Dünyayı Bekleyen Sorunlar Silsilesi: Enflasyon, Resesyon Ve Kapitalizm

Nazım Tokşen
648 views

 

Kapitalizmin tarihi, krizler tarihidir dersek herhalde kimse buna itiraz edemez. Kapitalizmin ortaya çıktığı tarihten beri defalarca kriz yaşadık ve yaşamaya da devam ediyoruz. Yakın tarihe bakacak olursak, dünya 2008 yılında yaşadığı krizi hala atlatamadı. Bugün yaşadığımız yer kürede en büyük problem açık ara liderlikle enflasyondur. Bu sorun giderek ağırlaşıyor ve iddia ediyorum ki kapitalizm bu sorunun üstesinden gelemeyecektir. Diğer bir mesele ise borç sarmalı! Ülkeler, şirketler, hane halkları ve bireyler hep birlikte zincirleme bir borcun içindeyiz.

Kapitalizmi hakkıyla uygulayan nadir ülkelerden biri Amerika Birleşik Devletleri. O zaman Amerika’nın son dönemdeki iktisadi ve toplumsal sorunlarını ele alalım.

29 Haziran 2017 de, dünyanın büyük bir bölümünün ciddiye aldığı ABD Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen, “Hayatım Boyunca kriz Beklemiyorum” başlıklı röportaj verdi. Bu röportajın küçük bir pasajını buraya aktaracağım.

“Belki çok fazla ileri gitmek olarak görülebilir fakat şu an çok daha güvende olduğumuzu düşünüyorum ve (krizin) bizim yaşam süremiz boyunca gerçekleşmeyeceğini ümit ediyorum ve olacağına inanmıyorum.’’

Bu açıklamayı ilk okuduğumda, Fed Başkanı Janet Yellen makro iktisadı ayaklar altına aldı dedim. Aslında bu tabir bile masum kalır. Bu açıklama Keynesyen’i bile mezarında ters döndürür. Geçmiş dönemin Fed başkanı, ekonomist, akademisyen, siyasetçi, mevcut ABD Hazine Bakanı, aynı zamanda ”bilge” insan yellen, geçtiğimiz günlerde de şu açıklamayı yaptı:

 

Yellen, küresel gelişmelerin piyasa oynaklığını artırmasından dolayı finans sektörünü yakından takip ettiklerini belirterek, “Bugüne kadar, ABD finansal sistemi bir ekonomik istikrarsızlık kaynağı olmadı. Ortaya çıkan riskleri izlemeye devam ederken; sistemimiz, dirençli olmaya ve belirsizlikler arasında iyi bir şekilde işlemeye devam ediyor.” Dedi.

Bu kadar alıntı yeter haydi gelin verilere bakalım. İyi bir şekilde işleyen Amerika finansal sisteminde işler nasıl gidiyor.

Bakın burası çokomelli !!!

ABD’li siyaset bilimci John David Varoli: Amerikalıların yaklaşık %50’sinin artık hiç birikimi yok. %20’sinin çok az tasarrufu var. New York’un 2/3’ü tam anlamıyla dilenci. ABD’de yoksulluk görünür değil, ancak Amerikalıların %75’i zar zor hayatta kalıyor.

Dünyadaki tüm verilere bakın, bunlar bize hiçbir zaman her şeyi göstermez. Ancak bütüncül olarak bakarsak da birçok argümanı yine verilerden öğreniriz. Bu kapsamda verilere baktığımızda,

Amerika’nın toplam dış borcu:

ABD’nin toplam kamu borcu 31,1 trilyon dolara ulaştı. Para basar ve bu parayı öder dediğinizi duyar gibiyim. Klasik iktisat bilen herkes şunu bilir ki bu çok korkunç bir hiperenflasyona neden olur. Tarihten bir örnek vermek gerekirse; Almanya Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük bir savaş tazminatı ve dış borç yüküyle baş başa kalmıştı. Hükümet borç ödemeleri ve döviz alımı için Mark basmaya başladı. Bunun sonunda ülke hiperenflasyon’u gördü. Bu tezi savunanlar için konuyu biraz açma ihtiyacı duydum. Bu borç öncelikle Amerikanın büyümesinin önündeki en büyük engellerden bir tanesidir. Ayrıca Resesyon riski taşır ve krizin öncü habercisidir.

Amerika halkının barınma sorunu:

Amerika Birleşik Devletlerinde şu anda en güncel veri bile tam doğru sayıya ulaşmamıza imkan tanımıyor. Yaklaşık 3 milyon insan sokaklarda yaşıyor. İnsanların en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyacı Birleşik Devletler tarafından çözümsüz bırakılırken, Amerika’nın 2021 yılındaki askeri harcamaları 801 milyar doları buldu. Halklara gitmesi gereken para neden ölüm makinelerine ve silah tüccarlarına gidiyor, neden birileri her gün zenginleşirken milyonlarca insan yoksulluk içinde kıvranıyor? Ve neden hala bu soruları soran insanlar azınlıkta…

Amerika halkının işsizlik sorunu:

ABD’de işsizlik oranı ise yüzde 3,7’ye ulaşarak, 6 milyon 14 bin kişi oldu. Sakın bu rakam sizi aldatmasın. Amerika’da yaşayanlar ya da yakından takip edenlerin bu konu ile ilgili bilgileri yadsınamaz bir gerçektir. Birincisi bu veriler gerçek değildir her kapitalist devlet gibi Amerika’da bu konuda tüm dünyayı aldatmaktadır. Konuyu derinden araştırmak isteyenler, işsizlik verisinin nasıl hesaplandığına bakarlarsa ne demek istediğimi daha iyi anlarlar.

