam vekili Hamdi Bey ise, Kuvayi Milliye karşıtı Hürriyet ve İtilaf Fırkası mensubu bir kişiydi. İki Hamdi Bey arasındaki mücadeleyi Askerlik Şube Başkanı olan Hamdi Bey kazanmış ve Kaymakam vekili Ispartalı Hamdi Bey, Uluborlu’yu terk etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ismini alacak olan örgütlenme, cepheye teçhizat ve iaşe yollanmasında önemli katkılar sağlamıştır.

Senirkent’te Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Bezirganzade Ali Efendi başkanlığında kurulmuştur. Kuruluş tarihi olarak tarihçi Nuri Köstüklü 17 Şubat 1920 tarihi yazmaktadır.[5]

Yalvaç’ta Belediye Reisi seçilen İsmail Remzi (Berkün) Bey, Müftü ile birlikte Heyeti Milliye’yi kurmuşlardır. 1920 yılının başında da cemiyet “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adını almıştır. İstanbul’un işgali de büyük bir mitingle protesto edilmiştir. Bu arada Yalvaç Kaymakamı Milli Mücadele karşıtıdır. İstanbul Hükümetine sadık olan Kaymakam, Milli Mücadele aleyhinde çalışmalar yapmaya devam edince, zorla asker korumasında Sivas’a gönderilmiştir.

Burdur’da İzmir’in işgaline karşı ilk tepki, Burdur Askerlik şube başkanı İsmail Hakkı Bey tarafından aynı gün ilgililere çekilen protesto telgrafıdır. Burdur’da Yunan işgalini protesto için miting yapılamamıştır. Haziran ayında İsmail Hakkı Bey’in ısrarlı çalışması sonucu miting yapılmak istenmiş ancak mutasarrıf Vasfi Bey bu mitinge izin vermemiştir. Tarihçi Sina Akşin “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele(1)” isimli çalışmasında Burdur’da miting yapıldığını iddia etse de miting yapıldığına dair bir belge ortaya konmamıştır. Akademisyen Nuri Köstüklü’de “Milli Mücadele’de Denizli, Isparta ve Burdur Sancakları” isimli çalışmasında böyle bir mitingin yapılmaya çalışıldığını ancak mutasarrıf izin vermediği için yapılamadığını söylemektedir. 2. Ordu Müfettişi Cemal (Mersinli) Paşa’nın işgalleri protesto için miting yapılması emri/isteği de Mutasarrıf Vasfi Bey tarafından dikkate alınmamış, miting için bir çalışma yapılmamıştır.

28 Haziran 1919 günü İtalyan Bölüğü Burdur’a girmesine karşın Mutasarrıf’ın karşı çıkması nedeniyle protesto telgrafı bile çekilememiştir. Protesto 68. Alay Komutanı Binbaşı Cevdet Bey tarafından İtalyan Bölük Komutanlığına yapılmıştır.

Mutasarrıf ve belediye başkanının olumsuz yaklaşımlara karşın 19 Ağustos 1919 tarihinde Burdur’da Hacı Hüsnü Beyzade Mahmut Bey başkanlığında Heyet-i Milliye’nin kurulduğunu görüyoruz. Heyeti Milliye, Sivas Kongresine delege göndermek için çalışmalar yapsa da, Konya Valisi Cemal Bey’in buyruğunda hareket eden Mutasarrıf Vasfi Bey’in engellemeleri üzerine Sivas’a delege yollayamayan yerleşim yerlerindendir.

Meclisi Mebusan’a ise, Hüseyin Bey mebus seçilmiştir. Ocak ayına gelindiğinde, Belediye Başkanının değiştirildiği ve Milli Mücadeleye sıcak bakan Ahmet Efendi’nin reis/başkan olduğunu görüyoruz. Nitekim Heyet-i Milliye’nin başkanlığına Belediye Başkanı Ahmet Efendi’nin geldiği, Burdur Müftüsü Halil Efendi’nin de Heyeti Milliye’ye katıldığı görülmektedir. Hürriyet ve İtilafçı Mutasarrıf Vasfi Bey’de görevinde ayrılmak zorunda kalmış yerine Behçet Bey atanmıştır. Behçet Bey fazla İstanbul taraftarı görünmese de, toplantılara izin vermeyerek zaman zaman Kuvayi Milliye karşıtı tavır takındığı görülmüştür. Askeri Polis Teşkilatı Başkanı İsmail Bey, Behçet Bey aleyhine raporlar düzenlemiştir. Yine Burdur Maarif Müdürünün ve Mıntıka Tabibi/doktoru Hidayet Efendi’nin Damat Ferit Paşa’nın adamı olduğu ve Milli Mücadele karşıtı çalışmalar yaptıkları tespit edilmiştir.

