Babamın Öldüğü Yaştayım / Rıfat Ilgaz’dan Aydın Ilgaz’a Miras

Murat Bulut
538 views

Dün, Türkiye Edebiyatında önemli yer edinmiş Toplumcu-Gerçekçi yazar Rıfat Ilgaz’ın oğlu Yazar-Yayıncı Aydın Ilgaz’ı (Aydın Abi) kaybettik. Zincirlikuyu’da ailesi ve sevenlerinin yoğun katılımıyla defnedildi.
Kendisiyle ve eşi Nilgün Ilgaz’la (Nilgün Abla) yıllar öncesine dayalı arkadaşlığımız ve dostluğumuz vardı. Mimaroba’da komşulukta yapma şansını yakalamıştım onlarla. Cem Tv’de hazırlayıp sunduğum “Kitapsız Dönmesin Dünya” programına konuk almıştım ikisini de ve yalnız başına Aydın Abi’yi de birkaç kez konuk aldım. İlk zamanlar yaptığım radyo programına da beni kırmayıp gelmişti. Ve daha çok program yapacağımızı söylemişti. Yine düzenlemiş olduğumuz edebiyat günlerine de katılmıştı. Yani buradaki amacı, hem bu tip programlara ve etkinliklere destek olmak hem de Rıfat Ilgaz’ı, düşüncelerini, duyarlığını, çektiği sıkıntılarını insanlara anlatmaya, farkındalık yaratmaya ve bilinçlendirmeye çalışmaktı. Bundan hiç vazgeçmedi ve hep çabaladı. Bir de kısa bir anekdot anlatmak isterim. Hep genelde radyo programlarımda Rıfat Ilgaz’ı anarken “yitirdiğimiz Aydın Ilgaz’ı” derdim karıştırarak oda aşağıdan ayağıma vururdu. Hemen düzeltirdim. Birkaç kere tekrarlandı bu. Aramızda espri konusu olmuştu. “Öldüreceksin” beni derdi. Bugün ise gerçekten son yolculuğuna yolladık. Devri daim olsun.
Tanıyan herkesin farklı bir insandı diyeceğini tahmin ederim ve çok kez başkaları tarafından söylenen bu söylemede tanık oldum. İnsancıl tarafı, anlatmayı seven bir yanı, çocuksu bir hali ve başkasının acısını yüreğinde taşıyan bir duyarlılığı vardı. Karakteristik özelliğini belli ki babası Rıfat Ilgaz’dan almıştı. Rıfat Ilgaz’dan Aydın Ilgaz’a mirastı bu duygu. Umarım çocukları ve torunlarıyla bu miras devam eder.
Rıfat Ilgaz, çalkantılı ve mücadeleyle geçen hayatında yazdığı sınıf kitabıyla ilk kez 1944’te hapishaneyle tanıştı. Geniş tanınırlığına herkesin bildiği Hababam Sınıfı kitabıyla ulaştı. Daha sonraları yazdığı toplumsal içerikli roman, şiirler, dergi yazıları derken sürgünler, gözaltılar, tehditlerle geçen bir yaşam ve sonrasında 2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı sonucunda yaşadığı üzüntü ve acı sonrası katliamdan beş gün sonra vefat etti. Baskılara, göz altılara tehditlere dayanan bu büyük yazar, Sivas’ta çoğunluğu yazar ve sanatçılardan oluşan katliamda canını yitirmiş insanların, aynı zamanda dostu Asım Bezirci’nin acısına dayanamadı. Ve Asım Bezirci’nin yanına defnedildi. Yıllarca kendini yetiştiren, öğrenmenin ve paylaşmanın aşığı, toplumun acılarını dert edinen ve bu durumda olgunlaşan bir insanın yaşamının son evresinde bu katliamla nasıl sarsıldığını tahmin etmek zor olmasa gerek. Aydın Ilgaz bunu bana defalarca anlattı. Nasıl yıkıldığını ve üzüldüğünü anlattı. Barış içinde paylaşımcı bir toplum beklentisi ve umudu acaba tamamen kendini umutsuzluğa mı bırakmıştı? Umut tükendiği zaman yaşamda tükenir.
Ve Aydın Ilgaz, aynı babasının duyarlılığını yaşadığını, oturup Büyükçekmece sahilindeki konuşmamızda gözünün yaşarmasından ve diğer sohbetlerimizden anlaşılıyordu. Aynı duyarlılıklar farklı yaşamlar ve mücadeleler.
Şimdi Aydın Ilgaz babasının öldüğü yaşta ve hep o yaşta kalacak. 82 yaşında babası vefat etmişti kendisi de o yaşta yani 82 yaşında vefat etti. “Babamın öldüğü yaştayım” der gibi.
“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna kaldık.” Gerisini siz tahmin edin.