İkinci olarak da Amerika’da yaklaşık 40 milyon insan kayıt dışı yaşamaktadır. Yani bir nevi kaçaktır ve her gün bu sayı çoğalmaktadır. Bu kişiler işsizlik başvurusu da yapamadığı için bu veri sistemine dahil olamıyorlar. Buda başlı başına eksik ve yanlış verilerin aktarılmasına sebep oluyor.

Ben burada en önemli üç temel sorun üzerinden örnekler verdim. Amerika’nın dış borcu, barınma ve işsizlik sorunu…

Peki Avrupa’da durumlar nasıl? İngiltere’nin çiçeği burnunda yeni başkanı Rishi Sunak, göreve gelir gelmez 24 Ekim 2022 tarihinde yaptığı ilk açıklamalardan birinde; ‘Derin bir ekonomik zorlukla karşı karşıya olduğumuza şüphe yok.’ dedi. Yeni Başkanın şüphesi yok çünkü o da bir enkaz devraldığını biliyor. Liz Truss’un arkasına bile bakmadan kaçmasının bir nedeni vardı elbette.

Avrupa’yı derinden sarsan ekonomik buhran nelere yol açacak hep beraber göreceğiz. Bundan kaçış yok. Almanya uzun zaman sonra yüksek enflasyon ile karşı karşıya kalırken başta Almanya olmak üzere Fransa, Belçika, İtalya, Romanya, Çek Cumhuriyeti,Avusturya , Moldava ve Polonya’da yükselen enerji fiyatları ve yükselen enflasyon sebebi ile insanlar sokaklardaydı. Ve hep birlikte ve hep bir ağızdan haykırdılar gerçek suçluları. Çünkü insanlar maaşlarını ve kazandıklarının büyük bir bölümünü kaybediyorlar, en temel insanca yaşama hakkından mahrum kalınan bir dönemden geçiyoruz. Kirli bir savaşın ortasındayız ve bedeli yalnızca Rusya ve Ukrayna halkları değil bütün dünya halkları ödüyor. Büyük bir çoğunluk herşeyini kaybederken bir avuç para babası birikimine birikim katıyor.

 

 

Başta Amerika Merkez Bankası olmak üzere, dünyada ki bütün Merkez Bankaları 2008 krizinden çıkış olarak para basmayı tercih ettiler ve karşılığı olmayan paralar basıldı. Ancak günü kurtaran politikaların bedeli muhakkak ödenir. Nitekim bol para dönemi korkunç bir enflasyona sebep olmuştur. Yine başta Amerika olmak üzere Japonya ve Avrupa’dan da tarihin en yüksek enflasyon verileri gelmeye başladı. Amerika kıtasında ve Avrupa’da işler yolunda gitmez iken sicili pek parlak olan JPMorgan Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Pinto, ‘enflasyonu yenmek için resesyon göze alınmalı’açıklamasını yaptı. Kapitalist iktisatçılar enflasyonun yükseldiği dönemde faizlerin arttırılması tezini savunur. Fakat bu başka bir soruna sebep olur. Daniel’in hiç umrunda olmayan bir soruna resesyona gideriz. Acı bir reçete çıkar karşımıza, bedelini halkın ödediği bir reçete! Kapitalist sistem içinde yaşayan bütün herkesi vuracak bir durgunluk, kapanan fabrikalar, iflas eden şirketler, milyonların işsiz kaldığı bir bunalım dönemi başlar.

Burjuva aydın ve ekonomistlerinin çok meşhur bir palavrası vardır. ‘Kapitalizm aslında çok iyi bir sistemdir yaşadığı krizlerin temel sebebi kötü yönetilmeleridir’ derler. Oysa ki Kapitalizm kötü yönetildiği için krizler yaşamaz. Kapitalizm sürekli kriz üretir. Kriz kapitalizmin doğasındadır. Burjuva aydın ve ekonomistlerinin palavralarına inanmak yerine, kapitalizmin tahlilini yapmaya çalışalım ama bunu yaparken de doğru isimleri ve doğru kaynaklara ulaşalım.

Enflasyon ile baş edebilmek için faiz arttırma hamlesini kullanmaya başladılar bile. Uzun zamandan beri bütün bu sorunlar ötelendi durdu ve son yüzyılın en büyük ve en uzun krizi ile karşı karşıyayız. Bugünkü basılan ve karşılığı olmayan paralar ve bir de dünyanın kendi nesnel sorunlarını da eklersek, bütün dünya için hiperenflasyonun kaçınılmaz bir noktaya ulaştığını söyleyebiliriz. Bugün yaşadığımız en somut sorunlar enflasyon, işsizlik, gelecek kaygısı, savaşlar, güvenlik sorunu… Bütün bunların toplamından ortaya çıkan sonuç ise mutsuz toplumlar.

Her yeni kriz bir önceki krizi hatırlatır bize çünkü geçmişteki krizin yaraları sarılamadığı için bir sonraki krizi yaşarız. Kapitalizm var olduğu sürece krizler, savaşlar ve yoksulluk belasından kurtulamayacağız.

Son olarak Bazen insana dair umutlar kaybedilebilir, kötü giden ve uzun zamandan beri değişmediğini düşündüğünüz inançsızlık sarmalına kapılabilirsiniz. Şu hiçbir şekilde unutulmamalı ki değişim ve gelişim hiçbir zaman sona ermeyecek. İnsanlar en geri sistemleri yıkarak ilerledi ve ilerleyecektir. Bu kötü gidişat bir gün mutlaka insanlığın lehine değişecektir. Çünkü herkes insanca bir yaşamı hak ediyor. Kapitalizm her geçen gün kendi sonunu hazırlıyor ve hızlandırıyor.

Vedat Türkali’nin de dediği gibi; “Mücadele dediğin son nefesine kadar verilir. Öyle iki tur koşmakla dünya değişmez