Gazetecilik Suç Değildir

Nazım Tokşen
462 views

Yüce devletimiz Sansür Yasası sonrası özgür basını susturmak için geç kalmadı. Zaten bu yasanın hangi amaçla çıkartıldığını bilmeyen yoktur. Seçim öncesi iktidar hızla harekete geçerek kendisine tehlike oluşturan, muhalif ve gerçekleri yazan iki medya kuruluşuna göz dağı niteliğinde, 11 basın emekçisi arkadaşımızı ahlaksızca ve hukuksuzca gözaltına almıştır. Gözaltına alınma şekilleri bile, devletin gücünün gazeteciler üzerinde nasıl sınandığını göstermektedir. Tayyip, uzun zamandan beri bu yasanın meclisten geçirilmesini istiyordu Seçim öncesi her alanı kapatma, muhaliflere göz dağı, aleyhte kişilere sopa uygulamasına geçirilirken bu daha başlangıç diyebiliriz. Ama dün şunu gördük ki göz altına alınan gazeteciler Kürt basınında olduğu için birçok kişi ve kurumlar bu meseleyi görmezden gelerek sessiz kaldılar. Herhalde kimseye Naziler döneminde ki papaz hikayesini anlatmama gerek yok. İktidarlar bir muhalif gruba saldırmaya başladığı andan itibaren diğerlerinin pas geçilebileceği düşüncesi hayalcilikten öteye geçmez. Bakın sansür yasasının en önemli yönü nedir biliyor musunuz? Artık fikirlerinizi özgürce yazamayacaksınız. Kendisine saygısı olan herkes fikirlerin özgürce ifade edilmesinin ne kadar önemli olduğunu bilir. Hala birileri ülkede faşizmin olmadığını savunuyor. Faşizmin tanımlamasını tekrardan yapmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bu ülkede faşist bir dikta yönetimi sergilenirken, Tayyip Erdoğan’ın en büyük arzusu açıkça ülkeyi İslami faşizmle yönetmek ve ülkeyi açık bir ceza evine döndürmek. Adalet bakanı Bekir Bozdağ, “cezasızlık algısını ortadan kaldıracak bir düzenlemeye gidiliyor” açıklamasını yaparken tüm bunların tesadüf olmasını düşünmemiz de fazla saflık olmaz mıydı? Kendimize ara ara şu soruyu yöneltiyoruzdur belki,  daha ne kadar ileri gidebilirler? Tayyip ve avaneleri  koltuğunda kalmak için her yolu deneyecektir. 20 yıllık iktidarının öyle kolayca ellerinden kayıp gitmesine izin verilmeyecektir. Bu yüzden de her alanda saldırıyı genişletme çabası vardır ve bizler bu saldırılar karşısında suspus değil tam tersine daha fazla ses çıkarmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Haksızlıklara, hukuksuzluklara daha fazla ses çıkarmamız gerekiyor.  Çünkü biz bu topraklarda haksızlıklar karşısında susmamış bir geleneğin devamcılarıyız. Bu bayrak bize Bedrettinlerden, Pir Sultanlardan, Denizlerden devrolmuştur.

Son olarak göz altında olan tüm basın emekçisi arkadaşlarımızın yanındayız.  Gazetecilik suç değildir. Polis baskısı görmüş bir dergi olarak şunu söyleyebilirim ki; İktidardan korkmuyoruz. Bulunduğumuz noktadan tek bir geri adım atmadan, bu ülkede en gerici güçlerin karşısında durmaya devam edeceğiz. Gerçekleri korkmadan yazacağımızdan kimsenin zerrece şüphesi olmasın.  Yılmaz Güney’inde dediği gibi “dost ve düşman herkes bilsin ki kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.”