İstanbul’un işgali üzerine Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisine Burdur’dan beş milletvekili seçilmiştir.

Burdur Müdafaa-i Milliye Cemiyetinin son yönetim kurulu şu kişilerden oluşmaktaydı: Reisi Evvel Mutasarrıf Safa Bey, Reis-i Sani; Burdur Askerlik Şube başkanı Mazhar Bey, İkinci reis-i Sani; Reşit Bey, Yönetim Kurulu üyeleri; Hacı Hüsnü Beyzade Mahmut Bey, Çilzade Fahrettin Bey, Mısırlızade Hacı Rıfat Efendi, Hamamcızade Hüsnü Efendi, Tayyarzade Osman Efendi, Hamzazade Fuat Bey, Kazancızade Ziya Bey, Bedirzade Necip Efendi, Hacı Süleyman Efendi, Hatipzade Hacı Mehmet efendi, Naibzade Şevki Efendi, Hacı Velizade Ethem Efendi.

Dünya kamuoyuna mesaj vermek için Sivas’ta oluşturulan Anadolu Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, diğer yerlerde de örgütlenmeye başlamıştı. Burdur’da da Fitnat Hanım başkanlığında 19 Şubat 1920 tarihinde “Burdur Müdafaa-i Hukuk Kadınlar Cemiyeti” kuruldu. İlköğretim Müfettişi Bekir Sıtkı Bey’in eşi olan Fitnat Hanım cemiyetin başkanlığına getirilmiştir. İkinci başkanlığa Bahattin Bey’in kızı Zekiye Hanım getirilirken sekreterliğe Başöğretmen Fatma Hanım, saymanlığa Demirzade Mustafa Efendi’nin kızı Hayati Hanım getirilmiştir. Faaliyetleri konusunda ayrıntılı bilgiye ulaşamadım.

Burdur’da azınlıklar ise mütareke döneminde çok az kişi olmasına karşın, çatışmalar başlayınca göçler nedeniyle sekiz bin civarında Rum/Yunan olduğu ve altıyüz ev de ikamet ettikleri tespit edilmiştir. Seksen bin civarında Türk olduğunu kabul edersek yaklaşık % 10 azınlık olduğunu söyleyebiliriz.

Her yerde olduğu gibi Burdur ve çevresinden İzmir’in işgali üzerine Rum/Yunan gençleri İzmir’e giderek Yunan ordusuna gönüllü yazılmışlardır. Bu durumun çoğalması üzerine Askeri tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Ancak bu konuda fazla başarı sağlanamamış sadece gönüllülerden oluşan Yunan birlikleri zaman zaman Kuvayi Milliye ile çatışmaya girmişlerdir.

Bu arada mütareke sonrası oluşan otorite boşluğunda yer yer çeteler de oluşmuştu. “Kaz Ahmet Çetesi” bu çetelerin en bilinenlerinden biridir. Bu çete asayişi bozarak bir nevi İtalyanların bu bölgeyi işgal etmesi için bahane oluşturmaya çalışmış bir çeteydi. Kuvayi Milliye’nin güçlenmesi ile birlikte ortadan kaldırılabilmiştir.

[1] Milli Mücadele’de Denizli Isparta ve Burdur Sancakları. Nuri Köstüklü. AAM.1999. Sf:155

[2] Ben de Yazdım-7- Celal Bayar. Sabah yayınları 1997. Sf:34

[3] Milli Mücadele’de Denizli Isparta ve Burdur Sancakları. Nuri Köstüklü. AAM.1999. Sf:24

[4] Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti. Nuri Köstüklü. AAM Dergisi. Temmuz 1990. Sayı:18

[5]Milli Mücadele’de Denizli Isparta ve Burdur Sancakları. Nuri Köstüklü. AAM.1999. Sf:90